Bitlis Şehir Tanıtımları

  • Konbuyu başlatan Misafir
M

Misafir

Forum Okuru
bitlis şehri bitlisli ünlüler bitlisten görüntüler bitlisin özellikleri bitlisin yeni görünümü
BİTLİS'İN TARİHİ

Geçmişi M.Ö. 2000'li yıllara dayanan bir yerleşim merkezi olan Bitlis il sınırları içinde Urartu, Pers, Mekadonya Krallığı, roma ve Bizans dönemlerine ait izlere rastlanmaktadır.

Halife Hz. Ömer zamanında (641) İslamiyetle tanışan Bitlis, Emeviler, Abbasiler ve Mervanilerin yönetiminde kalmıştır. Selçuklu ve Eyyubi Türkleri ile birlikte bölgeye gelen Müslüman Türklerden önce bölge, Türk iskanını Anadolu'da İslamiyetle tanışan Proto-Türklerle birlikte, Sultan Alparslan'dan beş buçuk asır önce görmüştür.

Bitlis, Müslüman Türklerin Anadolu'ya giriş tarihi olan 1071'den itibaren çeşitli Türk devlet ve beyliklerinin idarisinde (Safavi, Selçuklu, Eyyubi, Ak Koyunlu, Kara Koyunlu Devletleri, Ahlatşahlar, Çandaroğulları, Şerefhanbey) Osmanlı İmparatorluğu'nun bölgeye hakim oluşuna kadar gelmiştir.

1537 tarihli bir icmal defterinde Bitlis, çevresindeki Tatvan, Ahlat, Muş, Bulanık ve Hınıs nahiyeleri kendisine bağlı olan bir Osmanlı ili olarak gösterilmektedir.

Daha sonra Muş sancağına bağlı bir kaza olarak 19. yüzyılın ortalarına kadar gelen Bitlis 1879'da Siirt, Muş, Genç, Bitlis Merkez sancaklarının bağlı olduğu 4 sancak, 19 kaza, 8 nahiye ve 2088 köyden oluşan vilayet merkezi olmuştur. Bitlis merkez sancağının sınırları bugünkü Bitlis ilinin sınırlarına denk düşmektedir.
Bitlis 17, 18 ve 19. yüzyıllarda bölgenin kültür ve sanat merkezi olmuştur. Dönemin medrese, cami, külliye, han, hamam gibi yapıları bugün ilin geçmişteki o parlak döneminin delili olarak ayakta durmaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde monografisini çizdiği dört ilden biri Bitlis'tir. Seyahatnamenin Türkçeye çevrilen 6. cildinin 200 sayfayı aşkın bölümü Bitlis v eçevresini anlatmaktadır.

3 Mart 1916 tarihinde Ruslarca işgal edilen Bitlis, Gazi Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki 16. Kolordu ve Çanakkale cephesinden gelen 2. Ordu birlikleri ile milis güçlerinin mücadelesi sonucu 8 Ağustos 1816'da düşman işgalinden kurtarılmıştır.
Birinci Dünya Savaşı başlarken nüfusu 60.000'e yaklaşan Bitlis, Rus işgali sırasında büyük bir yıkım ve göç yaşamış, özellikle Ermeni çetelerinin katliamı sonucu il merkezinin nüfusu birkaç yüz kişiye kadar inmiştir.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Bitlisin coğrafi konumu

BİTLİSİN COĞRAFİ KONUMU

Bitlis, Doğu Anadolu Bölgesi'nin yukarı Fırat ve yukarı Murat bölgelerinin sınırları üzerinde, Doğu Anadolu'yu Güneydoğu Anadolu'ya bağlayan doğal geçit üzerinde bir vadi kendi olarak kurulmuştur.

İl toprakları 41 derece 33 dakika, 43 derece 11 dakika doğu boylamları ile 37 derece 54 dakika, 38 derece 58 dakika kuzey enlemleri arasında olup, kuzeyde Ağrı (Patnos) ve Muş (Bulanık, Malazgirt), batıda Muş (Hasköy, Korkut) ve Batman (Sason, Kozluk), güneyde Sirt (Baykan, Şirvan), doğuda ise Van (Gevaş, Erciş) ile komşudur.
Deniz seviyesinden yüksekliği 1553 metre olan Bitlis'in alanı 6707 km2'dir. Bu alan il sınırları içerisinde kalan Van Gölü'nün göl alanı ile birlikte toplam 8583 km2'ye ulaşmaktadır.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Doğal şekilleri ve özellikleri

DOĞAL ŞEKİLLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Bitlis, teknotik (Yer içi göçler nedeniyle ortaya çıkan olaylar) açısından aktif bir bölgedir. Bu itibarla Van Gölü'nün kuzey ve güney bölümleri birinci derece, ilin geri kalan bölümleri ise ikinci derece deprem kuşağı içerisinde yer alır. Genel olarak ilin yüzey şekillerini Van Gölü'nün güney ve kuzeyinde sıralanan volkanik yapılı dağlar ile bunlar arasındaki düzlükler oluşturur.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Dağlar:

Dağlar:
Güneydoğu Toros dağlarının uzantıları olan ve il topraklarının %71'ini kaplayan dağlar içerisinde 4058 metre yüksekliği ile ülkemizin ikinci en yüksek dağı olan Süphan dağ da yer almaktadır. Ayrıca 1441 yılında lav püskürmesini durduran ve jeomorfolojik özellikleri itibariyle ülkemizde birinci, Avrupa'da benzerleri arasında dördüncü sırada yer alan krater gölüne de sahip olan Nemrut dağı, Bitlis il sınırları içerisinde yer almaktadır.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Ovalar:

Ovalar:
İl topraklarının anca %10'unu oluşturan ovaların en önemlileri Ahlat, Arin ve Adilcevaz ovaları ve Muş Ovasının Güroymak ilçe sınırları içerisinde kalan kısmı ile Bitlis - Tatvan arasında bulunan Rahva düzlüğüdür.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Çaylar - Dereler:

Çaylar - Dereler:
Van Gölü yakınlarından doğan ve bölgedeki dağları derin vadilerle yardıktan sonra, il sınırlarını aşan Garzan ve Bitlis Çayı, Güzeldere, Akkız ve Horoz dereleri ile ilin kuzeyindeki dağlardan kaynak alan Karasu ve Mutki ilçesi Mahbuban yaylasından doğan Huyut Çayı ilin başlıca akarsularındandır.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Göller:

Göller:
Doğu Anadolu'da sınırları içerisinden en fazla göl bulunan il bitlistir. İlde Van, Nazik, Arin Aygır ve Nemrut krater gölleri bulunmaktadır.

Van Gölü Türkiyenin en büyük gölü olup 3713 km2'lik alanın 1876 km2'lık kısmı Bitlis sınırları içindedir. Çevredeki akarsulardan beslenen ve dışa açılan bir ayağı bulunmayan gölün suyu sodalı ve tuzludur. Van Gölünden ayrılarak oluşan Arin Gölünün suyu da sodalı ve tuzludur.
 
M

Misafir

Forum Okuru
İklim:

İklim:
Meteorolojik Özellikler:

Denizden uzak ve dağlık bir bölgede yer alan Bitlis ilinde sert karasal iklim özellikleri görülür. Kışlar uzun, soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise sıcak ve kuraktır. Van Gölü kıyısında gölün iklimi yumuşatması sonucu göl kıyı kesimi ile gölün etkisinden uzak bölgelerde kısmi farklılıklar görülür.

Kar seviyesinin ilde diğer bölgelere göre yüksek olması ve yerde kalış süresinin uzunluğu kış sporları ve kış turizmi için önemli imkanlar sağlar. Bu itibarla kayak sporu ilde başarılı ve yaygın olarak yapılan spor dalıdır.

Ayrıca il sınırları içindeki 215 km.lik Van Gölü kıyı şeridi ve üzerindeki kumsallar, kıyı turizmi açısından ayrı bir doğal kaynak oluşturur.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Doğal Bitki Örtüsü:

Doğal Bitki Örtüsü:
İl topraklarının %10'u ormanlık olup, Doğu Anadolu Bölgesinde en fazla orman alanına sahip illerin başında yer alır. İlin güneyindeki dağlık alanda yer alan ormanlarda hakim ağaç türü meşedir. Bundan başka soğuğa dayanıklı ardıçlar, yaban meyve ağaçları ile derin ve sulak vadi alanlarında söğüt, çınar, kavak ve ceviz ağaçları, yanında yer yer görülen yabani Antep fıstığı ağaçları genel ağaç türlerini oluşturmaktadır.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Yaban Hayvan Varlığı:

Yaban Hayvan Varlığı:
Bitlis ili yaban hayvan hayatı açısından önemli bir potansiyele sahiptir. sulak ve tarıma açılmamış verimli alanların çokluğu yaban hayatı için doğal gelişme ve koruma ortamı sağlar. İldeki göllerin ve su kaynaklarının çevreleri sayıca bol olan kaz, ördek türleri ile su kuşlarının konak alanlarıdır.

Keklik, bıldırcın, üveyik, toy gibi av kuşları yanında, yaban koyunu, dağ keçisi, yaban domuzu, ayı, kurt, vaşak, tavşan, tilki ve sansar gibi hayvanlar bölgedeki yaban hayvan potansiyelini oluşturur

Bu sosyal, kültürel ve ekonomik çöküntünün sonucu olarak 12 Haziran 1929'da 1509 sayılı Kanun'la Muş iline bağlanarak ilçe yapılan Bitlis, 1936 yılında yeniden il olmuştur. Ancak bu güzel şehir tüm çabalara rağmen Birinci Dünya Savaşı öncesi parlak günlerini yakalayamamıştır.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Bitlis'in ekonomisi

BİTLİS'İN EKONOMİSİ
EKONOMİ:
Toprakların %71'i dağlık alanlarla kaplı Bitlis'in yer şekillerinin, ikliminin, yer altı kaynaklarının yeterli biçimde değerlendirilememesi, büyük sanayi ve iş merkezlerinden uzakta bulunması ilin sanayileşmesini engellemiştir.

Bitlis geri kalmış bir ekonomik yapıya sahiptir. 1968 yılında kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınmış, ancak bugüne kadar yeterli kalkınmayı sağlayamamıştır.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Madenler:

MADENLER:
Maden Tetkik ve Arama Enstitüsünce belirlenen, Türkiye yer altı kaynakları envanterine göre, Bitlis; Doğu Anadolu Bölgesi'nde maden yatakları yönünden en zengin illerden biridir.

Bitlis'te, kurşun, çinko, demir fosfat, aspest, krom, nikel, çimento ham maddesi yatakları önemli maden varlığıdır.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Tarım:

TARIM:
İlde nüfusun %80'i tarım sektöründe istihdam edilmektedir. Üretimin %37'sinin tarımdan elde edildiği Bitlis'te halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarıma ayrılan alanlarda buğday, arpa, tütün ve şeker pancarı yetiştirilir.

Bitlis tütünü tek başına içilebilen nadir tütün türlerinden olup ilin ilin adını yurt içinde ve yurt dışında duyurmuştur. Ayrıca ilde bol miktarda ceviz yetiştirilmektedir.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Hayvancılık:

HAYVANCILIK:
İlin en önemli geçim kaynağı olan hayvancılık büyük ölçüde geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır. Sığır, koyun ve kıl keçisi yetiştiriciliği yanında arıcılık da il ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Yerli kovanlarda üretilen ve ilin tanıtımına da katkıda bulunan Bitlis balı ilaç olarak ta kullanılmaktadır.

Süt ürünlerinden otlu peynir, tulum ve küp peyniri, tereyağı (sade yağ), kurut, lor üretimi de oldukça yaygındır.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Bitlis'in spor tarihi

BİTLİS'İN SPOR TARİHİ
Kaynaklara göre Bitlis’te spor 1500’lü yıllara dayanmaktadır. 1600’lü yıllarda cami ve tekkelerde ders bittikten sonra bir köşede satranç oynanırmış. Oyun üzerine çıkan tartışmalar kavgalar bazen de cinayetlere sebep olurmuş. Bunun üzerine satranç oynamak Bitlis Bey’i Abdal HAN tarafından yasaklanmıştır. Fakat Evliya Çelebi 1556’da Bitlis’i ziyareti sırasında yine oynandığına tanık oluyor. Evliya Çelebi yukarıda anlatılan satranç oyunundan başka askeri bir oyun olan ciritin de yaygın oynandığından bahsetmektedir. Abdal HAN’IN ortaya koyduğu ödülleri almak için büyük çekişmeler yaşandığını da yazmaktadır. Ayrıca ok atma yarışmaları, ip cambazlarının gösterileri, günümüz modern dağcılığını andıran pehlivanın iki çivi ve bir çekiç yardımıyla bir duvara tırmanması, kış aylarında kızak yarışlarının yapıldığına dair bilgilerimiz de mevcuttur. İlimiz de spor çalışmaları 1902 tarihinde başlamıştır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi halk arasında yaygın bir spor olan at yarışları ve cirit oyunları ile devam etmiştir. Bu arada avcılık ve atıcılık branşlarında da bir takım spor faaliyetleri mevcuttur. At yarışlarında birincilik kazanan sporculara ödül olarak bir at hediye edildiği ve nakdi mükafat da verildiği bilinmektedir. Atıcılıkta en iyi dereceyi alan sporcu ise ilin en iyi nişancısı olarak herkes tarafından taktir ve hayranlıkla karşılanırdı bu da tüfek ve çeşitli hediyelerle mükafatlandırılırdı. 1902 ile 1912 yılları arasında Bitlis’in Kurubulak semtinde kurulan Amerikan Koleji’nde tenis ve golf sporları yapılmıştır. Halkımızın bu sporlarla uğraştığı eski kaynaklardan öğrenilmektedir. Cumhuriyetin ilanından sonra genellikle bütün spor dallarında ilerlemeler kaydedilmiştir. Bunlar arsında futbol, kayak ve yüzme sporlarında oldukça başarılı olunmuştur. 1926 yılında ilimizin ilk futbol kulübü olan Güzeldere Gençlik ve Spor Kulübü vali Kazım Dirik Paşa ve kulübün ilk başkanı Nizam BARUT’un önderliğin de kurulmuş ve faaliyet yapması sağlanmıştır. Zamanın da modernleşip teşkilatlanarak tüm toplumlarda yaygın bir hale gelen bugünkü spor nevilerinin bile henüz vücut bulamadığı devirlerde bile Bitlis’te golf, tenis, kızak, buz pateni, avcılık, atıcılık, at yarışları, güreş, atletizm ve halk oyunları sporlarının halk arasında sık sık tertiplenip düzenlendiği bilinen gerçeklerdendir. İlimizin geçmişteki bu spor zenginliği daha sonra günümüz cazip sporlarından futbolu da içine alarak daha da renklenmiştir. Bütün ilgiyi üzerine toplayan bu spor branşı golf, tenis, cirit, güreş, atletizm gibi sporları gölgesinde bırakmış; Halk arasında kendisini kabul ettirmiştir. Bölgenin iklim özelliği ve coğrafi konumu göz önünde bulundurulursa ilimiz ve çevresinde bazı spor dallarının daha etkin olduğu görülür. Bunlar arasın da avcılık, futbol, atletizm ve her türlü kış sporları sayılabilir. Ayrıca ilimiz yüzme sporuna da yatkın bir ildir. Bitlis’te resmi spor teşkilatı 1924 yılında bölge başkanı Vali Kazım Dirik Paşa tarafından kurulmuştur. Vali Kazım Dirik Paşa spora büyük önem vermiş ve ilk teşebbüsü futbol dalında yapmıştır. Bu günkü stadın inşa edildiği yerde Gökmeydan denilen eski bir mezarlığı futbol sahası haline getirmiş ve gençlerin futbol oynaması sağlanmıştır. 1962 yılında Vilayet Tahrikat Katibi görevinde bulunan Hasan Tahsin ÖZDEMİR, Vali Nurettin HAZAR fahri olarak Bölge Müdürlüğüne getirilmiştir. 1966 yılında kadrolu bölge müdürü olan Hasan Tahsin ÖZDEMİR gayretli çalışmaları ile ilimize yeni tesisler kazandırmıştır. Bu cümleden olan teleski tesisinin kurulması içinde teşebbüslerde bulunmuş ve çabalar sonunda ilimiz kıymetli bir tesise kavuşmuştur. Teleski tesisi bölge kayakçılığının gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Bu tesis eski Kayak Federasyonu Başkanı rahmetli Asım KURT’un ve Bölge Müdürü Hasan Tahsin Özdemir’in müşterek çalışması neticesinde kurulmuştur. Daha sonra tahrip olan bu tesis maalesef yıkılmıştır. İl kayak sporunda geriye gitmeye başlamış alt yapıdan sınırlı sayıda sporcu yetişmeye başlamıştır. 1993’te Bitlis’te amatör spor kulüpleri federasyonu kurulmuş olup ilk kurucuları Cevdet İÇYER, Adnan BAKIRCIOĞLU, Halil GÜL, Baki GÖKÇE, Özden Oto, Veysi BUCA ve Şirin BAĞOĞLU’dur. 1993’ten 1996’ya dek, Cevdet İÇYER 1996’dan günümüze kadar başkanlığı devam eden Adnan BAKIRCIOĞLU’dur. Bu şahıslarında ilimiz sporuna katkıları önemli derecededir. 1995 yılında Bitlis’e vali olarak atanan Osman BADRASLI spora ve sporcuya olan ilgisinden dolayı ilin spor geçmişini incelemiş ve dönemin İl Müdürü Cevdet İÇYER’le çalışmalara başlamıştır. İlin 8 Ağustos stadı çim yapmış, spor salonunun ve stadyumun daha modernleşmesi için çaba sarf etmiştir. Ayrıca çeşitli spor etkinlikleri düzenlemiş ve sporculara teşvik için ödüller vermiştir. Birde yıkılmış olan Teleski tesisinin tekrar yapımı için uğraşmış ve çabalar sonuçsuz kalmamıştır. Tesisin büyük bir kısmı yapılmıştır. Fakat tesisi tamamlamaya ömrü yetmemiştir. Onun ölümünden sonra tesis olduğu gibi kalmıştır. Ta ki 2002 yılında Uğur BORAN Bitlis’e Vali olarak atanmıştır. Uğur Boran doğru ve kararlı spor politikaları ile bölge sporunun gelişmesinde büyük rol oynamış gençleri spora çekmeyi başarmıştır. Bitlisli iş adamların desteğini alarak Osman BADRASLI zamanında yarım kalan kayak evi tesisini tamamlamış ilimizi modern bir tesise kavuşturmuştur. İlde kaldığı bir buçuk yılda böyle bir başarıyı yakalaması Bitlis halkı tarafından taktirle karşılanmış ve unutulmazlar arasına adını yazdırmıştır. Bitlis’te 1998 yılından sonra atletizm antrenörü Fadıl KARA’nın meşakkatli çalışmaları sonucu atletizm de büyük çıkış yakalamıştır. Fadıl KARA Türkiye şampiyonu sporcular yetiştirmiş ve milli takıma sporcular vermiştir. Belli dönemlerde profesyonel futbol takımlarıyla, kayak Atletizm, ve halk oyunlarıyla yükselişe geçen ilimiz sporu maalesef hiçbir zaman tatmin edici düzeye ulaşmamış sürekli erozyona uğramıştır. İlimizde genç nüfus fazla olmasına ve coğrafi koşullardan kaynaklanan kuvveti üst düzey olan bu gençler ne acıdır ki kahve köşelerinde oynadıkları oyun kadar sporu tanımıyorlar. Bu son derece üzücü bir durumdur. Milletler gücünü tarihten alır. Bu spor içinde geçerli bir yargıdır. Nasıl ki yakın geçmişimizde kayakçılarımız, folklorcularımız ve futbolcularımız yüzümüzü güldürmüşse gelecekte de bunun devam edeceğine şüphemiz olmamalıdır. Yanlış spor politikaları nasıl ki bizi geriye götürmüşse bugün doğru ve kararlı spor politikalarıyla ileriye gitmek her geçen gün gelişim ve değişim içinde olmak tek hedef olmalıdır. İLİMİZ BİTLİSTE SPORUN KALKINMASINDA EMEĞİ GEÇMİŞ KİŞİLER VE YAPTIKLARI HİZMETLER: Bölge sporunun kalkınmasında Vali Kazım Dirik Paşa’nın emeği büyüktür. Kulüp kurulması için yapmış olduğu teşebbüsler müsbet neticeler vermiş, futbol sahası yaptırarak bölgemize büyük hizmette bulunmuştur. 1926 yılında Nizam Barut önderliğinde Güzeldere Spor Kulübünü kurmuş ve faaliyet yapmasını sağlamıştır FUTBOL DALINDA EMEĞİ GEÇMİŞ KİŞİLER: Cevdet Geboloğlu, Rıfat Güney, Talat Güner, Celal Bey, Besim Sadullah Müftügil, Muzaffer Barut, Selahattin Geylani, Cezmi Öztekin, Azmi Öztekin, Mevlüt Karayılan, Rahmi Dağ, Naviz Giray, Celal Kayaoğlu, Ali Özdemir, Reşat Barut, Kamil Tınar, Kemal Özcan, Maruf Okumuş, Ali Okumuş, Necati Eren, Reşat Altınkılıç, Lütfü Kazaz Selahattin Yetişkin, Ecvet Geboloğlu, Şevket Turgurga, Cemal Barut, Saffet Eren, Burhanettin Geylani, Sami Yetişkin, Memduh Yetişkin, Cevdet İçyer, A.Adil Bakırcıoğlu, Ercan Güzelkaya, Halil Gül, Baki Gökce, Veysi Buca, Şirin Bağoğlu’nun katkıları önemli derecededir. KAYAK DALINDA EMEĞİ GEÇMİŞ KİŞİLER: Vali Sakıp Beyko, Vali Nurettin Hazar, Vali Nusret Budinç, Vali Osman Badraslı, Vali Uğur Boran, Spor eski İl Müdürü Hasan Tahsin Özdemir’in hizmetleri çok önemlidir. Bu spor dalına fiilen hizmet eden şahıslar: Besim Sadullah Müftügil, Selahattin Yetişkin, Şevket Turgurga, Nuri Mermut, Cevdet Geboloğlu , Sami Yetişkin, Cemal Barut, Saffet Eren, İrfan Cenkçi, Azmi Yetişkin, Metin Yetişkin, Cahit Çelebi, Nedim Türer, Cezmi Seferbey, Hasan Tahsin Uluca, Hayrettin Kıvanç, Rasim Han, Doğan Çenkçi, Naci Eren, Yusuf Hamamcıoğlu, Cem Yıldız, Yunus Yıldız, Metin, Aysal, Bülent Demir, Levent Balaman ve Halef İlyas Bitlis’te Kayak Sporunun Ayak tutan isimlerdir. TENİS DALINDA EMEĞİ GEÇMİŞ KİŞİLER: 1941 yılında Bitlis’te vali olarak görev yapan Hulisi DEVRİMER bu günkü Erkek Sanat Enstitüsünün yerinde tenis sahası yaptırmış. Ortaokul riyaziye öğretmeni Emin Erdemli’de tenis öğretmeni olarak büyük hizmetlerde bulunmuştur. VOLEYBOL DALINDA EMEĞİ GEÇMİŞ KİŞİLER: Halk Evleri zamanında kurulan voleybol sahaları voleybol sporunun kalkınmasında önemli bir rol oynamıştır. Sait Ahlatlı, Necat Öztekin, Necdet Geboloğlu, Saim Sümer, Rahmi Dağ, Levent Topuz, Metin Aysal, Fadıl Kara ve Ertan Ertek’in voleybol sporuna büyük emek vermişlerdir. SATRANÇ DALINDA EMEĞİ GEÇMİŞ KİŞİLER: Kudbettin Bayav be Burhannetin Avşar’ın son yıllardaki çalışmaları bu alanda canlanmaya neden olmuştur. ATILCILIK DALINDA EMEĞİ GEÇMİŞ KİŞİLER: Behçet Menteş, Şevket Çelik, Osman Gül, Kamil Tınaz’ın yardımları ve çalışmaları önemli hizmetlerdir. BOKS DALINDA EMEĞİ GEÇMİŞ KİŞİLER: Kadir Gündüz, Nazif Özçınar, Cahit Çelebi, Nevzat Güner, Mehmet Namlıoğlu, Yusuf Hamamcıoğlu, Doğan Çenkci, Niyazi Erem, Haluk Haluk ve Ayhan Dağın’ın emekleri vardır. ATLETİZM DALINDA EMEĞİ GEÇMİŞ KİŞİLER: Vali Uğur BORAN, Spor Eski İl Müdürü Cevdet İÇYER, şu an Bitlis’te Gençlik Spor Şube Müdürü Aydın AVCİL, Bitlis Kamp Eğitim Merkezi Müdürü Refik AVŞAR, Lisans Şefi Nadir ERVÜZ ve Atletizim Antrenörü Fadıl KARA’NIN ana spor dalımız atletizme sahip çıkmaları ilimiz atletizm sporunun gelecek kaygısını bir nevi olsun azaltmıştır. HALK OYUNLARI DALINDA EMEĞİ GEÇMİŞ KİŞİLER: Adıl Hasnedar, Nuh Namlı, Mehmet Reşit Hazine, Remzi Namlı, Tahsin K***** Behrivan Öndoğan, Cemal Gülmez, Vahdet Hatipoğlu, Metin Kazaz, Siahmet Namlı, Muzaffer Namlı, Azmi Sucuk, Nevzat Teker, Ahmet Köçer, Sadık Koçyiğit, Selahattin Kaçar, Mustafa Yiğin, Besim Ergenç, Ziya Muşlu, Veysi Eren, Kemal Koçyiğit, Cesim Çelebi, Ekrem Araboğa, gibi isimler Bitlis’te halk oyunlarını, kendi yöresinin dışına çıkartmak, buralarda sergilemek ve yarışmalara katılmak amacı ile bu dalda emek vermiş önemli şahsiyetlerdir.Ayrıca Mehmet Ölekli, Selahattin Kalbent, Cahfer Dayı, Muhsin Akgün gibi isimler yarışmalara katılmayıp halk içinde oyunculukları ve bazı hareketleri ile isim yapmış kişilerdir. İLİMİZ SPORU İLE İLGİLİ BAZI İSTATİSTİKLER Şu an ilimizde 20 amatör, 1 profesyonel futbol takımı bulunmaktadır. Bu amatör takımların. 10’u ilçelerimizde bulunmaktadır. Bunlar Tavan’da 3, Mutki’de 2, Güroymak’da 2, Ahlat, Adilcevaz ve Hizan’da 1’er takım bulunmaktadır. İlimiz Bitlis doğumlu olup Bitlis’te spor yapan 15 profesyonel ve 500’ün üzerinde amatör futbolcu bulunmaktadır. Şu an günümüzde son rakamlara göre ilimizde futbol branşı dışındaki sporcu sayısı 109 bayan, 616 erkek, faal sporcu sayısı 25 bayan 171 Erkek sporcu kartlı sporcu sayısı 33 bayan, 249 erkek sporcu vardır. (Bu sporcular tesis imkansızlıkları nedeniylede belli dönemlerde antrenmanlarına devam edebilmektedirler. ) İlimizin ilk lisanslı sporcuları futbol branşından Mevlüt Karayılan, Azmi Öztekin, Kemal Özcan ve Talat Güner’dirler (1926) İlk kulübümüz Güzeldere Gençlik Spor Kulübü olup 1926’da kurulmuştur. İlk ilçe kulübümüz ise Adilcevaz Süphan Spor Kulübüdür, 1954 de kurulmuştur. BİTLİSİN YETİŞTİRDİĞİ BAŞARILI SPORCULAR: (Alfabetik Sıralama) Adıl Hasnedar Ahmet Köçer Azmi Sucuk Azmi Yetişkin Bayram Bulut Behcet Çelik Behrivan Öndoğan Besim Ergenç Bülent Demir Cahfer Dayı Cahit Pavik Can Kınay Cem Yıldız Cemal Barut Cemal Gülmez Cesim Çelebi Cevdet İçyer Doğan Çenkçi Ecvet Timuçin Ekrem Araboğa Enver Oral Ercan Özügüzel Erkan Akalın Erkan Mermut Ersin Ayrıksa Fadıl Kara Fahrettin Altılar Faruk Pütgül Fatih Yıldız Halef İlyas Hazma Yıldırım Hikmet Zeydan Hulisi Güneri İhsan Eser İhsan Kendirci İlhan Akalın Kadri Arslan Kemal Koçyiğit Kemal Önalan Kenan Kenan Kenan Uzel Kenan Yıldız Levent Balaman Mehmet Ölekli Mehmet Reşit Hazine Memduh Yetişkin Mesut Huyut Metin Aysal Metin Kazaz Metin Kazaz Metin Yetişkin Muhsin Akgün Muhsin Atlan Musa Torun Mustafa Balık Mustafa Yiğin Muzaffer Namlı Muzaffer Türksoy Muzeffer Türk Nahit Pavik Naif Göktekin Nazmi Tahinci Nazmi Tahincioğlu Necati Köseoğlu Necip Bayram Nesim Yıldız Nevzat Güner Nevzat Güneri Nevzat Körüklüoğlu Nevzat Teker Nihat Yalçın Nuh Namlı Özbay Geboloğlu Rafet Bulutlu Rahmi Tahincioğlu Rahmi Yıldız Remzi Namlı Remzi Sönmez Sabri Arslan Sadık Koçyiğit Sebahattin Hamamcıoğlu Sebahattin Seferbeyoğlu Sedat Etik Sedat Hamzacelebioğlu Selahattin Kaçar Selahattin Kalbent Selahattin Yapa Siahmet Namlı Sinan Taşdemir Süleyman Aysal Şahin Köçer Tahsin Kolum Tahsin Uluca Vahit Pavik Vahted Hatipoğlu Vedat Tör Veysi Eren Yunus Yıldız Yusuf Hamamcıoğlu Zafer Aksüt Ziya Muşlu
 
M

Misafir

Forum Okuru
Bitlis

Bitlis


Tarihçiler Bitlis tarihini değişik zamanlardan başlatmaktadırlar. 5000 yıllık, 7000 yıllık tarih gibi. Gerçekte Bitlis tarihi Neolotik Çağ dediğimiz Yenitaş dönemine kadar uzanmaktadır. Neolitik Çağ, Yenitaş veya Cilalı Taş Devri denilen bu dönem, Ortataş Devri ile Tunç Devri arasındaki arkeolojik dönemdir. Bu dönem M.Ö. 3000 yıllarıyla 9000 yılları arasını kapsamaktadır.

Bitlis ve yöresinin yazılı tarih öncesi oldukça karanlıktır. En önemli nedenleri yüzeydeki buluntuların az olması ve bugüne kadar gerçekçi bir arkeolojik çalışma yapılmamasıdır.

Bitlis ili sınırları içerisinde bulunan Süphan ve Nemrut dağlarındaki obsidyen (doğal cam yatakları), doğrudan olmasa bile dolaylı olarak bu yöre tarihinin Neolitik dönemine kadar çıktığını göstermektedir. Obsidyen yataklarından elde edilen doğal camın yontucu, kesici, kazıyıcı olarak çevredeki yerleşim yerlerinde kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Yine yapılan çalışmalar sonucunda o döneme ait ticaret yolu Van Gölünün doğusundan güneye (bugün ki Van ili sınırları içerisinde bulunan Kalkolitik – Maden Dönemi – yerleşme alanı olan Tilkitepe), batıda ise Diyarbakır il sınırlarına (Ergani yakınındaki çanak-çömleksiz bir Neolitik yerleşme yeri olan Çayönü) dek uzanmaktadır.1 Bitlis ilinin Van ve Diyarbakır arasında yerleşmiş olması, Van’dan Diyarbakır’a yapılacak ticaretin o dönemlerde ancak Bitlis üzerinden yapılacağı dikkate alındığında, Bitlis’in Neolitik dönemden beri yerleşme yeri olduğu bir gerçektir.

Neolitik Çağ, M.Ö. 3000 yıllarında sona ermiştir. Bu tarihi baz aldığımızda Bitlis’in 5000 yıllık bir tarihe ve geçmişe sahip olduğunu görmekteyiz. Büyük bir ihtimalle Bitlis’in tarihi bundan daha da eskidir. Güneybatı Asya ülkelerindeki Neolitik Çağ M.Ö. 9000-5000, Avrupa ülkelerindeki Neolitik Çağ M.Ö. 6500, Tuna kıyılarında M.Ö. 5500 olduğuna göre Bitlis’in tarihinin 5000 yıldan fazla olması, 5000 - 7000 yıllık olması çok kuvvetle muhtemeldir.


Bitlis; 16. yüzyılda çevresindeki Tatvan, Ahlat, Muş, Bulanık ve Hınıs nahiyeleri kendisine bağlı olan bir Osmanlı Vilayeti iken daha sonraları Muş Sancağına bağlı bir kaza olarak 19. yüzyılın ortalarına kadar gelmiştir. 1879'da Siirt, Muş, Genç, Bitlis merkez sancaklarının bağlı olduğu 4 sancak, 19 kaza, 8 nahiye ve 2088 köyden oluşan bir vilayet olan Bitlis 1919 yılında yeni bir düzenlemeyle ikinci sınıf vilayet olmuş, 1929'da Muş vilayetine bağlı bir kaza haline getirilmiştir. 6 yıl ilçe olarak yönetilen Bitlis, 25 Aralık 1935 tarih ve 2885 sayılı Kanunla tekrar il haline getirilmiştir. 4 Ocak 1936 tarihinde yürürlüğe giren bu kanunla Bitlis, Mutki, Ahlat, Hizan ve Kotum ilçelerinden müteşekkil Bitlis Vilayeti kurulmuştur. Bu kanundan kısa bir süre sonra ilçe merkezi Kotum'dan Tatvan'a nakledilmiştir. Ahlat'a bağlı bir bucak merkezi olan Adilcevaz ilçe haline getirilmiş, 1 Mart 1953 yılında son idari şeklini almış iken, 04.07.1987 tarihinde 3392 sayılı kanunla Güroymak Bucağının da ilçe haline gelmesiyle ilimiz bugünkü idari yapısına kavuşmuştur.
İlimizin Adilcevaz, Ahlat, Güroymak, Hizan, Mutki ve Tatvan olmak üzere 6 ilçesi vardır.
Bitlis merkez ilçe ve bağlı ilçelerinde birer belediye teşkilatı, il merkezine bağlı Yolalan, Adilcevaz ilçesine bağlı Aydınlar, Ahlat ilçesine bağlı Ovakışla, Güroymak ilçesine bağlı Gölbaşı ve Günkırı, Hizan ilçesine bağlı Kolludere ile Mutki ilçesine bağlı Kavakbaşı ve Koyunlu beldelerinde birer belediye teşkilatı olmak üzere toplam 15 yerleşim merkezinde belediye teşkilatı bulunmaktadır.
Yüzölçümü: Bitlis İlinin genel olarak yüzölçümü 6.706 km2 dir. Bu rakama Bitlis İli sınırları içerisinde kalan Van Gölünün 1.876 km2’ lik kısmı da dahil edildiği takdirde toplam olarak İlin yüzölçümü 8.582 km2 olmaktadır.
Nüfus: 2000 yılı genel nüfus sayımına göre tüm yerleşim birimleri dahil 388.678 nüfusa sahip Bitlis İlimiz; 6 İlçe ( Adilcevaz, Ahlat, Güroymak, Hizan, Mutki, Tatvan ), 8 Belde, 334 Köy ve 299 Mezra’ dan oluşur.


 
M

Misafir

Forum Okuru
Bitlisin İsmi


Gerek Makdis’i gerekse Şerefname’nin yazarı tarihçi Sultan Şerefeddin biri Romanlılar ülkesine diğeri de Farslar’a ait yazdıkları kitaplarda, Büyük İskender için iki boynuzlu İskender diye söz ederler. Çünkü İskender’in alnında boynuz şeklinde iki et parçası vardı. Başka bir açıklamada da, her 32 yıla karn deniyor. Yıldızlarda her 32 yılda bir döndükleri için ve de Alexander (İskender) 32 yıldan fazla yaşadığı için kendisine iki karnlı adam da denmektedir. İki Karnlı Bey ( Alexander ) bu bölgeleri zapt edip Dicle kıyısına eriştiğinde, bu ırmağın berrak suyundan içer, suyun sağlığa yararlı olduğuna kanaat getirir. Oradan Diyarbakır’a gelir. Sonrada Batman kıyısından giderek Kefender Kalesi’ne varır. Fakat Bitlis’ten çıkan sudan içer içmez gözleri ışıkla dolar. Kefender’den Bitlis’e vardığında nehrin iki yatağa ayrıldığını görür. Bunun üzerine önce Avih vadisinden akan sudan içer suyun pek yararlı olmadığını anlar. Fakat Bitlis Kalesi’nin doğusundaki kaynaklardan içince, hemen orada sakin bir uykuya dalar. Bu kaynağın suyundan yedi gün boyunca içer. Kendisinde hiçbir hastalığın kalmadığını görünce hizmetçisi Bidlis’i yanına çağırır, “benim sadık hizmetçim eğer Chasulchas olmak istiyorsan, hazinemden keselerle yeteri kadar altın al ve hemen şuraya bir kale kur. ( Bir kese 2000 altın ) Çapakçur’ dan döndüğümde bitmiş olsun. Öyle bir kale olmalı ki alınması güç olsun. Bu kaleyi ben bile kuşatsam, almakta zorluk çekeyim.”
Bu emri alan Bidlis, tüm ünlü yapı ustalarını, fen bilimcileri, fizikçileri, mühendisleri kalenin yapım işleriyle görevlendirir. Bidlis, kalenin yapım işi bittikten sonra kaleye taşınır. Çapakçur’un alınışından dönen Alexander, kaleyi kuşatır. Fakat bir türlü kaleyi alamaz. “Hey, seni dinsiz adam. Bana karşımı gelmek istiyorsun?” der. Sonrada kaleye her taraftan saldırı emri verir. Yığınla asker gece gündüz kaleye saldırır. Fakat nafile, sonuç değişmez. Büyük İskender, kaleye kapanmış olan Bidlis’in karşısında çaresiz düşer. Bidlis’e şunları söyler.
“İşlediğin tüm bu suçlara rağmen seni bağışlıyorum. Çık dışarı.” Alexander’in gönderdiği elçileri Bidlis tersyüz eder. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, eski efendisinin ordusunu mancıklarla taşa tutar. Demir oklar yağdırır Alexander’in ordusuna, ordudan çok insan ölür. Savaş bu şekilde 40 gün sürer.
41. gün kalenin kayalıklarındaki bir mağaradan eşek arıları bir bulut gibi dışarı çıkarlar. Her bir arı neredeyse bir serçe kadardır. Askerler ve hayvanlar, arılardan kaçmaya başlarlar. Arılar, Alexander’in burun ve kulaklarını sokarak neredeyse öldürürler. Oda çareyi kaçmakta görür. Bu olay Alexander’i oldukça yorar. Muş ovasına doğru geri çekilir.

İşte tam bu sırada Bidlis, kaleden ayrılarak içinde mücevher olan bir kutu , kalenin anahtarı ve diğer armağanlarla Alexander’a gider. Hediyeleri atının ayakları altına bırakan Bidlis yeri öper. Sonra da hediye kutusunu kendisine sunar. Alexander “ Hey, sen kahır olası adam. Neden bunca askerimi öldürdün?” Bidlis hemen yanıt verir; “ Efendim, alınması güç bir kale inşa etmemi siz buyurdunuz. Ben de emriniz üzere yaptırdım. Öyle bir kale olmalı ki, Büyük Alexander bile almakta güçlük çeksin.” Alexander, Bidlis’i kalenin Valiliğine atar. Bu nedenle kale, Bidlis adını alır. Alexander’in emri ile yaptığı için Fransızlar’ın tarih kitaplarında burası Alexander’in payı tahtı olarak adlandırılmıştır.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Tatvan

  • Van gölünün Batı kıyısında güzel bir konuma sahip , yüzölçümü 1235 km kare, rakımı 1650 metredir.
  • Tatvan ilçesi, bir çok askeri ve bölgesel kuruluşlara sahip olması nedeniyle sosyal yönden Doğu Anadolu'nun en hareketli ilçelerinden biridir.
  • 6. Zırhlı Tugay Komutanlığı, Mit Bölge Müdürlüğü, Orduevi, Polis Dinlenme Tesisleri, Askeri Kamp Tesisleri ve birçok kuruluş misafirhaneleri , sosyal tesisleri ilçemizin sosyal hayatında önemli bir yer tutmaktadır.
  • Ayrıca ilçemizde Feribot İşletme Müdürlüğü bulunmakta olup, haftada 2 gün ilçemize gelen ve ilçemizden giden treni (Van Gölü Ekspres) seferlerini yapmaktadır.
  • İlçemizin batısında bulunan Nemrut Dağı, Van Gölü, ile tarihi ve turistik yerleri, Turizm açısından önemli gelir kaynakları arasında yer almaktadır.
  • İlçemizde her yıl 30 Haziran - 20 Temmuz tarihleri arasında Tatvan Doğu Anadolu Fuarı faaliyet göstermektedir. Fuar alanı 85.000 metre kare olup, Lunapark, kitap reyonları, giyim, sanayi, ve gıda reyonlarından oluşmaktadır.
  • Nemrut Dağı üzerinde 2006 yılında kurulan kayak pisti ve teleferik sistemi ile ülkemizin önemli kayak merkezlerinden biri bulunmaktadır
  • Genelde kendi geleneksel örf ve adetlerine bağlı bir aile düzenine sahip olan ilçemizde aile birimleri köyden kente doğru küçülür. Ailevi yapı köy kesimlerinde geniş bir topluluk arz ederken Tatvan merkezinde ise ana, baba ve çocukları ile küçük bir aile etkinliği sergilemektedir. Halkın çoğunluğu çevre ilçelerden ve köylerden gelerek yerleşmiştir. Yerleşik halkın birbiriyle ve dışarıdan kültürlerle kaynaşması sonucunda ortaya ilginç bir kültür karışımı çıkmıştır. Halkın % 70 i Kürtçe bilmekte ve konuşmaktadır.
  • İlçemizde konumu itibariyle önemli bir ticaret merkezi olmakla beraber istenilen düzeyde sanayileşememiştir. Küçük çaplı lastik ve emaye fabrikası ile Best Şekerleme adı altında gıda imalathanesi bulunmaktadır. Ayrıca ilçemizde bol miktarda pompa ocağı bulunmakta olup, buna bağlı olarak briket imalathaneleri faaliyet göstermektedir.
  • Ayrıca Van Gölünden çıkartılan inci kefal balığı az miktarda da olsa halkın geçim kaynağı olarak çevre il ve ilçelerde pazarlanmaktadır.Bu yöreye ait bir balık türüdür. Dünya’ da sadece Van gölünde bulunduğu söylenmektedir. Ancak bilinçsizce avlanma sebebiyle son yıllarda azalma görülmektedir.
POLİS LOJMANLARI :

İlçemizde Kale Mahallesinde 62 kaloriferli ( Fuel-Oil) Karataş Mahallesinde 28 kaloriferli ve Kültür mahallesinde 50 sobalı daire olmak üzere toplam 150 lojmanımız mevcuttur.

  • İlçemizde 22 Adet Mahalle Muhtarlığı,
  • 72 Adet Kahvehane,
  • 24 Adet Cami,
  • 9 Adet Otel,
  • 3 Adet Hamam,
  • 49 Adet İnternet Kafe,
  • 2 Adet Av Bayii,
  • 14 Adet Kuyumcu Dükkanı,
  • 7 Adet Akaryakıt İstasyonu,
  • 5 Adet Lise,
  • 21 Adet ilköğretim Okulu,
  • 1 Adet YİBO,
  • 1 Adet Meslek Yüksekokulu,
  • 5 Adet Otobüs Yazıhanesi,
  • 4 Adet Banka,
  • 4 Adet Hastane,
  • 3 Adet Sağlık Ocağı,
  • 1 Adet Verem Savaş Dispanseri,
  • 4 Adet Bilardo Salonu,
  • 2 Adet Tıp Merkezi,
  • 2 Adet Poliklinik,
  • 50 Adet Dernek,
  • 23 Adet Sendika,
  • 17 Adet Siyasi Parti bulunmaktadır.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Adilcevaz

Adilcevaz ilçesinin son nüfus sayımlarda nüfusu 52730 olup coğrafi açıdan gözden kaçmayacak kadar güzelliklere sahiptir.Yöre Van Gölünün masmavi suları ile kucaklaşan,sırtını Süphan dağına veren,sönmüş volkanik dağ oluşu sebebi ile güven veren Adilcevaz dört mevsimde bile ayrı özeliklere sahip olması ile çevrenin gözdesi haline gelmiştir. Van gölü kapalı havzasının kuzey bölümünde yer alan Adilcevaz 813 km alanın %20.8 dağlık %6.6’sı yaylalar %38.2’si ova %34.4 dalgalı topografya’ya sahiptir.
İlçenin ekonomisinde tarım ve hayvancılığın önemli bir rolü vardır.Süphan Dağı ile Van Gölü kıyı şerdi arasında kalan Gülistan Ovası tahıl üretimi için en uygun şartlara sahiptir.Hayvancılık için elverişli olması,Süphan Dağı eteğinde Sütey yaylası 2300 ile 2400 metreyi bulan bir yükseklikte olan otlak alanların bulunmasıdır.Yöre zemin itibari ile son orojenik ve volkanik olaylarla sarsılmış,çöküntü sahalarında sular birikerek Arin ve Aygır gölleri oluşmuştur.Arin gölünün sodalı olması dolayısı ile tarım alanlarında kullanılmamaktadır.Zeminde beslenilen kaynak sularının etkisi ile göl çevre köylerini etkisi altına alması nedeniyle Van gölüne akıntısı sağlanmıştır.Bu nedenle soda oranında eskiye nazaran düşme gözlenmiştir.Aygır gölü tatlı su olması nedeniyle hem balıkçılık hem de tarım alanında büyük hizmet vermektedir.İlçede her türlü meyve ve zebze üretimi yapılarak çevrenin büyük ihtiyacını karşılamaktadır.Ayrıca yetişen meyvelerden ceviz önemli yer tutmaktadır.1989 yılından itibaren Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen Ceviz Festivali ve Kültür Etkinlikleri ülkede ve Dünyada tanıtılması,üreticileri önemli derecede teşvik etmiştir.Bu nedenle aşılı Ceviz yetiştiriciliğine başlanmıştır.
Kışları fazla soğuk olmayan karasal iklim özelliğine sahiptir.Kışları ılık ve yağışlı,yazları ise sıcak ve kurak geçer.
ADİLCEVAZ’IN TARİHÇESİ
Tarihi yönden zengin değerlere sahip olan Adilcevaz ilçesi M.Ö.2000 yıllarında Urartu’ların yerleyim alanı olmuştur.Urartu medeniyetinin kalıntılarına bugün bile Kef Kalesinde rastlanmaktadır.1964 yılından başlayarak Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesince yapılan kazılarda bu medeniyet hakkında yeni bilgi ve bulgular elde edilmektedir.
Adilcevaz ilçesi M.Ö 700 yıllarında Pers’lerin M.Ö 330 yıllarında Makedonya’lıların M.S.700 yıllarında da İslam ordularının istilasına uğramış ve bu akınlar yörede İslamiyetin kabul ve yerleşmesini sağlamıştır.1040 yılına kadar Araplar ile Bizansların bir çok savaşlarına sahne olan ilçe zaman zaman bu iki toplum arasında el değiştirmiştir.
1071 yılında Alpaslan komutasındaki Büyük Selçuklu İmparatorluğu ordusu Roma İmparatorluğunun orduları Malazgirt meydan savaşında bozguna uğratması ile Anadolu kapıları bir daha kapanmamak üzere Türkler’e açılmış ve buna bağlı olarak ilçe Türk hakimiyetine girmiştin.1071-1230 tarihleri arasında Adilcevaz ilçesi Selçukluların hakimiyetinde kaldı 13 yy da İlhanlılar devletinin yıkılması ile birlikte İlkani’ler ve Şubaniler adlarını alan iki devlet kurulmuştur.Bu arada Adilcevaz yönetimini İlkani’ler üztlenmiştir. Yörede hakimiyet daha sonraları Karakoyonlular’ın eline geçmiştir.Timur’un Anadolu istilasında Adilcevaz’ın Timur ordularının egemenliği altına girdiği görülür.1524 yılında Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran seferi ile Osmanlı hakimiyeti altına girmiş ve yine 1557 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptığı Irakeyn seferi ile ilçe Osmanlılara sadakati yenlenmiştir.1914 yılına kadar Osmanlıların hakimiyetinde kalmış bu tarih de Rus işgaline uğramış,ilçe halkı Anadolu’nun muhtelif yerlerine çekilmiştir.
1918 yılında Gümrü Antlaşması ile bu topraklar üzerinde tekrar Türk hakimiyei kurulmuş,halk tekrar yerlerine dönmüştür.

ADİLCEVAZ’IN TURİSTİK YERLERİ VE DOĞAL GÜZELLİKLERİ
KEF KALESİ :Kef Kalesi Van Gölünün kuzey batı kıyısındaki Adilcevaz’ın (5) km kadar kuzeyinde eski bir Urartu kentinde yer alan kaledir.550 m yükseklikte sarp bir tepe üzerindedir.Limana bakan kulelerinde Osmanlı döneminde büyük şayka topları (76)adet Balyemez topu (300)adet Kargir ev bulunduğu bilinmektedir.Volkanik bir tepe üzerine kurulmuş olan kalenin kapısının kuzey yönünde olduğu sanılmaktadır.
KEFİR KALESİ :Kale Urartular döneminde Süphan dağının eteğinde her tarafı kayalık olan bir mevkii de inşa edilmiştir.İnşa tarzı Kef kalesine benzer ve kale yöredeki diğer kaleler gibi Garnizon olmayıp dağlardan meydana gelen geçmiş tarihlerde olaylar olduğu zaman kullanılmıştır.
ULU CAMİİ : Ahlat ilçesinden Adilcevaz’a giderken yolun hemen solunda Zal Paşa camisinin üstünde yer alır.Camii dikdörtgen planda olup ibadet mekanı kuzey Güney doğrultusunda beş sahına bölünmüştür.Sahınlar farklı büyüklüktedir,üzeri tonoz ile örtülmüş olup döşeme topraktır.Mihrap çıkıntısı üzerinde bir kitabe görülmektedir,Mihap ikinci tonozda yer almaktadır.Ulu Camii nin tarih yapım özellikleri kapı ,pencere,mihrap gibi öğelerin profilleri göz önünüde tutularak ondört yada onbeşinci yy olarak saptanmıştır.
TUĞRULBEY CAMİİ : Selçuklular tarafından inşaa edilmiş olan yapı Anadolu’nun Kubbeli tip Camilerine örnek teşkil etmesi bakımından önem taşır.Adilcevaz kalesinin batısında Adilcevaz’a girişte yolun sağ tarafında yer alır. Camii 11.92 x 1192 m2 bir iç hacimle 11.72 x 4.00 m lik son cemaat yerinden oluşur.Kapalı kısım ortada dört sütuna oturtulmuş dokuz tane kubbe ile örtülüdür.Bunları taşıyan iki merkezli ve ince yontulmuş oniki kemer sütunlara ve duvardaki sade profilli üzengilere oturtulmuştur.Son cemaat yerinin sağı ve solu kapalıdır.Üç kubbeli olduğu izlerden görülmektedir.Kubbeye geçiş pandatiflerle gerçekleştirilmiştir.15.yy yapıldığı tahmin edilen Camii 1965 yılında restore edilmiş ve bugün ibadete açıktır.
KOHOZ HANI : Adilcevaz Erciş arasında Yolçatı (Kohoz) köyünde bulunan ve bölgede beylik yapan Zal Paşa tarafından 16 yy yaptırıldığı tahmin edilmektedir.Tamamen kesme taşlardan yapılan beden duvarları düz bir toprak dam ile örtülüdür.Yarısı harap olan han kuzey-güney yönünde bir dikdörtgen yapıya sahiptir.
Süphan dağı eteğinde 300 dönümlük Arın gölü eşsiz mesire yerlerindendir.Kuş cenneti sayılan ve ilçenin kuzeyinde kalan Cil gölü avcılığın yapıldığı güzide bir yerdir. Cabba şelalesi , Kıkbulak , Gülçiçek , Baraj mevkii , Eğin bağları , Yolçatı köyü ve Tekağç mevkii eşine rastlanmayan mesire yerleridir.
 
M

Misafir

Forum Okuru
Hizan

Hizan ilçesi, ilin güneydoğusundaki çok engebeli topraklar üzerinde yer alır. Ova denebilecek düzlükleri son derece az olan ilçenin en yüksek noktası, Gözeli Dağının Avaberhan Tepesidir (3.103 m). İlçe topraklarının sularını, bu dağlardan kaynaklanan ve güneye doğru akarak ilçe sınırları dışında Dicle’nin kolu Botan çayına katılan dereler toplar. Akarsu vadilerinde tarım yapabilecek küçük ve kuytu bazı düzlüklere rastlanır. Dağlarda, geniş yer kaplayan yüksek düzlükler vardır. Doğal yapı nedeniyle ilçedeki başlıca ekonomik etkinlik hayvancılıktır. En çok koyun ve kıl keçisi yetiştirilir. Sürü sayısı yüksek olmakla birlikte, geleneksel yöntemler kullanıldığından ve hayvanlar yeterince beslenemediğinden elde edilen hayvansal ürün miktarı düşüktür. Kışı güneydeki steplerde geçiren, yazın ise kuzeydeki yaylalara çıkan göçebe aşiretler, bu mevsimlik göç hareketiyle ilçenin toplumsal ve ekonomik yaşamına önemli bir canlılık getirir. El dokumacılığının yaygın olduğu ilçedeki başlıca hayvansal ürünler peynir, yağ, bal, kıl, yün ve deridir. Çok az miktarda buğday,patates, ceviz, elma ve soğan yetiştirilir.
Gökay köyünde bazı tarihsel kalıntılara rastlanmışsa da, yeterli arkeolojik araştırma yapılmadığından ilçedeki yerleşmenin tarihine ilişkin bilgi yoktur. Eskiden Karasusüfla ve Karasu adlarıyla anılan yerleşme, 19.yüzyıl sonlarında Bitlis vilayetinin Merkez sancağına bağlı bir kaza merkeziydi. Cumhuriyet döneminde önce Bitlis iline bağlı bir ilçe merkeziyken, 1929’da Bitlis’in ilçe merkezi olarak Muş iline bağlanması üzerine bucak merkezi yapıldı. 1936’da gene il durumuna getirilen Bitlis’e bağlı bir ilçe merkezi oldu. Bitlis’e 50 km uzaklıktaki kasaba, az gelişmiş ve kırsal nitelikli küçük bir yerleşmedir.
Hizan ilçesi kuzeyinde Tatvan ilçesi ile 25 km. doğusunda Gevaş ilçesi 31 km. güneyinde Pervari ilçesi 30 km. batı ve güneybatısında Şirvan ilçesi 40 km. batıda ve kuzeybatıda Bitlis ili 20 km.lik mülki sınırlar ile çevrilmiş olup 161.5 km. sınırlara sahiptir.





















 
M

Misafir

Forum Okuru
Ahlat

İl Merkezine 60 km. mesafede bulunan ilçemizin 26 köyü vardır. İlçe hafif engebeli fakat genelde düzlük bir alan üzerinde kurulu bulunmaktadır. Van Gölü kıyılarında kurulu bulunan İlçemizin tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Mevcut kaynaklara göre bölgede Hurriler, Asurlar,Urartular, Medler, Persler, Mekadonlar, Romalılar ve Bizanslılar hüküm sürmüşlerdir. Daha sonra bir süre de Müslüman Arapların egemenliği altında kalan Ahlat, 1054 yılında Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey tarafından fethedilen ve Anadolu’da Türklerce şehir olarak ele geçirilen yer olma özelliğine sahiptir.
İlçemizde çoğu 13. yüzyıldan kalma 14 kümbet, 2 kale, Selçuklu döneminden kalma 5 tarihi mezarlık, Osmanlı döneminden kalma 1 tarihi mezarlık, Yuvadamı Köyünün kuzeyinde M.Ö. 2000 il M.Ö.1200 yılları arasında kalan döneme ait 4 ayrı mezarlık, Osmanlı döneminden kalma 2 cami, 1 hamam bulunmaktadır.
Hiç kuşkusuz ki İlçenin en önde gelen tarihi varlığı yaklaşık 200 dönümlük bir alanda kurulu bulunan tarihi “Selçuklu Mezarlığı”dır. Mezarlıkta her biri anıtsal yapı özelliğine sahip Şahideli-Şahidesiz sanduka mezarların dışında, Orta Asya Türk Mezar tipleri olan oda tarzı yeraltı mezarları da görülür.
Ayrıca diğer önemli tarihi eserler içerisinde Kümbetler ayrı bir yere sahiptir. Kümbetler, İslami etki ile birlikte gelişmiş olan, yer altı mezar odası üzerine küçük bir mescit eklenen dönemin bey ve yöneticilerine ait anıtsal mezarlardır.
Ahlat aynı zamanda Van Gölü çevresinin en güzel sahillerine sahiptir. Kıyı turizmi ve su sporları açısından gelişmeye müsait ilçe sahillerinde 4 ay yüzme imkanı vardı. Ayrıca ilçenin kuzeyinde kalan Sütay Yaylası, yayla turizminin canlanması açısından elverişlidir.
El sanatları, ürünlerinden olan “Ahlat Bastonu”, tüm ülkemize ün salmıştır.















 
Konuyu Başlatan Benzer Konular Forum Cevaplar
aSqimSin Şehirlerimiz 19
aSqimSin Şehirlerimiz 26
aSqimSin Şehirlerimiz 10
aSqimSin Şehirlerimiz 38
aSqimSin Şehirlerimiz 10
PaSikA Şehirlerimiz 54
RoCCo Şehirlerimiz 26

Benzer Konular


Üst