Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

  • Konbuyu başlatan HaYaL
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
pekinez bakımı köpekler neden kusar köpek resimleri köpek resmi
DIŞ PARAZİTLER

KENELER VE PİRELER


Enfeksiyon hastalığının taşıyıcısı olarak keneler her köpek için ciidi tehlike oluştururlar.Özellikle köpeklerin en çok dolaşmayı sevdikleri açık alanlarda gözlenir.Nisan'dan Ekime' kadar çalılıklarda,otlar üzerinde serbestçe yaşar,kan emebilecekleri bir noktada kanca benzeri ısırma organelleri ile deriyi delerek gömülürler.Dişi kene,salyasınddaki özel bir yapışkan madde sayesinde kan emdiği noktaya kendini güçlü bir biçimde kilitler.Bu sayede ortalama bir hafta süren kan emme öğünü boyunca konakçının kendisini uzaklaştırmasına meydan vermez.

Kenelerin Yol Açtığı Zararlar:

Tek bir kene ısırığı dahi köpeklere hatta insanlara viral ve bakteriyel hastalıkları bulaştırabilir.
1) Lokal İrritasyon: Konakçının derisine gömülen ağız organeli yangısal reaksiyonlara yol açar.Burada daha sonra baktariyel enfeksiyonlar da gelişebilir.Kene gömülü olduğu yerden tam olarak çıkartılamaz ve deri içinde bir kısım ağız organelleri kalırsa bu durumda daha ciddi ve yaygın bir yangı meydana gelir.

2)Kenelerden Kaynaklanan Hastalıklar :
a)Borreliosis (Lyme hastalığı): Keneler tarafından bulaştıraılan bu hastalığın etkeni Borrelia adlı bir mikroorganizmadır.Hastalık 1975'de önce insanlarda ve 1980'lerin ortalarında evcil hayvanlarda teşhis edilmiştir.Almanya'da kenelerin 10% oranında Borrelia ile enfeste olduğu,bu oranın bazı bölgelerde 20% 'ye kadar çıktığı bildirilmiştir. Hastalık etkeni bakteriler kenenin barsakları ve salya bezlerine yerleşir ve kan emme sırasında konakçıya bulaşır.Lyme hastalığının klinik septomları çeşitlilik gösterir.İnsanlarda ısırık noktasında 1-3 hafta sonra gelişen derideki kızarıklığa ateş ve lenf yumurtalarının şişmesi ile seyreden grip benzeri semptonlar eşlik eder.Birkaç hafta veya ay sonra vücudun etkilenen yerlerinde ağrılı nevritis ve felçler meydana gelebilir.Köpekte belirgin semptomlar başlangıçta çevreye kayıtsızlık ve 40-41C ateş,daha sonra ise topallık,kas eklem ağrısı ver diğer sinirsel bozukluklardır.
b)Babesiosis : Bir kan paraziti olan Babesia,Türkiye'de ve tüm dünyada subtropikal ve tropikal bölgelerde yagındır.Akdeniz ülkelerindeki yoğun turist trafiği sayesinde hastalık orta ve Kuzey Avrupa ülkelrine de giderek yayılmaktadır.enfekte keneler sağlıklı konakçıdan kan emdeikleri sırada paraziti de naklederler.Parazir enfekte konakçının alyuvarları içinde ikiye bölünerek çoğalır ve alyuvarları parçalar.Babesis fonksiyonunun bulaşmasından 1-3 hafta sonra konakçıda ateş,giderek artan durgunluk,anemi,mukoza ve göz kapaklarında sarılık,dalak şismesi ve kan işeme maydana gelir.Hastalığın şiddeti konakçının bağışıklık durumu ile yakından ilgilidir.Tavsiye edilen en iyi mücadele yöntemi,vektör kenelerin yok edilmesini amaçlayan,uzun etkili kene ilaçlarının kullanılmasıdır.

3)Kene Felci : Bazı kene türlerinin dişileri,kan emme sırasında belli dönemlerde bir nörotoksin üreterek sinirsel impuls geçişini bozar.Hastalık bulaşan köpeklerin arka bacaklarında ilerleyen bir felç ve nadir vakalarda solunum felcine bağlı ölüm meydana gelir.Kenelerin kısa sürede uzaklaştırılmaları ile semptomlar 24 saat içinde kaybolur.
Pire enfetasyonu-büyüyen bir problem:
Köpek sahipleri sık sık pire probleminden yakınır ve ilaç kaullanmalarına rağmen başedemediklerini ifadde ederler.Bu parazitlerin yoğun enfetasyonu birkaç sebebe bağlıdır.
  • Pet hayvanları sayısı sürekli olarak artmaktadır.
  • Parazitler zamanında teşhis edilemezler,bu da sıcak mevsimlerde süratki bir çoğalmaya yol açar.
  • Kaşınma ve ısırma gibi ilk enfestasyon belirtilerinin sebebi araştırılmaz.
  • Sadece hayvanın üzerindeki pirelere karşı ilaç uygulanır.Parazitin çeşitli gelişme dönemlerini yaşadığı çevre ilaçlaması ihmal edilir.
Bu çerçevede pet hayvanlarının ve çevrelerinin yoğun bir parazitasyon meydana gelmesi beklenmeden koruyucu olarak ilaçlanmaları gereklidir.Aksi takdirde mücadele masraflı ve zaman alıcıdır.

Pirelerin verdikleri zararlar:

1)Kan Kaybı:Küçük köpek ırklarında veya yavru hayvanlarda yoğun pire enfeksiyonu şiddetli kan kaybına,anemiye hatta ölüme yol açar.


2) Barsak Parazitlerinin Taşınması:pireler d.canimum adlı şeritin ara konakçısıdır.Bu şekilde enfekte köpekler dışkıyla çevreye kabak tohumu şeklindeki halkaları yayaylar.Halkalar içerisindeki yumurtalar pire larvaları tarafından yutularak burada larva formu gelişir.Şerit larvasını taşıyan ergin pire çiğneyerek yutulursa,larvalar gelişmelerini tamamlayarak konakçının bağırsağında şerit haline dönüşür.
Bu bakımdan pire teşhis edilen köpeklere,bu şeritlere karşı koruyucu amaçla etkili bir şerit ilacı uygulamak gereklidir.

3)Pire Enfetasyonuna Bağlı Deri Hastalıkları:pireler ısırdıkları noktada lokal tahrişe,deri hastalıklarına(pire ısırığı detarmasisi) ve sitemik karakterde alrjik reaksiyonlara (pire alejisi detarmatisisi) yol açarlar.Isırık detarmasisleri özellikle karında,bacak içlerinde ve kuyruk altında,ısırma ve kaşınmadan kaynaklanan kızarıklık,kabarcık oluşumu ile seyreder.
Evcil hayvanlarınızda kene ve pirelerdden kaynaklanabilecek problemleri önlemenin en etkin yolu,veteriner hekimizin tavsiye edeceği güçlü ve uzun etkili antiparaziter ürünleri kullanmaktan geçer.
Rahatsız edilmediği sürece bu minnacık korkunç pire,dörtayaklı dostlarımız üzerinde 100 günden daha uzun süre yaşayıp üreyebilir.Bir uzay gemisinden 50 kat daha hızlı bir şekilde hız kazanabilir ve bazıları kendi boylarının 150 katı yükseğe zıplayabilir.Bu bir insanın 3.500 metre yükseğe zıplamasına benzer.Veteriner hekimlerin pireye böyle savaş açmalarına şaşmamak gerekir.
Pireler sıcak havalarda ortaya çıkar ama ev içinde yaşayan hayvanlarda ve kapalı mekanlarda tüm yıl boyunca görünebilirler.Pireler kan ile beslenen asalak böceklerdir.Onların üzerinde veya evinizde küçük,karabiber tanelerine benzeyen lekeler görebilirisiniz,minnacık kara lekeler.Bu kara lekelerin pire olup olmadığını anlamanın en kolay yolu,onları ıslak beyaz bir kağıdın üzerine koymaktır.Kızıl ya da kahverengiye dönüşürler ise,başınız pireler ile dertte demektir.Lekeler kanla dolmuş pire dışkıları veya larvalardır.
Ama asla pireleri önemsiz bir baş belası olarak görme yanılgısına düşmeyin.Peki pireleri nasıl kontrol altına alabilirsiniz.?Hem dostunuzu hem de yaşadığı yeri ortamı temizlemek gerekir.

ŞAŞIRTICI BİLGİLER

  • Dört adet dişi pire,1000 gün süre ile günde kez beslendiğinde 1600 kez ısırır.
  • Pirelerin yaşadığı bir evede büyük olasılıkla %95 oranında yumurta ve sadece %5 oranında yetişkin pire bulunur.
  • Pire,tropik iklim böceğidir ve dondurucu soğuklarda uzun süre dayanamaz.
  • Kış aylarında pireler genellikle tedavi edilmeyen köpekler üzerinde yetişkin halde yaşarlar.
  • Larva halindeki pireler etrafa sürünür ve halılara veya ev hayvanlarının üzerinde yaşayan yetişkin pirelerin dışkılarındaki kurumuş kan ile beslenir.
  • Dişi pireler;ilk kanlı öğünlerini yedikten 39 ila 48 saat içinde yumurta bırakmaya başlarlar.
  • Bazı pire türleri,aylarca yemek yemeden hayatta kalabilirler.
En başarılı pire kontrolü için her bir durumu özelliğine göre tedavi etmek gerekir.Bazı köpekler,pek çok başka köpek ile aynı evi paylaşır,bazı evlerde kedi ve köpekler bir aradadır,kimi köpek ev içinde kimisi ise dışarıda yaşar.Bu kadar çok farklı ortam olasılığında pire kontrol yöntemlerinin bireysel olarak ele alınması gerekir.
İşe etrafı iyice temizleyerek başlayın.Evi tepeden tırnağa elektrik süpürgesi ile temizleyin.,mobilyalar dahil olmak üzere ve elektrik süpürge torbasını dışarıya atın.Evdeki tüm yatakjları süpürün ve silin.Tabii onun yatanığınıda.Ddostunuzu hergün fırçalayın ve bir pire tarağı kullanın.Piyasadaki pire ilaçlarında birini seçin,pire tasmaları,şampuanlar,ev içi ve bahçe için spreyler-ve üretici tavsiyelerine de kesinle uyun.Ancak birkaç ürünü bir arada kullanırken toksik reaksiyonların oluşmayacağından emin olun.
Avrupa ve Amerika'da pek çok şirket,ev hayvanlarının üzerine konaklayan pire ve kenelerle başedebilmek için pek çok kişi değişik yöntemler üzerinde çalışmakta.İşleri zor çünkü,ister inanın ister inanmayın dünya da 2000'in üzerinde değişik pire türü bulunmakta.

PİRELERİ YOK EDİN
  • Pire mevsimi başlamadan bir ay önce.pire savaş gününüzü tespit edin ve takviminize yazın.
  • Sık sık evinizi elektrik süpürgesi ile temizleyin.Zeminde hiçbir santimetrakareyi atlamayın,duvardan duvara halı,parke veya ne olursa olsun,koltukların,masaların,yatakların altını her yeri temizleyin,köpeğinizin gitmediği bölgeler olmasa bile.
  • Elektrikli süpürge torbalarını dışarıdaki,kısa süre sonra boşaltıcak bir çöp kutusuna atın.Torba henüz tam dolmadığından onu atmazsanız ya da torbayı evin içindeki bir çöp kutusuna atarsanız,büyük olasılıkla pireler kaçacak veya savaşınızda tek bir muharebeyi kazanmış olacaksınız.
  • Bahçenizde bir pire spreyi kullanın.
  • Bir pirenin en iyi temizlenmiş eve bile dönebileceğini unutmayın.Onun için her yeri pire spreyleri ile iyice yıkayın.
  • Daha serin aylarda da pire savaşına devam edebilirisiniz.Pire mevsimi bittikten bir ay sonra yeniden evinizi temizleyin.Pireler tropik iklim böcekleri oldukları ve soğuk havalara dayanamadıkları halde,sıcak evlerde mutlu bir şekilde üremeye devam edebilirler.
  • Yiyecekleri kapalı kutular veya buzdolabında saklayın.Köpeğiniz yemeğini yedikten sonra kabını yıkayıp kaldırın.Yemek kırıntılarını toplayın ve etraftaki su birikintilerini giderin.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN AŞI PROGRAMI


Köpekler ve Bağışıklık :
Köpekleri çeşitli hastalıklara karşı korumak için aşılamanın önemi yadsınamaz bir gerçektir.Ancak yanlış aşılama programı ya da uygun olmayan aşılar yavrunun kaybına neden olabilir.Bütün aşılar aynı teknik ve bileşimde olmadığından,kimisi yarardan çok zarar verebilir.Bu nedenle veteriner hekimler hayvanın sahip olduğu koşullar gözönünde bulundurularak farklı hayvanlar için değişik aşılama programları kullanabilirler.
Aşılar,hastalığa yol açan etkenin hastalık yapamayacak derecede zayıflatılması ya da bağışıklık oluşturabilecek proteinli yapıların ayrılması suretiyle oluşturulan ve antijen duen bir bileşim içerirler.Antijenler hayvanın vücuduna çeşitli yollarla (burun damlası,deri altı,kas içi enjeksiyon)verilerek,hayvanın bununla mücadelesi sağlanır.Mücadele sonunda galip gelen hayvana ardışık olarak (tekrarlı) antijen verilerek bir nevi hayvan asıl mikroba karşı silahlandırılır.


Yavru köpeklere yapılan aşıların karnelerine yapıştırılan etiketlerinde DHPLPICR gibi simgeler görürsünüz.Bunlar antijeni verilen hastalığın başharflerinden oluşmaktadır ve antijenin bulunduğunu ifade etmek için kullanılırlar.
D - Distemper(Gençlik Hastalığı)
H- Viral hepatitis (Karaciğer iltihabı);
L - Leptospirosiz (Sarılık yapan mikrop);
Pi- Parainfluenza (Üst solunum yolu hastalığı yapan bir virüs)

P- Parvovirüs (Kanlı ishal hastalığı)
C- Coronovirüs (Viral ishal)
R- Rabies (Kuduz)

Unutulmaması gereken bir nokta hiç bir aşı ya da aşılama programının 100% garantili olmadığıdır.Çünkü özelikle yavrularda aşılara karşı oluşacağı bağışıklık yanıtını birçok faktör etkileyebilir ve çok karmaşık bir yapıya sahip olan bağışıklık sistemi,henüz tam anlamıyla aydınlatılmış değildir.(Yavru köpeğin aşılanmasında en önemli olgu anneden geçen antikorların varlığıdır.Antikorlar antijen dediğimiz yapılara karşı oluşturulan savunma araçlarıdır.)

Yeni doğan yavrular,eğer anneleri daha önce aşılandı ise ya da hastalığı geçirmiş ise,annelerinden plasenta yoluyla ya da süt emme suretiyle antikor denen bağışıklık maddelerini pasif olarak(kendileri üretmeden)alırlar.Böylelikle yeni doğan yavru kendi bağışıklık sistemi mikroplarla mücadele deneyimi ve gücü kazanıncaya kadar geçici bir süre annesinin antikorlarıyla kendisini savunur.Anneden alınan (matarnal)antikorlar annenin bağşıklık durumuna göre değişir ve mikrop türüne özgürdür.Yani her hastalık için seviyeleri eş değer olmayabilir.Örneğin;kanlı ishal hastalığına karşı yeterli iken gençlik hastalığına karşı yeterince koruma sağlamayabilir.Anneya ait antikorlar belirli bir süreden sonra ortadan kalkar iken,yavrunun bağışıklık sistemi gerek mikropla karşılaşma,gerekse aşılanma suretiyle gelişmeye başlar.Hayvanın hastalığa yakalanmadan evvel aşılanması ve bağışıklık elde etmesi arzulanır.Ancak anneden gelen antikorlar hayvanı hastalığa karşı olduğu gibi aşıya karşı da korur.Bu durum aşıların bağışıklık vermemesinin en önemli nedenidir.
Maternal (anneye ait) antikorların tükendiği ve yapılan aşının henüz bağışıklık oluşturamadığı dönem "pencere" olarak isimlendirilmektedir.Hayvanın hastalığa karşı bağışıklı olabilmesi için tekrarlı aşılamalar sonucu yeterli antikor seviyesine ulaştırılması ve son aşılamadan 10-12 günlük süre geçmesi gereklidir.Maternal antikorlu köpeklere aşı yapıldığında gençlik hastalığına karşı köpeklerin 95% 12 haftalık korunma sağlayabilmesine karşın,kanlı ishalde ancak 60-70 % oranında köpek aynı sürede korunabilir.Kanlı ishalde 3-4 defa aşılama sonrasındda 18-20. haftalarda yeterli korunma sağlanabilir.

Aşının türü,yani zayıflatılmış canlı-virüs yada ölü-virüs aşısı olması da önem taşır.Canlı aşılar daha çabuk ve daha uzun sürekli bağışıklık oluşturmasına karşın,normal hayvanda çoğalabilme riski taşırlar ve yan etkileri çoktur(distemper encephilitisi) gibi.Ölü aşılar daha geç bağışıklık oluşturması,yeterli bağışıklık için tekrar enjeksiyonlar gerektirmesine karşın çok daha güvenlidirler ve daha fazla tercih edilmektedirler.

Aşıların soğuk zinciri (4-8 C) bozulmadan korunmasıda bağışıklık oluşumunda önem taşır.Tekrarlı nakiller taşınma koşullarının iyi olmaması (aşırı sarsıntı) gibi nedenler ile aşılarda bozulmalar olabilir.Aşıdaki antijen miktarıda bağışıklık oluşmasında önem taşır.Bir şişe içindeki aşı antibiyotik gibi hayvanın canlı ağırlığına göre bölünerek kullanılmamalıdır. Ayrıca kas içi yapılması gereken bir aşının deri altı verilmesi aşının özelliğini yitirmesine neden olabilir.Bu gibi yanlışlıklara yer vermemek için üretcii firma önerileri dikkate alınmalıdır.Hayvanın ırkının aşının bağışıklık oluşturması ile bir ilgisi yoktur.Doberman,Rotthweiler ve English Springer Spaniel ırkı köpekler kanlı ishal ve gençlik hastalıklarına çok dayanıksız oldukları halde doğru bir aşılama programı ile yeterli korunmaya sahip olabilirler.Ölü virüs aşısının üzerinden 2 hafta geçmeden yapılan canlı virüs aşıları etkili olamaz.

Bakteriyel hastalıklar viral hastalıklara oranla daha az görülürler.Bakteriyel hastalıklara karşı hazırlanmış aşılar hem daha az etkili olur,hem bağışıklık süreleri kısadır hemde yan etkileri çoktur.
Köpeklerin Leptospirosiz,bordetelloz(çiftlik öksürüğü hastalığı) ve borreliosis (Lyme hastalığı) aşıları ticari olarak bulunmamaktadır.


Aşılama takvimi öncesi hayvanın parazitlerden arındırılması gerekir.Ayrıca aşı verilmeden önce olanaklar ölçüsünde kan tahlili yapılması (Hemogram) eğer yapılamıyorsa en azından ateşin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.Zira hastalığın kuluçka döneminde yapılcak aşı daha kötü sonuçlar verir.

Aşılamada Yaş Faktörü :

Yavru köpeklerin ilk aşısı ne zaman yapılmalıdır? Çoğu uzmanların bu konuda ortak olarak buluştuğu nokta aşırı baskılıyıcı T hücreleri,endojen,kortikosteroidler veya maternal antikorların interfesi nedeniyle,ilk aşılamanın en azından 4.haftadan sonra yapılmasıdır.Bu düşüncenin temel esprilerinden biri de modifiye canlı aşıların oluşturduğu ciddi yan etkilerdir.Zayıflatılmamış köpek gençlik hastalığı virüsü aşısı, 3 haftalık küçük yavru köpeklerde ensafalitise (beyin iltihabı),zayıflatılmış köpek gençlik hastalığı virüsü aşısı da kardiyomiyopatilere neden olabilmektedir.Bir araştırmada doğumdan hemen sonra aşılanan bir Labradorun yavrularında,aşılamayı takip eden 22.günde sinirsel belirtilerin görüldüğü ve bu yavrulardan 5 tanesinin öldüğü kaydedilmiştir.Bu araştırmaların sonuçları yavru köpeklerde ensafalitisin geliştiği gözlemlenmiştir.Yine Distemper aşısının yol açtığı komplikasyonlara dikkat çeken bir başka araştırmada yaşları 4 ay ile 8 yıl arasında değişen köpeklerde sinirsel belirtiler ve kısa süreli felç gözlenmiştir.Muayeneler sonucu bu köpeklerde non-supurative meningitis teşhis edilmiştir.

Aşılamalar arasındaki aralıklarda oldukça çok tartışılan konulardan biridir.Aşıların 10 günden daha az aralıklarla yapılması,aşının bağışıklık sistemi üzerindeki baskılayıcı etkisi nedeniyle beklenenden daha düşük düzeyli bir bağışıklığın elde edilmesine neden olur.Deneyimli klinisyenler aşılamalar arasında 3 haftalık bir aralığı tercih ederler.Bu 3 haftalık süre maternal antikorlarla başarılı bir mücadele ve bağşıklık sistemi belleğinin de hazırlanması için uygun bir zaman aralığıdır

Aşılama serisindeki son uygulama ne zaman yapılmalıdır?

Bu hastalıklara karşı değişiklik göstermektedir.Minimum yaşa göre yapılan bir düzenlemeye göre;aşılar son uygulamaları,Köpek gençlik hastalığı Distemper için 12-14.haftalarda.Bulaşıcı karaciğer hastalığı " Infekiıous Canine Hepatitis" için 12.haftada,Kanlı ishal "Parvovirüs" aşısı için 16-18.haftalarda yapılmalıdır.

Yavru köpeklerin aşılanmsı için rasyonel bir opsiyon yoktur.Ne zaman ve ne kadar sıklıkla aşılamanın gerekli olduğu en çok sorulan sorulardandır.Bu konuda yapılan çalışmaalrın sonuçlarına göre genellikle 14-28 günlük aralıklar önerilmektedir.Ayrıca maternal antikorlarla rekabetten kaçınmak için 6 haftalıktan erken yaşta aşılamanın başlamaması gerektiğine dikkat çekilmektedir.Modifiye canlı ve canlı aşılar,doğal olarak enfeksiyon yapma yeteneği (virülens) ve aşılamadan sonra virulensin yeniden kazanılması gibi yan etkilere sahip olan muhtemel biyolojik kontaminanylardır.Ölü subunit ve rekombinat aşılar daha az ve kısa süreli bağışıklık veren aşılardır,fakat enfeksiyon riskleri bakımından daha güvenlidirler.

Özet olarak yavru köpeklerin ilk aşısının 5-7. haftalarada ve bunu takip eden aşıların 21 günlük aralıklarla yapılması en uygundur.İlk karma aşı en az parvovirüs,hepatisiz ve gençlik hastalığına ait suşları içermelidir.Bunu takiben iki karma aşı daha yapılmalı ve bu karma aşılarda ilk karma aşıda bulunan suşlarla birlikte "Leptospirosiz" ve "Parainfluenza" da bulunmalıdır.Son olarak 16-22 haftalarada" Parvovirüse" karşı tek bir aşılama daha yapılmalıdır.Karma aşı programı tamamlandıktan sonra 3-4.aylarda kuduz aşısı yapılmalıdır.Karma ve kuduz aşıları yılda bir kez tekrar edilmelidir.Köpek öksürüğüne karşı yapılacak aşılamaların başlangıcı için,sütten kesme dönemi 6-8.haftalar veya 1.8kg canlı ağırlık esas alınır.Bu aşının 6-12 aylık aralıklarla tekrar edilmesi tavsiye edilmektedir.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

GENEL HASTALIKLAR

Tüm hayvanlar yaşamları boyunca çeşitli enfeksiyonlara maruz kalırlar.Anneden alınan antikorların etkisi sona erdiğinde enfeksiyonlara karşı zayıf hale gelirler.Enfeksiyona yakalanmadan önce,kendi bağışıklıklarını geliştirmeleri için gerekli olan yeterli miktarda antikoru üretecek B hücrelerine sahip olmaları gerekir.Özellikle köpek üretim merkezleri,barınaklar,pansiyonlar,pet shop ve dog showlar gibi kalabalık çevrelerde bulunan yavrular yüksek risk altındadır.Bu nedenle,viral ve bakteriyel aşıları tamamlanmış olan yavru köpeklerin,dog show gibi etkinliklere katılması doğru değildir.

VİRAL HASTALIKLAR




Gençlik Hastalığı : (Canine Distemper)

Köpeklerin gençlik hastalığı bulaşıcı viral bir hastalıktır.Kolostrum (anneden ilk emzirme sırasındaalınan süt,ağız sütü,yüksek miktarda

antikor içerir.)almış
yavrularda.maternal(anneden alınan) antikorlar yavruyu % 12 hafta korur.Kolostrum almamış olanlarda ise bu süre 1-4 haftadır.Bu nedenle hastalık genelikle 3-12


aylık köpeklerde yaygındır.Fakat daha yaşlı
köpeklerde de rastlanabilmektedir.Yüksek ateş (40-41C) ile başlayan hastalık,iştahsızlık,depresyon,burun ve göz akıntıları,kusma ve ishal ile devam eder.Hastalığa yakalanan köpeklerin büyük kısmı (%60-80) ölür.Hastalığın en çok görülen tipi solunum tipi olmak üzere sindirim sistemi ile ilgili ve sinirsel belirtilerin gözlendiği hastalık formları daha sık görülür.Hastalığın sinirsel formunda sara tipi nöbetler,tikler ve felçler gözlenir.Distemper virüsü T ve B hücreleri ile makrofajları etkiler.Köpek iyileşse bile virüsün bağışıklık sisteminde yaptığı bozukluk kalıcı olur.Distemper virusünün hastalık yapma yeteneği köpek makrofajları üzerindeki bu replikasyon yeteneğinden ileri gelmektedir.


Kanlı İshal: (Canine Coronavirüs)

Kanlı ishale neden olan parvovirüsler nisbeten yeni virüslerdendir ve kedilerin gençlik hastalığı virüsleri ile yakkınlıkları vardır.İlk olarak 1978 yılında ortaya çıkan ve yüzbinlerce köpeğin ölümüne neden olan bu hastalık köpeklerin afeti olarak tanımlanmaktadır.İlk olarak Kuzey Amerika'da tanımlanan hastalık bundan sonra Avustralya,Yeni Zelanda,Asya,Merkez Amerika ve Güney Afrika'da görülmüştür.1983'lü yıllarda itibaren 50'yi aşkın ülkede gözlendiği bildirilmiştir.Hastalık her yaştaki köpekte gastrointestinal belirtilere,yavru köpeklerde kalp kasının iltihabına(miyokarditis)

neden
olur.


Özellikle yavru köpekler için tehlikeli olan parvoviral enteritise,3 yaşın altındaki köpeklerde rastlanmaktadır.Yeni zelanda'da yapılan bir araştırmaya göre 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı %63, 8-12 haftalık köpeklerde %29, 3-6 aylık köpeklerde %23, 6-12 aylık köpeklerde %14, 1-2 yaşındakilerde ise %9, bir yaşından sonra da %11 olarak tespit edilmiştir.Bu virüs özellikle hızlı olarak bölünen hücreleri hedef alır.Bu hücrelerde organizmada barsakta bulunan ve alınan besinlerin değerlendirilmesi ile ilgili olan hücrelerdir.
Parvoviral hastalığın ilk belirtisi şiddetli kusmadır.Kusmuk gri-beyaz renkte ve suludur.Kusmayı sulu,kötü kokulu,sarıdan kahverengiye kadar değişen renkte ishal izler.İshal halinde çıkarılan dışkıda taze ya da pıhtılaşmış halde kan bulunur.Ateş 41.C kadar yükselir.Kusma ve ishal nedeni ile oluşan sıvı kayıpları sonucu çoğu yavru köpekler ilk 24 saat içerisinde ölür.Kalbin etkilendiği durumlarda ise çoğu zaman yavru köpekler ölü bulunurlar.Bu hastalıkta ölüm oranı %50'nin üzerindedir.

Parvovirüslerin bağışıklık sistemini baskıladıkları bilinmektedir.Ancak bunun mekanizması ve lenfosit fonksiyonlarını nasıl etkiledikleri henüz açıklığa kavuşmamıştır.Virüslerin bağışııklık sistemini nasıl baskıladıklarına ilgli 4 ana mekanizma vardır.Bu mekanizma lar sayesinde virüsler,vücudun bağışıklık sisteminin zayıf taraflarını araştırarak kendi varlıklarını garentiye alırlar.Virüsler:
1)T ve B hücrelerinin fonksiyonlarını bozar veya onları yok ederler.
2)Bağışıklık sisteminin düzeninde dengesizliğe yol açarak,baskılayıcı T hücrelerinin aşırı aktif hale gelmesine neden olurlar.
3)Makrofajlar bu virüsleri yutarken,makrofajlara zarar verebilir vemakrofajları enfekte edebilirler.
4)Hedef hücrelerin genetik kodlarını çalabilirler.
Virüsler özellikle belirli bir hücreyi etkileyen kimyasal habercilerin reseptörlerine kendi genetom proteinlerini yerleştirirler.Bu şekilde virüs, habercinin gönderdiği kamutları bozar veya ortadan kaldırır.Modifiye canlı parvovirüs aşıları,köpeklerde 2-5 haftalık bir süre için bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösterir.

Bulaçıcı Karaciğer Hastalığı : (Infectıous Canine Hepatitis, CAV-1)
Bu hastalığın etkeni adenovirüslerdir (CAV-1) ve bulaşma hasta köpeklerin idrarı ile olur.Hastalığın en şiddetli formları yavru köprklerde görülmektedir.Aşılı anneden doğan yavru köpekleri kolostrum 5-7 haftaya kadar koruyabilir.Bulaşıcı karaciğer hastalığının 13 yaşındaki köpeklerde



bile ölüme yol açtığı bilinmektedir.Adenovirüsler tüm dokuları enfekte edebilme yeteneğindedir.Fakat daha çok karaciğer hücreleri ile ilgilidirler ve bu organda şiddetli yangıya neden olur.Hastalığın ilerleyen dönemlerinde gözlerde kornoval opasite (kornoal bulanıklık) şekillenir.Mavi göz olarak daadlandırılan bu bozukluğun nedeni gözlerin pigmentli tabakasının yangısıdır ve aşılamayı takibende gözlemlenir.

Adenovirüs Tip-2 Enfeksiyonu : (Canine Adenovirüs Type-2 CAV-2)
Bu virüs daha çok solunum sisteminde hastalık yapmaktadır."Trache obronşitis veya Kennel Cough" olarak adlandırılan köpek öksürüğü hastalığının etkenlerinden biridir.Özellikle kalabalık ortamlarda barınan köpekler arasında yaygındır.CAV-2 aşısı aynı zamanda CAV-1 aşı virüsü nedeniyle oluşabilecek korneal reaksiyonlarıda önler.

Köpek Nezlesi : (Canine Parainfluenza)

Bu viral enfeksiyon solunum sisteminde orta dereceli bir yangıya neden olur.Ancak CAV-2 virüsü ve Bordetalla bronchiseptica bakterisi ile kombine halde çok şiddetli ve ölümcül enfeksiyonlara neden olurlar.

Koronavirüs İshali : (Canine Coronavirüs)

Koronaviaral enfeksiyon genellikle subklinik olarak seyreder.Klinik belirtileri ateşle ve hafif bir inestial akıntı ile başlar,sonraları kusma ve ishal gözlenir.Koronaviral hastalık tek başına şiddetli enfeksiyonlara neden olmamakla birlikte,özellikle parvoviral enfeksiyonlarla birleştiği zaman,hem klinik belirtilerin şiddeti hem de ölüm oranında artış görülür.



Kuduz
Rabies)


Kuduz sıcak kanlı hayvanların merkezi sinir sistemini etkileyen viral bir hastalıktır.Bu eski ve korkunç hastalığın etkeni olan Rhabdovirüsler beyinde yangı(iltihap) meydana getirirler.Bu virüs enfekte hayvanların salyası ile taşınır.İnkubasyon periyodu(Etkeni aldıktan hsatalığın başlamasına kadar geçen zaman periyodu.) 10 gün ile birkaç ay arasında değişir.Kuduz ölümcül bir hastalıktır.Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra tedavinin faydası yoktur.Birçok vahşi hayvan(ratlar,racoonlar,yarasalar,tilkiler) kuduzun rezarvuarı durumundadır.Aristotlr "Hayvanın Tarihçesi" adlı kitabında kuduzu éköpek Deliliği" şeklinde tanımlamıştır.Kuduzdan korunma için modifiye canlı ve ölü aşılar bulunmaktadır.Son yıllarda ölü aşıların daha etkili bulunması,modifiye canlı aşıların vazgeçilmelerine neden olmuştur.

BAKTERİYEL HASTALIKLAR

Bordetelloz:

Bu hastalığın etkeni olan Bordetella bronchiseptica bakterisi Adenovirüs Tip-2 ve Parainfluenza ile birleşerek Köpek Öksürüğü diye adlandırılan hastalığı meydana getirir.Köpek bordetellozisi şiddetli öksürüğe neden olur.Aşı özellikle intranazal (burun içi) olarak uygulandığı zaman çok etkili koruma sağlar.Toplam 13 antijenlik tip bu hastalığa neden olabilmektedir.Fakat sadece 3 tanesine karşı aşı geliştirilmiştir.Ancak bu üçü %90 nın üzeindeki vakadan sorumlu olan antijenlerdir.



Leptospiroz:

Klinik tablosu oldukça değişik olan bu enfeksşyonda ateş ile başlayan hastalık tablosu böbrek yetmezliği ile sonuçlanır.Böbrek fonksiyonlarının bozulması üremiye neden olur.Başlıca belirtileri halsizlik,uyuşukluk,deprosyon,iştahsızlık,ishal,ku sma,ağız ve göz mukozalarının yangısı,anormal sinirsel belirtiler ve ölüme neden olan kan pıhtılaşması bozukluklarıdır.Bulaşma enfekte köpek ve ratların idrarları ile olur.Bu hstalığın en önemli özelliği insanlarada bulaşabilmesidir.

AŞISI BULUNMAYAN ÖNEMLİ KÖPEK HASTALIKLARI

Herpesvirüs :
Bu viral enfeksiyon özellikle yavru köpekler için öldürücü bir hastalıktır.Süt emme çağındaki yavru köpeklerde hafif derecede solunum yolu enfeksiyonuna neden olur.Kalıcı enfeksiyonlar olgun dişilerde meydana gelebilir.Herpesvirüsler sinir hücrelerine yerleşerek bağışıklık sisteminden korunabilme yeteneğindedirler.Brusellosizin aksine,herpesvirüsle enfekte olan gebeler doğum yaparlar.Ancak matarnal antikor geçişini sağlayamazlar.Bu annelerden doğan yavrular herpesvirüslere karşı duyarlıdırlar.



Bruselloz:

Bu bakteriye hastalığın ne aşısı nede tedavisi vardır.Hasta köpekler devamlı taşıyıcı durumundadırlar.spontan yavru atmalar brusellosizin ilk göstergesidir.Bulaşma oral ve mukoz membranlar yoluyla olmaktadır.erkek köpekler enfeksiyonu çiftleşme yoluyla enfekte dişi köpeklerden alırlar.Ayrıca hasta dişilerin vulvalarının yalanması ve idrarlarnın alınması yolu ilede bulaşmalar olmaktadır.Dişiler de yine çiftleşme ve hastalığın etkeni olan bakterilerin ağız yolu ile alınması neticesinde hastalığa yakalanırlar.Bu nedenle dişi köpekler üreme öncesinde brusellosiz yönünden kontrol edilmelidir.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI



Ağzın temel görevi gıdaları almak ve küçük parçalara ayıyarak sindirim organlarına ulaştırmaktır.Dişler bu işlevin önemli bir parçasıdır.Doğumdan sonra birkaç hafta içerisinde süt dişler çıkar.Süt dişleri geçicidir ve 28 adettir.Bunlar zaman içinde düşerler ve yerlerine kalıcı dişler çıkar.Kalıcı dişler






7 aylık ike tamamlanır ve 42 adettir.


Diş değiştirme dönemlerinde arada sırada ağızada ağrı olabilir veya hayvan dişi düşünceye kadar yemek yemeyebilir.(1 gün veya daha kısa)Bu dönemdeki hayvanların ağzı mümkünse haftada 1-2 kez kontrol edilmelidir.Diş eti kaşıntısdını gidermek için köpeğe çiğneyebileceği oyuncaklar,kemirme ipleri ile oynama fırsatı tanınmalıdır.eğer 6 ayı geçmesine rağmen süt dişleri hala düşmedi ise veteriner hekiminize müracaat edilmelidir.Hekiminiz düşmemiş süt dişlerini çekerek,kalıcı dişlerin normal yerlerinden çıkmasına yardımcı olacaktır.Köpek 10 haftalık olduktan sonra parmağınızla ve bir miktar enzimatik diş pastaları kullanarak diş etlerine masaj yaparsanız ileride diş ve ağız temizliği
konusunda zorluk çekmezsiniz.




Dişlerle İlgili Sorunlar:

Düşmemiş Süt Dişi :
Özellikle süt dişleri düşmez ve kalıcı dişlerin pozisyonunu bozarlar.Bunların 6 aydan sonra çekilmeleri gerekir.

Plak :
Dişin taç kısmı üzerinde gıda ve bakterilerin olsuşturduğu filimdir. Eğer sert gıdalar (kuru mama gibi) ve fırçalama suretiyle uzaklaştırılmazsa,kalsiyum tuzlarının üzerinde birikmesiyle diş taşları oluşur.

Tartar=Diştaşı :

Kahverengi bakteri ve tuz birikimidir.Dişin çürümesine neden olabileceğinden veteriner hekimce temizlenmesi gerekir.


Periodental Hastalık :
Plak ve diştaşı sonucu diş etlerinde oluşan hastalıktır.Plak ve diştaşları dişetlerini tahriş ederek oluşturduğu yangıya gingivitis denir.Diş eti cebinde yerleşip,ilerleyerek dişin kaybına neden olabilir.

Diş Çürüğü :
İnsandakine göre daha az sorun olmaktadır.Zaman zaman azı dişlerinde görülür.Özellikle fazla çikolata yiyen köpeklerin sorunudur.Dişin restoratif tedavisi gerekir.
Kırık Diş : Kavga,kaza ve sert cisimleri ısırma sonucu diş kırılabilir.Bu durumda kırığın ulaştığı seviye göz önünde bulundurularak diş dolgusu ya da kanal tedavisi yapılır.

GÜNLÜK BAKIM

Günlük olarak dişlerin temizliği yapılmalıdır.Bu dişlerin temizliğine yardımcı olacak gıdaların (örn.,preskemik) verilmesiyle de kolayca yapılabilir.Ayrıca piyasada satılan kuru mamalar da yararlıdır.Yaşlı hayvanlarda bunun yanı sıra dişlerin haftada 2 defa temizlenmesi yararlıdır.Parmağa takılan diş fırçaları ve yutulabilir nitelikte diş pastaları (macunları) bu iş için uygundur.

PERİYODİK BAKIM

Eğer düzenli olarak diş bakımı sağlanıyorsa ilave bir periyodik bakıma gereksinim yoktur.Günlük bakım uygulanmayan ve yumuşak gıdalarla beslenen köpeklerin 6-12 ayda bir defa mutlaka dişleri veteriner hekime muayene ettirmelidirler.Diş üzerinde biriken plak ve taşların dişeti hastalıkları ve ağız kokusuna neden olacağı unutulmamalıdır.Böyle dişlerin ise veteriner hekim tarafından genel anestezi altında temizlenmesi gereklidir.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

KANSIZLIK





Köpekler enerji dolu hayvanlardır.Ama,onların da halsiz olması,yemek saatlerinde bile uyuklaması mümkündür.Veterinere götürdüğünüzde,köpeğinizde kansızlık olduğu söylenecektir.Kansızlık hayvanın karnında ki alyuvarların yeterince oksijen taşımayıp enerjisiz bırakmasıdır.Hayvanda kan kaybı,ülser,pire,parazit gibi sebepler ile ortaya çıkar.
Köpeğinizin kansızlık çektiğinde şüphelenirseniz,ağzına bakın koyu pembe ise böyle bir sorunu yok demektir.ama eğer solgun bir renk ise gerekli önlemleri alın.Kansızlık gözlerinden de anlaşılır.Göz kapaklarını aşağı çekin ve gözünün içinin rengine bakın.Koyu pembe değil ise ve açık renk ise kansızlık vardır.


Yapılması Gerekenler :

  • Yavru köpeklerde pire ve parazit görülebilir bunlar kansızlık yapan baş nedenlerdendir.Kurtukmak için veretinerin verdiği ilaçları kullanmak ve hayvanı temiz tutmak yeterli olacaktır.
  • Veterinerin başka bir hastalık için vermiş olduğu ilaçlar kansızlığa sebep olabilir.Köpeğinizde ilacı kullanmaya başladığınızdan beri bir farklılık sezdi iseniz veterinerinize danışın.
  • Köpeğinizin demir ve B vitamini yönünden kuvvetli besinlere ihtiyacı vardır.Pişmir ciğer kan yapan besinlerin başında gelir.
  • Fiziksel hareketlilik vücudun oksijen isteğini artırır.Kansızlıkta köpeğin sorunu oksijen eksikliği olduğu için hareket ettikçe halsizliği artar.Mümkün olduğunca dinlenmesini sağlayın.
  • Bazı mamalar suni oldukları için sindirimi güçtür.Hayvanı iyice halsiz kılacağından doğal besin tercih etmek uygun olacak
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

GENÇLİK HASTALIĞI - DİSTEMPER








Köpeklerin çok bulaşıcı bir hastalığıdır.Yaşlı köpeklerde de görülmesine rağmen aslında 2 yaşına kadar olan genç köpeklerin hastalığıdır.Genellikle bir yaşından küçük köpeklerde olmak üzere hastalık kurt,tilki,gelincik ve vizonlarda da görülebilir.

Hastalığın etkeni filtreleri geçen bir virüstür.Hasta hayvanların organlarında her türlü salgı ve dışkılarında ve hatta hastalığın başlangıcında kanında bulunur.Dezenfekten maddelere karşı dayanıklılığı azdır.

Özellikle damlacık enfeksiyonu şeklinde direk veya eşya,yem,su gibi maddelerle indirek olarak bulaşma olur.
Hastalığın virüslerinin vücuda girmesinden belirtilerin görülmesine kadar geçen süre 6-9 gündür.Hastalıkta yüksek ateş belirgindir.Hastalık 2 devre halinde görülür.Her iki devrede de ateş mevcuttur ame devre aralarındaki birkaç günde ateş görülmez.İkinci devreden sonra ateş düşünce hayvan sıhhatli bir görünüş alır.ayrıca kanda lökasit sayısının azalması,akciğer ve nefes borusunun iltihaplanması,mide ve bağırsaklara ait sinirsel bozukluklarla karakterizidedir.

Hastalık 1-3 gün süren bir ateşle başlar,1-2 gün sonra normale döner,sonra yine yükselerek bir haftadan fazla yüksekliğini korur.Ateşle beraber kanda lökosit sayısında azalma vardır.


Klinik Olarak Hastalığın 5 Şekli Vardır.
1-Göz Şekli
2-Broncho - pneümoni şekli (Akciğerle nefes borularının iltihabı şekli)
3-Gastro-intestinal şekli (Mide ve Bağırsakların İltihabı şekli.)
4-Deri Şekli
5-Sinirsel Şekil.
Hastalık yalnız bir formda görlmez.En az 2 veya daha çok formla birlikte seyreder.

1-Göz Şekli :
Gözden sulu,sümüklü ve çoğunlukla irinli ve balgamlı bir akıntı vardır.Göz kapaklarının içi kirli kırmızıdır.İrinli ve balgamlı akıntı nedeniyle göz kapakları birbirine yapışabilir.Işıktan korkma dikkati çeker.

2-Bronchopneumoni Şekli :
Önce irinle ve balgamlı bir burun akıntısı meydana gelir.İştah azalır,hayvan durgunlaşır,aksırık ve öksürük görülür.Sonrada akciğer ve nefes borularında iltihaplanma tablosu görülür.

3-Gastrointestinal Şekli :
Genellikle bronchopneumotik şekilde birlikte seyrederler.Kusma,kanlı veya köpüklü ishal dikkati çeker.İştah azalır,hayvan düşkünleşir,susuzluk meydane gelir.Ateş bir önceki formdan daha düşüktür.

4-Deri Şekli :
Hayvanların tüysüz yerlerinde özellikle ayakların iç tarafları ve karında oluşan enfeksiyonhastalıklarda görülen deri üzerinddeki kızartı veya lekeler ve kabarcıklarla karakterizedir.Önceleri mercimek veya daha büyük yumurtalar kuruyup dökülerek yerinde kırmızı lekeler görülür.

5-Sinirsel Şekli:
Bu şekil yukarıdakilerden sonra veya direkt olarak ortaya çıkar.Belirli kas gruplarında tikler oluşur.Bu kronik kramplar en çok bacak,yanak ve dudak kaslarında görülür.Kramplar şakak kaslarında ve kulaklar arasındaki kaslarda görülürse hastalığın seyri iyi değildir.Köpüklü salya akıtılması çiğneme kaslarının kramplarından olur.Köpeğin dişleri biribirine çarpar,sürekli net sesle havlar,hatta saatlerce inler.Bazen sara benzeri nöbetler ile tüm vücut titrer.Meydana gelen tikler hayvan iyileşşe de tüm hayatı boyunca kalır.Yürümede dengezilik ve sonucunda felçler oluşur.
Bronş.idrar kesesi ve mide-bağırsak epitellerinde stoplazmik ve intranükleer inkluzyon cisimcikleri hastalığın özel belirtisidir.
Diğer belirtiler hastalığın şiddetine ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlara bağlıdır.Bunlar mide-bağırsak kanalı yangısı,kanamaya ait bağırdak iltihabı,dalağın büyümesi,akciğer ve nefes borularının iltihaplanması,karın alt bölgelerinde sivilceli deri iltihabı olabilir.
Hastalığın seyri klinik tabloya göre değişir.Bu 10 günden az olabileceği gibi haftalar hatta tekrarlayarak aylar sürebilir.Ağır olaylar ve sinirsel şekil dışında durum iyidir.Ölüm oaranı % 20- 50 arasındadır.Tipik belirtiler gösteren olaylarda hastalığın tanımı zor değildir.Birçok olayda tipik belirtiler şekilleninceye kadar kuşkuludur.
Hastalık kuduz, köpeklerin enfeksiyoz hepatitisi,leptospirosos ve toxaplamosis ile karışabilir.Tedavide gençlik hastalığı serumu ve konsantre köpek gamma globulini varsa kullanılır.İkincil hastalık varsa tedavisi yapılır.Sinirsel belirtileri kontrol altına alınmaya çalışılır.Özel bir sağaltımı yoktur.Bunun yanında iyi bakım ve uygun gıdanın yanında belirtilere göre tedavi uygulanır.
Krumada serum ve aşılar kullanılır.Ama en önemlisi 3 aya gelen köpek yavruları aşılanmalıdır.Hastalıkta birinci aşılama 7-9. haftalarda,ikinci aşılama 14. haftada yapılır.Korkulu rüya görmek istemirsanız bu aşıları zamanında sevdiğiniz hayvanlarınız ve üzelmeyesiniz diye yaptırmalısınız.Hastalığı geçiren köpekler ömür boyu bağışık kalırlar.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

KANLI İSHAL - CANİNE PARVOVIRUS INFECTION





1978 yılından beri her yaştaki ve ırktaki köpekler ve genellikle yavrular bu son derece ölümcül ve bulaşıcı hastalığın kurbanı olmaktadırlar.Hastalığa neden olan virüs bağırsaklarda bulunan beyaz kan hücrelerine ve aynı zamanda kalp kasına hücum eder.Bu hastalık artık dünya çapında görülen ve adı Parvovirüs olarak bilenen "Kanlı İshal" dir.


Parvovirüs köpekten köpeğe kolaylıkla geçebilir.Köpek çiftlikleri,dog showlar,köpeklerin çoğunlukla bulunduğu yerler,pet shoplar virüsün yayılması için oldukça kaynak bir hal alabilirler.eğer yeni yavrunuz ev içinde yaşıyor dışarıya az çıkıyor ve diğer aşılı köpekler ile seyrek bir şeklilde beraber oluyor ise hastalığı kapma riski oldukça düşüktür.Virüs hastalıklı bir köpekten direkt ya da bu hayvanın dışkısı ile ki dışkı büyük miktarda virüs barındırmaktdır,veya hastalıklı olmayan ancak dışkı yolu ile virüse bulaşmış bir diğer köpeğin tüyü veya ayakları ile,rüzgar ve hatta insanlar ayakkabı ve elbiseleri ile bu virüsün etrafa yayılması için yeterli olmaktadır.Virüs dış koşullara karşı kolaylıkla uyum sağlayabilmekte ve uzun zaman hayatta kalabilmektedir.


Bu ölümcül hastalığa yakalanan köpeklerdeki ilk belirtiler,iştahsızlık,şiddetli kusma,ve ishal olarak gözlemlenir.Vucut ısısı 41.C kadar yükselir.Bu belirtiler çoğunlukla köpeğin virüsü kapmasından itibaren 5-7 gün içinde görülür.Hastalığın en kötü belirtisi kusmanın gri-beyaz bir renk alması ve dışkının sarıdan kahverengiye kadar dönüşen renk değiştirmesidir bunu dışkıda görülen kan izler.(Bağırsaklar çeperleri kan toplar ve şişer bir süre sonra patlayarak dışarı atılır.)Köpek hızlı bir şekilde aşırı kusma ve ishalden dolayı su kaybeder.Bazı kurbanlar bu duruma fazla dayanamaz ve kısa sürede ölürler.Ölümlerin çoğu klinik belirtilerin gözlemlenmesinden itibaren 48-72 saat içerisinde gerçekleşir.Genç yavrular çoğu zaman iki gün içinde hayatlarını kaybederler.


Geçmişte 5 ayın altındaki yavrularda görülen ölüm oranının daha büyük yaşta bu hastalığa yakalan köpeklerden %2-3 daha fazla olduğu bilinmektedir.Bugün 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı % 63. (Bir)1 yaşından sonra ise % 11 olarak tespit edilmiştir.Yaşça büyük hayvanlarda hastalığın etkisi daha düşük olamaktadır.Virüse karşı uygulanan ilk aşılama ve tekrarlar virüsün önüne geçilmesinde ve hastalığa yakalanma yüzdesinde etkili olmaktadır.

Süt emmeden 6 aya kadar olan yavrular hastalığa yakalanma riski en fazla olan gruptur.Bu risk Rotthweiller ve Doberman Pincher ırklarında oldukça yüksek seyretmektedir.
Bu hastalığın başka bir formu kalp kası üzerindeki iltihap ile kendini göstermektedir.(Myocarditis).3 aylık ve daha küçük yavru köpeklerde bu sendrom ishal görülmeksizin kendini gösterebilir.Çünkü virüs kalp hücrelerinde çok daha hızlı bir gelişim sergilemektedir.Myocarditis'e yakalanan yavrular güçlükle soluk aldıklarından hareketsiz,bitkin görünüm sergilerler.Süt emme çağındaki yavrular nefes alma güçlüğünden dolayı süt emmeyi keserler.Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur.Yavruların hayatta kalma süreleri virüsün kalbe verdiği zarar ile orantılıdır bazı yavrular birkaç dakika içinde bazıları ise birkaç gün içinde hayatını kaybedebilir.

Veteriner hekiminiz teşhisi klinik belirtilerin ortaya çıkmasından sonra koyabilir.Belki dışkıyı test etmek isteyebilir.Bu virüsü durduracak kesin bir ilaç yoktur.Hastalıkla başa çıkmak için acil müdahale ve iyi bir bakım gerekir.İlk önce aşırı kusma ve ishalden dolayı gerçekleşen kayıpları önlemek için yavruya serum takılır ishal ve kusma kontrol altın alınmaya çalışılır.Aynı zamanda antibiyotik verilerek ikincil virüsler önlenir.Hastalığa yakalanan köpekler kuru ve sıcak tutulmalı ve iyi gözlemlenmelidir.
Her yaştaki köpekler bu ölümcül ve dramatik hastalık için aşılanmalı ve veteriner hekiminizin önereceği dömenlerde tekrar edilmelidir.Hastalıklı hayvanın daha önce kaldığı ve bulunduğu yerler çamaşır suyu , tıbbi dezenfaktan ile temizlenmeli ve kireçlenmelidir.Hastalık sonucu ölen köpeklerin gömüldüğü yerede kireç serpilmelidir.Virüsün dış ortama kolayca uyum sağladığı ve uzun süre hayatta kaldığı unutulmamalıdır.Köpek sahibi yavruyu sokak köpekleri ile aşılanmamış köpekler ile tanıştırmamalı,bu köpeklerin çoğunlukla bulunduğu ve barındığı, hastalığın daha önce görüldüğü bölgeden kaçınmalıdır.Bunun için veterinere danışılmalı ve uyarıları dikkate alınmalıdır.Aynı zamanda diğer köpeklerin dışkılarına dikkat etmeli ve yavrunun bu dışkılara temasına izin vermemelidir.(Köpeğinizin dışkısını bir torba yardımı ile alıp çöpe atmanız hem çevrenin temizliği hemde hastalıkların yayılmasını önleyecektir.Bu davranışınızı komşularınızın ve tanıdıklarınızın da uygulamasını sağlayınız.)Bu önlemler ilk 6 ay içerisinde oldukça önemlidir.

Yalnızca sağlıklı,bakımlı ve veteriner kontrolünde olan köpekler iyi birer dost olabilir.Dostunuzun güvenliği ve sizin üzülmemeniz için veteriner kontrolünü ihmal etmemeniz gerekir.
Eğer aşağıdaki durumlar veya sizin farkedeceğiniz başka bir durum olur ise hemen veterinerinize danışınız.
  • Anormal kulak,burun,anüs veya vücüdun açılmış bir bölgesinden gelen akıntı.
  • Zayıflama ile birlikte veya ani gelen iştahsızlık veya aşırı su tüketimi.
  • Anormal davranış biçimleri ani saldırganlıklar,korkular yada uyuşukluk.
  • Tuvalet yapmada zorlanma veya kontrolsüz tuvalet ihtiyacı.
  • Vücut üzerinde veya herhangi bir yerde yumru,şişlik,açık yara,tüy dökülmesi,iltahap,topallama,ayağa kalkmada, oturma ve yatmada zorlanma.
  • Başını aşırı sallama,kaşınma,yalama ve ısırma.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

KUDUZ - RABIES



Başta et yiyenler olmak üzere bütün sıcak kanlı hayvan türlerinde görülen viral bir hastalıktır.Dünyanın her yanında rastlanır.Ancak memleketimiz gibi vahşi doğası,kedisi.köpeği kontrol altına alınmamış ülkelerde büyük salgınlara neden olmaktadır.Isırma suretiyle bulaştığı için hastalığın yayılmasında özellikle evcil veya vahşi et yiyenlerin büyük rolü vardır.Yarasa,mungo,sincap gibi yabani hayvanlar hastalık etkeninin depocularıdır.



Hastalık kuduz hayvanın ısırık yarasından kuduz virüsünün girmesiyle oluşur.Kuduza yakalanmış bir hayvanda,kuduz belirtilerinin ortaya çıkmasından 8-12 gün öncesinden salyasında kuduz virüsüne rastlanmıştır.Virüs sağlam deriden geçemez.Eldeki yada vücuttaki yara,sıyrık,çizik olan bir insan kuduz köpeğin salyasıyla veya hastalığın başında virüs kanda iken kanıyla temasa gelirse kuduza yakalanması olasıdır.
Kuduz bir hayvan tarafından ısırılan hayvanların hepsinin değil,1/3 ünün kudurduğu belirtilmiştir.Buda kuduz hayvanın salyasındaki kuduz virüsü miktarına (Hastalığın son devresinde salyada virüs miktarı azalır.) ısırılan yerin damar ve sinirlerden zengin olup olmamasına,(Damar ve sinirlerden zengin bölgede dayanıksız olan virüs kana ordanda sinirlere atlaması kolay olacaktır.) ısırık yarasının veya derin olmasına (Çok kanayan ısırık yaralarıyla yüzlek ısırık yaraları daha az tehlikelidir.) bağlıdır.
Kuduz virüsü çok dayanıksızdır (Şayet dayanıksız olsaydı doğada bugün kudurmayan canlı kalmayacaktı),güneş ışınları,dezenfektanlarla temasta kısa bir sürede ölür.Şüpheli durumlarda temasta bulunduğumun yerimizi ve hatta ısırık bölgesini sabunlu su ile yıkamak virüsü inaktif hale getirecektir.Isırılan bölge beyne nekadar yakınsa inkübasyon (Kuluçka süresi) süresi de o kadar kısadır.Bu süre 2 hafta ile 3 ay arasındadır.Virüs salya ile kısman idrar,süt,dışkı ile atılır.Virüs plecantadan (ana ile yavru arasındaki ilişkiyi sağlayan organ) geçebilir.Gebeliğin son dönemlerinde ısırılan köpeklerin doğan yavrularının anneden evvel kudurduğuda gözlemlenmiştir.
Köpeklerde kuduzun belirtileri tipiktir.Kuduzun biri saldırgan diğeri sakin kuduz olmak üzere iki şwkilde bahsetmek uygundur.Köpeklerde saldırgan kuduza daha çok rastlanır.Esas belirtiler ortaya çıkmadan öncesinde hayvanın huzursuz göründüğü,sık sık yerini değiştirdiği,kutu yerlere çekilip etrafı ile ilgilenmez göründüğü,normal gıda niteliğinde olmayan nesneleri (ot,odun,taş vb) yediği çoğu kere ısırık yarasını yaladığı hatta kemirircesine yediği dikkati çeker.Genellikle seksüel arzu artar.Köpek yaşadığı yeri,sahibini terk ederek kilometrelerce uzağa gider bir daha geri dönmez.Bu durum evine sadık bir köpekte derhal kuduzu akla getirmemlelidir.Mütemadiyen havlar ve ulurlar,ses değişir.Sebepsiz ve uzatarak havlama ve ulumanın hayvanın hayalinde yarattığı objelere karşı olduğu zannedilmektedir.Daha sonraları ses kısık ve boğuk bir hal alır.Hayvan canlı ve cansız önüne çıkan herşeye saldırır.Saldırılar ani ve sessizce olur.Sahiplerini dahi ısırılar,sineklere bile tepki gösterirler.Normal köpekler ısırdıkları nesneyi ısırıp hemen bıraktığı halde,kuduz köpek hem çok sıkı kavrar hemde kerpeten gibi sımsıkı tutarak bir süre bırakmaz.Hayvanın yüz ifadesi değişir,bakışları sert ve haindir.Göz bebeklerinde ufalma,büyüme ve şaşkınlık gözlenir
Hastalık ilerledikçe salya akışı başlar.Hastalığın sonlarına doğru felçler şekillenmeye başlar.İlk felç yutak ve yüz kaslarında şekillenir.Daha sonraki günlerde felçler bütün vücuda yayılır.Hayvan sendeliyerek yürür ve sonunda hiç kalkamayacak duruma gelir ve koma durumuna girerek ölür.Melankoli devresi olarak belirleyeceğimiz ön devrede dikkete alınır ise,kuduza yakalanan bir köpek en çok 10 gün içinde ölecektir.

Korunma hastalığın yayılmasındaki rolü olan tilki,çakal,kurt gibi yabani et yiyenlerle savaşmak,sahibi bulunduğumuz köpeklerimizi sistemetik olarak senede bir defa koruyucu aşılama yaptırmak,başı boş köpek ve kedilerin ortadan kaldırılmasıyla olacaktır.Her köpek sahibinin kuduz belirtilerini iyi bilmesi bu hastalıkla savaşta en iyi silahtır.Kuduz ya da kuduzdan şüpheli bir hayvanı vurark bir kenera atmak olayın çözümlenmesi demek değildir.Aksine işleri daha içinden çıkılmaz bir hale sokmaktır.
Kuduz görülen bir bölge 6 ay müddetle kondona alınmış olup tüm hayvan giriş ve çıkışlarına kapatılmıştır.Kondon bölgesindeki köpekler 6 ay boyunca sahibinin yanında dolaştırılması ve ağızlık takılması kanunla belirtilmiştir.
Çok bulaşıcı ve ölümcül bir hastalık olan kuduzun geceleri uykumuzu kaçırmasını istemiyor isek sahibi bulunduğumuz kedi ve köpeklerimizi senede bir defa bu hastalığa karşı aşılatalım.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

AYRILIK KORKUSU






Ayrılık Korkusu aslında bir medikal sorun değildir.Ancak önemli bir davranış problemi olduğu için,hastalık olarak kabul edelim ve bu bölümde sorunlar ile tedavi yöntemlerini açıklamaya çalışalım. Köpekler için bağlılık duygusu çok önemlidir.Bir kişi ile otuz dakika boyunca temas etmemek bile bazı köpekleri etkileyebilir.O güne kadar hiç bir sorun yaşamamış olan köpekler,bazen yabancı bir yerde kaldıktan sonra veya evdeki rutinin değişmesi ile ayrılık korkusu geliştirebilir.Hayvan davranış bilimcileri buna ayrılık korkusu diyor,ama köpek sahipleri bu durumu işaretlerinden tanıyor,kemirilmiş halılar,harap edilmiş kapı çerçeveleri,yenilmiş terlik ve çoraplar,tuvalet kurallarının ihmal edilmesi.Komşular ise yalnız bırakılan köpeği dur durak bilmeyen havlama ve ulumadan tanıyor.Köpeğin bütün bir gün yalnız bırakılmış olması da gerekmiyor,bazen otuz dakika yalnız kalan köpek tüm belirtileri gösteriyor ve sanki eve dönen sahibinin tüm bu işlerle uğraşması yetmiyormuş gibi,ayrılık korkusunun o boğucu gösterisi ile de karşılaşıyor.Sahibin eve dönmesi ile köpeğin neredeyse isterik bir şekilde onu karşılayıp hiç durmadan üzerine atlaması.Ayrılık korkusundan kaynaklanan davranış sorunları çok yaygın ve ciddi bir boyuttta.Genelde bu sorunlar,köpeğin saldırganlığı kadar vahim bir durum teşkil ediyor ve çoğu kez insan/hayvan ilişkisini kopartacak boyuta ulaşabiliyor;sahibi köpeğin bu davranışlarında öylesine bıkıyor ki,hayvan en sonunda başkasına veriliyor veya terkediliyor.Son yapılan araştırmalara göre,ayrılık korkusu durumu,Amerika ve Avrupada'ki hayvan davranışı hastenelerindeki vakaların %40'ını oluşturmakta.Sahibinin yokluğu sırasında ev eşyalarını tahrip etme durumu,hemen hemen her ayrılık korkusuna bağlanıyor.Korkunun en yaygın ifade türlerinden biri olan havlama ve uluma ise görünürde bir iz bırakmamasına rağmen,çoğu zaman köpek sahibi ile komşuları arasındaki ilişkileri zedeliyor.Çok şükür ayrılım korkusuna bağlı sorunları düzeltmenin yolları var.Ama hayvan davranıs uzmanlarının ifadelerine göre,ayrılık korkusunun neden olduğu sorunlar,özellikle tahrip etme,kolayca çözülemiyor ve çoğu zaman aslında daha tehlikeli olan köpek saldırganlığı sorunundan zor tedavi ediliyor.Herhalde ayrılık korkusunun en tatsız ve en yıldırıcı yanı,köpeğin normalde sahibi ile birlikteyken çok iyi,terbiyeli ve kolay başedilebilen bir köpek olmasıdır,ayrılık korkusunun neden olduğu kötü davranışlar ise sahibinin denetimi dışında oluşuyor.Ama tüm bu güçlüklere rağmen,bazı denenmiş yöntemlerle en umutsuz gibi görünen vakaların bile düzeltilebildiği görülmüştür."Bağlılık toplum içinde yaşayan hayvanlar için hayatidir." diyor.Dr.Voith tabii ki köpekler son derece toplumsal hayvanlardır ve birlikte yaşadıkları insanlarla çok güçlü bir bağ oluştururlar.Sahibinin neden gitmesi gerektiğini anlayamadıklarından yukarıda tarif edilemeyen durumları yaratırlar.Özellikle sahipleri ile her gün yoğun ve yakın ilişkide olan köpekler ayrılığa daha olumsuz tepki göstermek eğilimindedir.En şaşırtıcı durum ise,o güne kadar ayrılığa iyi tahammül etmiş köpeklerin birdenbire sahiplerinin yokluğunda korku belirtileri göstermelidir.Bu vakalr daha yakından incelendiğinde çoğunda,ayrılıktan önece köpeğin sahibi ile herzamankinden daha yakın ve kesintisiz bir birliktelik yaşamış olduğu görülüyor.Ayrılık korkusu ayrıca o güne kadar hiç bir belirti gösterrememiş köpeklerde,yabancı bir yerde kaldıktan sonra veya ailedeki rutinlerin değişmesinden sonra,örneğin boşanma veya aile fertlerinden birinin ölümü,ortaya çıktığı anda çok sık görülür.Demek ki köpek sizi özlüyor.Bu beklenmedik bir şey değil.İkiniz arasında çok güzel şeyler var ama peki sizi böylesine sevdiğini,özlediğini ve size ihtiyaç duyduğunu,en pahalı halınızı kemirerek göstermek zorunda mı?Köpek bunun sizin en pahalı halınız olduğunu biliyor mu?Davranış uzmanları tüm bu düşünce biçimini reddediyor ve çoğu köpek sahibi sakinleştikten sonra onlarda köpeklerin insanlar gibi düşünüp davranmadıklarını hatırlıyorlar.Açık olan şu ki,tahrip etme,korku içindeki bir köpeğin yapabileceği az sayıdaki seçeneklerden biri (büyük olasılıkla akşama kadar komşulardan telefonlar gelecek).Köpek gazetelere sizi ihbar etmeyecek ne de herhangi bir yardım kuruluşuna başvurmayacaktır.Onun yerine korku ve hayal kırıklığı,köpek doğasına açık olan seçeneklerden biri ile ifade edilecektir.Tahrip edici davranışlarla ilgili kesin yanıt henüz bulunamadı.Gösterilen nedenlerden bazıları; Can sıkıntısı (veya doğru bir ifade ile,çevresel simülasyonlarının eksikliği) kapalı bir ortamda bulunması be belki de ırk olarak yatkınlığı.Kuşkusuz köpeklerin çevresel simulasyona ihtiyaçları vardır ve bu da herhalde özellikle genç köpekler ve iş köpekleri için geçerlidir.ama bir köpeğin gerçekte ne kadar simülasyona gerek duyduğu sorusu henüz yanıtlanmamıştır.Etobur olarak köpekler ancak zaman zaman faildir.Kızak köpekleri bile yirmidört saatlik dilimin %80 ine yakın bir dönemini dinlenerek geçirirler ve bir labaratuvar ortamında izlenmiş olan köpekler zamanlarının %75'ini dinlenerek geçiriyor.Kuşkusuz hareketlik düzeyi ve yeni deneyimlerle stimüle edilme gereksinimi,köpekten köpeğe farklılık gösterir.Genç köpekler daha yaşılılara göre daha çok stimülasyona gerek duyar.Çoğu köpek sahibi köpeklerin zamanlarının büyük bölümünü,arada yoğun bir aktivite göstersede dinlenerek geçirdiğini bildirmekte.Köpeğin çevresel stimülasyon isteyip istemediğini (yani can sıkıntısı geçirmek) dair bazı ipuçlarını köpek sahibi köpeğin tahripkarlığına bulabilir.Davranış uzmanlarına göre,eğer köpek kolayca taşınabilen,yastık ve kağıt gibi,nesneleri kemiriyor ise,bu köpeğin yeni birşeyler aradığını gösteriyor.Sahibinin evden çıkması köpeği heyecanlandırdı ve şimdi artık yeni nesneleri keşfetmekte (yani bulup kemirmekte) özgür,sahibi evdeyken yasak olan davranış.Tüm davranış uzmanları hemfikir olmasa da,tahripkarlığın belirli bir oranda ırk ile bağlı olduğunu gösteren bulgular var.Dr.Houpt'un deneyimlerine göre Beagle,Alman Çoban Köpeği ve Malamutlar özellikle tahtip etme eğiliminde olan türler.Yine Dr.Houpt'un araştırmalarına göre Terrier'ler İrlanda Seterleri ve Sibirya Husky leri tahrip etme eğiliminde değil.Ama Terrier'ler cilt hastalıklarına neden olacak boyutta ayaklarını yalayıp kemirme eğiliminde.Belki kendilerini kemiren köpekler evdeki eşyaları kemirmiyor.Sahibinin yokluğu sırasında tahribatın sonuçları çoğu zaman kapılarda (kemirilmiş kapı çerçeveleri) ve pencerelerde (yırtılmılş perdeler,kırılmış çerçeveler) görülüyor,bu da köpeğin kapalı bir ortamda bulunmaktan duyduğu sıkıntıyı ifade ediyor.Köpek kapalı bir ortamda kalmaya tahammül edemiyor,özellikle sahibi evde olmayıp tahrip edici davranışları yasaklamadığı veya köpeğin dikkatini başka sitümülasyonlarla dağıtmadığı zamanlarda.Garip bir şekilde kapalı alanda kalmaya tahammül edemeyen köpekler çoğu zaman sahiplerinin arabasında sessizce oturmaktan son derece memnun.Dr.Houpt'a göre,araba köpeğin inini oluşturıyor,aynı zamanda hem kendi,hem de sahibinin köpeği araba içinde yalnız bırakıldığı süreye göre daha kısa oluyor.Köpek sahipleri tuvalet eğitimi almış bir köpeğin.ne zaman evde yalnız bırakılırsa evin içine çişini ve kakasını yapmasına çok sinirleniyorlar.Veterinerler,herhangi bir davranış sorunu ortaya atılmadan önce köpeğin muayene edilmesi gerektiğini savunuyorlar.Ama Dr.Voith diyor ki ".Köpeğin çiş ve kaka yapması çok ender olarak tıbbi sorunlara bağlı,çiş ve kaka yapması çok ender olarak tıbbi sorunlara bağlı,çiş ve kaka bir arada yapılıyorsa,neden büyük bir olasılıkla davranış bozukluğudur."Yetersiz tuvalet eğitimi de böyle bir duruma neden olabiliyor,ama böyle durumlarda köpek büyük bir olasılıkla sahibi evdeyken de tuvalet kurallarını ihlal edecektir.Ayrılık korkusu yaşayan köpeklerin,sahipleri evden ayrıldıktan birkaçdakika sonra çişve kaka yaptıkları görülmüştür.Sahibi evden çıkmadan çok kısa bir süre önce bu ihtiyaçlarını gidermiş olsa bile.Köpeğe de hakkını vermek gerekir:çoğu köpek günde birkaç kez ihtiyaçlarını giderebilmelidir.Aksi takdirde,gün içinde saatlerce evin içine kapalı kalan bir köpek,sahibinin dönüşünü beklemeyebilir.Çoğu köpek eğitmeninin önerdiği gibi,gazete ile kaplayacağınız bir bölgenin köpek tuvaleti olarak sunulması,uzun süren yalnızlıklarda her iki taraf için de pek çok sorunu ortadan kaldıracaktır.Uzmanlar ayrıca diyor ki;uygun olmayan yerlerde,uygun olmayan zamanlarda ihtiyaçlarını gidermekten başka çaresi olmayan köpekler zamanla tuvalet eğitimlerini unutup evin içinde çiş ve kaka yapmaktan kaçınmayabilir.Bu anlamda tuvalet eğitimi daimi bir süreçtir.Ayrılık korkusunu gidermenin pek çok farklı yöntemi önerilmekte.Ayrılık korkusu köpeğin sahibine aşırı derecede bağımlı olmasından kaynaklandığından tedavi,sahibinin evde olduğu ve olmadığı durumlar arasındaki farklılıkları asgariye indirmekten oluşur.Başka bir deyişle,köpek yavaş yavaş yalnız kalmaya alıştırılır,pek çok kısa ayrılık ile başlanır ve zamanla ayrılık süreleri gitgide uzatılır.Herkesin tahmin edeceği gibi bu tedavi uzun bir zaman alır.Tedavideki başarısızlıklar,bazen köpekten değil,sahibinden kaynaklanıyor.Uzmanlar,sorunun gözle görülen kaynağından başlamayı öneriyor.Yani,sahibin çıkıp gideceği kapıya evden çıkarken yapılan tüm hazırlıklara köpeğin alıştırılması.Köpek bu hazırlıkları sessizce izlediği için sonradan alacağı ödül ile bağdaştırmayı öğrenmelidir.Köpek sahibinin bunun için geliştireceği senaryonun şekli ise,köpeğin geçmişte ne kadar ileri safhada bir ayrılık korkusu geliştirmiş olduğuna bağlıdır.Bazı köpekler sessizce oturur,sahibinin hazırlıklarını,kısaca dışarıya çıkmasını,aniden dönmesini ve yeniden gitmesini sessizce hiç bir korku belirtisi göstermeksizin izler.Köpeğin korkusunu azaltmak için bu rutini günde birkaç kez tekrarlamak gerekebilir.Doktorların dediğine göre,sahibinin hazırlıkları sırasında çok korkmuyorsa,sahibi evden çıktığında da korkma ihtimali zayıftır.Ama köpeğin yalnızlığa tahammül etmeye alışması için ayrılık sürelerinin başta kısa olması gerekir.Köpek sahipleri bunu yadırgıyabilir,ama başta ayrılık süreleri yalnızca birkaç saniye olmalı ve yavaşça artmalıdır.(Bu köpeklerde,sahibinin evden çıkıp dönmesinden önce 10-15 dakika konuşmaması ve köpeklere bakılmaması önerilmekte).Kemirebileceği bir oyuncağı köpeğe bırakmak,belki etrafı kemirmesini önleyebilir,ama uzmanların bu tür oyuncakların ancak daha uzun süreyle yalnız kalmaya alıştırıldıktan sonra verilmesini ve diğer zamanlarda oratada bırakılmamasını öneriyorlar.Ayrıca Dr.Beaver oyuncakların köpek için olan değerlerini arttırmak için köpeğe her zaman verilmemesini öneriyor.Bunun dışında içi boş bir lastik oyuncağın içine köpeğin çok sevdiği bir krem peynir veya benzeri birşey sürebilirsiniz.Eğer bunu evden çıkmadan önce ona verirseniz,köpeği çoğu ayrılık korkusu semptonlarının ortaya çıktığı kritik ilk 5-30 dakikalık süre boyunca oyalayabilir.Yavaş yavaş ayrılığa alıştırma sürecini kısaca yeniden ele alırsak,ana unsurunun sabırlı olmak olduğunu anlarız.Evden çıkış süreçlerini de fazla sık aralıklar ile yaparsanız ,bu da köpeği aşırı derecede rahatsız edebilir.Peki ayrılık süresini uzatmak için en uygun zaman ne olmalıdır.? Uzmanlar iki ipucu sunuyor; Evden çıkış hazırlıklarınız sırasında köpeğiniz korku göstermiyorsa veya sahip eve döndüğünde köpek aşırı derecede uzun ve abartılı selamlama törenleri yapmıyorsa.Peki,tüm bu yukarıda anlatılanlar,köpeğin normal bir şekilde bütün gün sürecek bir ayrılığa tahammül etmeyi öğreninceye kadar rutinin devam ettirilmesi gerektiği anlamına mı geliyor? Hayır diyor doktorlar,çünkü köpeğin 30 dakikalık bir ayrılığa tahammül etmeyi öğrenmesi başta yavaştır,ama sonra hızlanır.Köpek 1-1.5 saat süreyle yalnız kalabiliyorsa,büyük bir olasılıkla bütün bir gün de kalabilecektir,ama yine de ilk başlarda bütün bir gün bırakmadan önce en fazla üç saatlik sürelerle yalnız bırakılması daha iyi olur.Ayrılık korkusunun semptonları ile baş edebilmek için herhalde çoğu köpek sahibinin kullandığı yöntem,cezalandırmadır.Oysa ki cezalandırma olsa olsa ayrılık korkusunu arttırmaya yarar ve köpek ne için cezalandırıldığını anlayamayacak ve dolayısıyla davranışlarında herhangi bir düzeltici etkisi olabilmesi için cezanın istenilmeyen davranışın hemen üzerine uygulanması gerekiyor.Sahiplerin köpeklerinde cezalandırılmak istedikleri davranışların çoğu ise,sahip evden çıktıktan sonraki ilk 5 ila 30 dakika içinde yapılmıştır.Peki,küçük tuzaklar veya tadı acı olan nesneler ile uygulanan küçük cezalar nasıldır.? Uzmanlar bu tür cezaların ancak diş çıkarma ve buna bağlı kemirmelerde etkili olduğunu,ama ayrılık korkusundan kaynaklanan kemirme davranışları en ufak etkileri olmadığını düşünüyor.Zeki ama korku dolu olan köpek kısa sürede tuzaklardan kaçmayı veya tadı acı olan nesneleri kemirmeyi ve onun yerine korkusunu hafifletecek başka nesneler bulmayı çok çabuk öğrenir.Doktorlar aynı zamanda ayrılık korkusuna bağlı uzun süre havlamaları da denetlemek için bazı yöntemler öneriyor.Yöntemlerden birinde sahip evden çıkar,havlama başlayıncaya kadar kapının önünde bekler,sonra hızla eve dönüp köpeği azarlar vaya herhangi bşka gürültülü bir şey ile köpeği korkutur.Ceza,zamanlama olarak doğru ama ciddi bir dezavantajı,köpeğin yeni bir davranış biçimi öğrenmesinden ziyade,sahibinden korkmasına neden olabilmesidir.Bunun ötesinde ve çok daha önemlisi,bu yöntem uygunsuz davranışın ana nedenini ortadan kaldırmıyor.Yani,köpeğin ayrılığa tahammül edememesini.Kısacası,bu yöntem köpeğe,yalnız kalmasının kolayca başedebileceği bir durum olduğunu öğretmiyor.Köpeğe ayrılım süreleri boyunca bir kulübe veya bir kutunun içine koymak,yarardan çok zarar getirebilir.Gerçi bunu yaptığınızda evinmze gelecek zararı azaltmış olursunuz ancak korkunun diğer belirtileri olan havlama veya tuvalet gibi yine de meydana gelir.Çoğu köpek kutuyu tahrip edip kendilerine zarar verebilir.Davranış bilimcileri kutunun bazı amaçlar için,örneğin tuvalet eğitimi gibi,kullanılmasını bazen öneriyorsa da,hiç biri bir kutunun uzun süreli kapalı tutulacağı bir yer olarak önermiyor,sadece köpek bu kutuyu ini gibi hörüyor ve onun içinde kaldığında güven duygusu yaşıyorsa kullanılabilir.Köpek yavaş yavaş kutuya alıştırılmalıdır.Köpek sahipleri kutuyu bir ceza aracı olarak kullanıyorsa ve köpeklerini buna alıştırmamaışlar ise,bir kutu da uzun süreli ayrılıkıklarda başarılı bir yöntem değildir. Ayrılık korkusunu önlemek mümkün müdür.? Bu soruyu yanıtlamak hiç kolay değil,ama itaat eğitimi ne köpeğin bu davranışı üzerinde bir etki yapıyor,ne de ayrılık korkusu belirtilerinin ortaya çıkmasını önleyebiliyor.ama tabii ki eğitim işe yarar.Doktorlar,köpeklerini yalnız kalmaya alıştırmak için sahiplerin köpekleri ile olan ilişkilerini erkenden oluşturmalarını öneriyor.Sahipler köpeklerin her yere birlikte gelmelerine izin vermemeli.Köpekler,özellikle genç olanları,sürekli olarak ilgi istemesine rağmen,araştırmalar ilginin sürekli olarak okşamak,dokunmak ve sevmek,demek olmadığını gösteriyor.Artık biliniyor ki,bir köpek için alabileceği en büyük ödül,sahibine yakın olabilmektedir,bu da mutlaka dokunmak,demek değildir.Kulağa bu pek duygusal vaya sevgi dolu gelmese de,ayrılık korkusunun yarattığı ciddi sorunlar ile başetmek için bize bir ipucu sunmakta; davranışı ortaya çıkaran bağımlılığı önlemek.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

ANAL KESE TEMİZLİĞİ




Eğer köpeklerin genel sağlığı üzerinde konuşuyor isek anal keselere de değinmeden geçemeyiz.Köpeğinizin anal keselerini zaman zaman boşaltmanız gerekmektedir.Böylece oluşacak bazı problemlerin önüne geçebilirsiniz.


Anal keseler anüsün hemen altında saat 4-8 pozisyonunda bulunurlar.Sağda ve solda olmak üzere iki adettirler ve içlerinde anüs tarafından oluşturulan kötü kokulu,kahverengi sıvı bulundururlar.Anal keseler bu sıvı ile dolduğunda köpeğin ırkına ve büyüklüğüne göre bezelye ile misket büyüklüğünde şişerek köpeği rahatsız ederler.

Köpekler bazı durumlarda bu kese içindeki sıvıyı otomatik olarak boşaltırlar.Örneğin çok korktuğu anlarda buradaki sıvı boşalabilir.Anal keselerin dolması veya bloke edilmesi problemlere yol açabilir.Normalin üzerinde kilolu köpekler problem içerisindedir.Anüs çevresindeki fazla kilolar köpek hareket halinde iken,anal keselerin sıkılarak sıvının boşalmasını engeller.Aynı durum zayıf köpekler içinde geçerlidir.Zayıf köpekler de yeteri kadar kiloya sahip olamadıklarından doğal hareket halinde kaslar bölgeyi sıkamaz ve sıvı boşaltılamaz.

Belirtiler köpeğinizin sık sık oturarak bu bölgeyi yere sürterek kaşımaya çalışması,ulaşabildiği yere kadar ısırırcasına yalamasıdır.Bu şekilde bazen kendine zarar verebilir.Bölge kırmızılaşmaya ve hassas bir hal almaya başlar dokununca acımaktadır.Müdahale edilmez ise deri ve ülsere kadar giden problemlere neden olabilir.Köpek hareketlerini ve tuvaletini yapmakta zorlanır,kötü kokar, ileride iltihaplanmaya ve az miktarda kanamaya sebep verir.İltihaplanan bölge ise köpek için dayanılmaz olacaktır.Bazen enfeksiyon olan bu bölge patlar ve iltihap kanlı bir şekilde deriye yayılır ve gözle görülebilir.



TEDAVİ

Anal keseleri zaman zaman boşaltmak yukarıdaki sorunların önüne geçecektir.Ayda bir kere yapılacak temizlik olumlu sonuç verir.Daha sık yapılan bir temizlik ise anal kesinin daha hızlı dolmasını sağlayacağından önerilmez.Bölge enfeksiyon altında ise antibiyotik takviyesi ile keseler boşaltılmaya çalışılır.eğer iltihap patlar ve deriye yayılır ise antiseptik solüsyon ile temizlenmelidir.Ayrıca köpeğe parazit kontrolü yapılmalıdır.
Alman Çoban Köpekleri kuyruklarını bel hizasının altında taşıdıklarından tehlike altındadırlar.Bel hizasının üstüne seyrek olarak çıkan kuyruk anüs çevresine yeteri kadar hava akımı sağlayamaz ve bölgenin sıcak kalmasına sebep olur.Sıcak ise bakterilerin üremesi için oldukça mükemmel bir ortamdır ve bakımsızlık ile birleşince ortaya sorunlar çıkabilir.
Enfeksiyon iyi ve kötü huylu olmak üzere tümör oluşturabilir.Ameliyat ile alınması gereklidir,geç fark edilen tümörlerin alımı sakıncalı sorunlar doğurabilir.


TEMİZLENMESİ

  • Ayda bir kez temizleyin.
  • Köpeğinizin enerjisini harcadığı bir zaman seçin.
  • Yardımcı olması için bir arkadaşınızı görevlendirin.
  • Muayene türünden eldivenlerinizi giyerek kağıt havlu veya pamuğu sağ elinize alın.
  • Sol eliniz ile kuyruğunu kaldırın ve anüsün hemen altını baş ve orta parmaklarınız ile kavrayarak iki taraflı sıkın.
  • Fazla sıkmayın yoksa keselere zarar verebilirsiniz.
  • Bölgeyi temizleyiniz.
  • Eğer sıvıyı çıkartmayı başaramaz iseniz.Veterinerinize danışınız
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

İÇ PARAZİTLER





Kalp Kurdu:


Kurdu taşıyan bir sivrisineğin ısırması ile genç kalp kurtları köpeğin kan dolaşım sistemine girer ve köpeğin kalbi ile birlikte 13-30 cm arası bir boya ulaşıncaya kadar gelişirler.Kalp kurtuna yakalanmış köpekleri kurtları imha etmek için ilaçlarla tedavi edilebilir ama koruyucu bakım çok daha etkilidir.
Yapabileceğiniz iki şey var; köpeğinizi sivrisineklerden koruyun ve ona düzenli olarak veteriner hekimizden temin edebileceğiniz kalp kurdunu önleyici ilaçlar verin.Ancak veteriner hekiminiz,köpeğinizin kalp kurduna yakalanmış olup olmadığını görmek için önce bir kan testi yapmak isteyecektir.

Kancalı Kurtlar:

Kancalı kurtlar daha çok yavru köpeklerde görülür,ama her yaştaki köpekler ciddi biçimde bu kurtlara yakalanabilirler.Köpekler parazitin larvalarını yutarak kancalı kurtlara yakalanabilir veya larvalar köpeğin derisine girer.Yavru köpekler kancalı kurtları annelerinden doğumdan önce vaya meme emerken kapabilir.Zaten hasta ve zayıf olan köpekler kolay bir hedef oluşturur ve önlem alınmadığı takdirde ölüme kadar götürebilir.Parazitin yumurtaları taze bir dışkı örneğinde mikroskop altında görülebilir.Tedavi rutindir,ama köpeğin çevresini temiz tutarak onu kancalı kurlardan koruyabilirsiniz.Düzenli olarak bölgedeki dışkıları alın,çimleri kısa ve olabildiğince kuru tutun ve asfaltlı veya taşlı yolları dezenfektanlarla yıkayın.

İnce Bağırsak Kıl Kurtları ve Soluncanları:

Kıl kurtları ya da askaritler,yavru köpeklerde sıkça görülür.Çoğu yavru hiç bir belirti göstermez.ama diğer köpekler ve çocuklarada bulaşabilecek milyonlarca yumurtayı çevereye dağıtırlar.Kıl kurtları beyaz,ser,ince ve yuvarlak spagheti görünümündedir ve yaklaşık 6 cm'e kadar uzarlar,çoğu zaman yay gibi yuvarlanırlar.Yetişkin köpekler kıl kurtlarına karşı bağışık olabilirler ve hiç bir belirti göstermeyebilirler.Veteriner hekiminiz, kıl kurdu bulunduğu takdirde ilaç yazacaktır,ama önlemek için,kancalı kurtlarda tarif edildiği şekilde temizlik önerilir.

Tenyalar:

Bu parazitler köpeğin anüsü çevresindeki tüylerde,yatağında veya dışkısında görülebilir.Canlı iken anüs parazitleri kırık beyaz.yassıdır ve ileri geri sallanır;kuruduklarında sarılaşırlar.şeffaf olur ve bir pirinç tanesine benzerler.Anüs parazitlerine yakalanmış bir köpek kilo kaybedebilir ve zaman zaman ishal olur.Eğer köpeğinizin anüs parazitlerine yakalanmış olduğunu düşünüyorsanız,veteriner hekiminizin dışkısını muayene etmesini ve ilaç vermesini isteyin.

Kalın Bağırsak Kurtu:

Kalın bağırsak kurtları,köpeğin sindirim sisteminin alt kısımlarında yaşar.Bazı köpekler hiç bir belirti göstermez,dolayısıyla veteriner hekiminiz dışkısını muayene ederek tanıyı koymalıdır.Başka köpekler zaman zaman oluşan ishal,anemi,kilo kaybı,halsizlik ve sağlık durumunda genel bir bozulma gösterelebilir. Tedavi için ilaç şarttır.Köpekler kalın bağırsdak kurtlarını,etrafı koklayıp yalayarak aldıklarından,yukarıda da belirtildiği gibi köpeğin yaşadığı bölgeyi temiz tutumak gerekir.
Köpeğinizin solucan,kancalı kurt,kıl kurdu,anüs parazitleri veya kalın bağırsak kurtlarına yakalandığından kuşku duyuyorsanız,bir ya da iki dışkı örneğinin mikroskop altında incelenerek sorunun türünü ve boyutunu tespit etmek ve böylece en etkin tedavi yolunu bulmak gerekir.Asla kurt tedavisini kendi başınıza yapmayın;yanlış bir kurt tedavisi,kurtların kendisi kadar köpeğe zarar verebilir.Öncelikle veteriner hekiminiz,sorunun gerçekten kurtlardan mı kaynaklandığını ve öyle ise hangi tür kurt olduğunu tespit etmek zorundadır;ayrıca kurt tedavisine başlamadan önce verilecek doğru ilaç ve miktarı belirlemek için de köpeğin genel fiziksel durumunun da değerlendirilmesi gerekir.Aslında köpeğinizin dışkısının parazit yumurtaları bakımından incelenmesi,köpeğin yıllık fiziksel muayenesinin bir bölümünü oluşturmalıdır,yani bir dahaki sefere veteriner hekime gittiğinizde köpeğinizin dışkısını da yanınızda götürün.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

ÇİFTLİK ÖKSÜRÜĞÜ - BORDETELLOZ




Çiftlik öksürüğü çoğunlukla bordetella bronchiseptica adlı organizma dan kaynaklanmaktadır.Tıbbi araştırmalar %80-90 oranında bu bakteriyi kaynak gösterirken geri kalan % 10-20 oran ise diğer bulaşıcı virüslere işaret etmektedir.

Bordetealla bronchiseptica adlı bakteri parainfluenza,adenovirüs,canine distemper ile yakın ilişki içerisindedir ve bu virüslerden adenovirüs Tip-2 ve Parainfluenza ile birleşerek hastalığa sebep olur.
Organizmanın kuluçka süresi,yani bakterinin köpeğin vücuduna girmesi ile klinik belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre genelde 3-5 gün sürmektedir.Bakteri köpekte sert ve devamlı öksürüklere neden olmaktadır.İlk başta aceleci köpek sahipleri köpeğin boğazına bir şey kaçtığını düşünebilir.Ancak köpek bakterinin verdiği zarar ile öksürmektedir.Hastalık köpekte Pneumonia neden olabilir ya da daha ciddi işaretler verebilir.
Hastalığın tedavisine öksürüğün kontrol altına alınması ile başlanılır.İnatçı bakteriler için antibiyotik katkısı yapılmalı ve virüsün çevreye yayılması önlenmelidir.Her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da aşılama oldukça önemlidir.Burun içi uygulanan(İntranazal) aşılar çok çabuk ve etkili sonuçlar verir.Bu aşılar 3-5 gün içinde koruma sağlayabilir.Aşının injeksiyon yöntemi ise daha uzun süren bağışıklık kazandırmaktadır.Bazı veterinerler maximum koruma için iki yöntemi de tercih edebilirler.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

KALP KURDU - Dirofilaria







Kalp kurdunun yaşam süreci sivirsineğin,hastalıklı köpeği ısırması ile başlar.Kalp kurdu hastalığı olan ve kanında olgunlaşmamış küçük kalp kurdu larvalarını, sivrisinek kan emme yoluyla beslenirken köpeğin kanı içindeki larvalarıda alır.

İki ve üç hafta boyunca larvalar sivrisinek içinde gelişerek aktif yani bulaşıcı olurlar.
Sivirisinek tekrar beslenmek için başka bir köpeği ısırdığında bu larvaları sağlıklı köpeğe bulaştırır.Larvalar köpeğin derisinden içeri girerek dokulara ilerler ve ilerideki birkaç ay içerisinde köpeğin kalbine ulaşır.
Köpeğin kalbi içerisinde kurtlar 30 cm uzunluğa kadar erişir ve kalp başta olmak üzere ciğer ve diğer hayati organlara zarar verir.Eğer tedavi edinilmez ise sonuç köpeğin hayatının kaybı olacaktır.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

DERİ HASTALIKLARI





Evcil hayvanlarda görülen deri hastalıkları,genelde hayvan yıkama merakından kaynaklanabilir.Örneğin kediler kendilerini temizleyebilirler,ancak buna rağmen yıkanacak olursa,özel bir koruyucu tabakayla kaplı olan deri.yanlış kullanılan detarjen,sabun ya da şampuan nedeniyle bu özelliğini kaybeder,kendine has direnci kaybolur ya da tahriş olur.Dolayısıyla mantar hastakıkları,egzama,deri iltihaplanması ve tüy dökülmesine yol açar.


Sokağa çıkan hayvanlardaysa,ayak derilerinde görülen benzin,mazot,boya gibiçeşitli kimyasal maddeler ya da yanmayla tahriş olan dokularda deformasyon ve iltihabik yaralara sıkça rastlanır.Köpekler bu konuda kedilere göre daha şanssızdır.
Deri hastalıklarında daha çok ısırma ve tırmık nedeniyle ortaya çıkan yaralanmalar ve baş.çene,çene altı bölgelerinde,ayaklarda ısırmaya bağlı apselerin oluşması,doğaldır.Belirtileri giderek büyüyen şişlik,iştahsızlık ve halsizliktirBu gibi durumlarda ne tür bir tedavi gerekmektedir.
Apse kendiliğinden patlar ya da hekim tarafından açılarak temizlenir,ancak her iki durumda da antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır.
Sokaklarda bazen hayvanları daha çok arka ayaklarıyla kulak çevrelerini kaşırken görürüz.Doğal olarak yapılan kaşınmalar eşbette belli başlı nedenlerden de olabilir.Sokak hayvanlarında sık görüle deri hastalıklarından biri de,kulak uyuzudur.
Hayvan sürekli kaşındığı içiin kulak çevresinde yaralar oluşur.Öncelikleuyuz tedavi edildikten sonra kulak ve çevresindeki yaralar iyileştirilmelidir.Aksi takdirde tadavi amacına ulaşamaz.
Biraz da toprakta bulunan pire,kene ve uyuz etkenlerinin yol açtığı deri hastalıklarından söz edelim.



Toprakta bulunan pire,kene ve uyuz etkenleri gibi canlılar,kışın genelde kış uykusuna yatarlar.Havaların ısınmasıyla da konakçı olarak yaşayabilecekleri ortamlar arayıp,doğada yaşayan hayvanları bulurlar.Kene kancalarıyla,pire delici organıyla kan almaya çalışırlar.Uyuz etkenleri ise deri ve deri katmanlarında yerleşerek kan emmeye devam eder.Pire ve keneyi teşhis etmek kolaydır.Uyuz etkenini saptamak,mikroskobik canlılar olması nedeniyle o kadar kolay değildir.Şüphe edilen bölgeden alınan kazıntının mikroskop altında incelenmesiyle türü saptanır.Sarkoptes,Demodeks uyuzları
sıklıkla görülen uyuz etkenleridir.İnsanlara



bulaşma olanığı oldukça yüksektir.En belirgin özelliği kaşıntı,deride kalınlaşma ve sedef förüntüsüdür.Ayağıyla topraktan aldığı mantar ve bakteri etkenlerini uyuzla deriye bulaştırdıklarında karmaşık bir hastalık ortaya çıkar.Tedavi süresince öncelikle hayvanın vücudunu kaşıması engellenir.Lokal ve genel ilaç uygulamalarıyla uyuzun tedavisi eskiye göre daha kolaydır.Bu tedavi sonunda vücutta bir tek uyuz etkeni bile kalmamalıdır.Tedavi sırasında sürekli olarak,vücuttan alınan deri kazıntılarının mikroskobik incelemesi yapılmalıdır.

Uyuz tedavisi mümkün olmayan bir hastalık kesinlikle değildir.Uyuz hastalığının hiçbir aşamasında tedavisimümkün değil diyerek hayvanı uyutma yöntemine başvurulmaz.Uyuz etkeni tesbit edilir,teşhis konursa tedavisi kolaydır.Tedavisinin mümkün olmadığı ileri sürülüp hayvanı uyutma yöntemine gitmek kolaycılıktır.
İnsanlarda olduğu kadar hayvanlarda da rastlanan önemli bir diğer deri hastalığı da Egzama dır.

Egzama hastalığının üç türü vardır.aşırı proteinle beslenme(proteinemi)nedeniyle ortaya çıkan egzama,vitamin yetmezliğinden kaynaklanan egzama ya da alejik egzama.Proteinemi ve alrjik türdeki egzamalar birbirine bağlı olarak görülebilir.Yani aşaırı protein alımı nedeniyle karaciğer hassaslaşır ve alejik bir durum oluşur.Tek yönlü beslenme nasıl insanlar için zararlıysaihayvanlar içinde zararlıdır.Karaciğerde depolanan aşırı miktardaki protein deride lökalize olamsından ötürü,hayvanda ergenlik sivilcelerine benzer küçük noktacıklar oluşur.Hayvanın kaşınması sonucu patlayan bu noktacıklar tüylere yapışır.kokulu ve aşırıkaşıntı veren bir hal olur.Tedavi için o bölgenin tüyleri iyice traş edilip temizlendikten sonra lokal ilaç uygulanır.ancak veretiner hekime danışmadan ilaç kullanılması sakıncalıdır.Çünkü kaşıntı nedeninin saptanması ve ona göre bir tedavinin uygulanması gerekmektedir.Eğer neden egzama ise kortizon tedavisi uygulanır.Uyuzdaysa kortizon kullanılmaz,kullanıldığı takdirde uyuz etkenini besleyici bir özelliğe sahip olduğundan hastalık tehlikeli boyutlarda ilerleyebilir. Kimyasal maddeler, boya,tiner,kostik maddelerden tutun da ciklete (yapıştığı yere hava aldırmaz) sentetik halılar,yanlış kullanılan kozmetik ürünlere kadar her şey egzamaya neden olabilir.Sokakta yaşayan ya da sokağa çıkan en hayvanlarında görülen alrji nedenleri araştırılırken doğada bulunan bitki örtüsü de göz önünde bulundurulmalı.Örneğin kiraz ve erik ağaçlarının salgıladığı balzam ve çam ağıcının reçinesi hayvanlarda alerjiye neden olabilir.Vitamin eksikliğinden kaynaklanan deri hastalıkları da vardır.A,D ve H vitaminlerinin eksikliğinden kaynaklanan tüy dökülmelerinde kaşıntıya rastlanmaz.Derinin tüy tutma özelliği kaybolur,ve normalden fazla seyrekleşme olur.Bu gibi durumlar hastalık belirtisidir.ancak tüy dökmesinin başka nedenleri de olabilir.
Kısırlaştırılmış hayvanlarda hormon yetersizliğine bağlı tüy dökülmeleri görülür.Dişide östrojen,erkekte testeron hormonunun azlığı tüy dökülmesine sebep olur.Dişilerde tüm vücutta tüy seyrekleşmesine rastlanırken,erkekler çırılçıplak kalbilirler.Tedavisinde ,eksik olan hormonun çok düşük dozlarda verilmesi gerekir.
Ayrıca Stafilokokus Epidermitis denilen bakteriler,deri iltihaplanmalarına neden olur.Egzamayla birlikte mikrobik deri hastalıkları görülür.
Halk arasında köpek tüylerinin kiste neden olduğu kanısı yaygındır.aslında tüyün kemdisi kist yapmaz.Tüylerin üzerindeki parazit,yumurta ve proteinleri alrji yapar.Bundan dolayıdır ki, kist aşısı olmuş köpeklerden çekinmek yersizdir.Uzun tüylü köpekler tüm sene boyunca tüy dökerler.bir hayvan sahibinin hayvanını taraması,fırçalaması onu beslemekten daha önemli bir görevidir.Kısa tüylü hayvanlar belli mevsimlerde tüy dökerler ve daha çok yattıkalrı yerlere tüylerini bırakırlar.Kısa tüylü hayvanları ince dişli bir fırçayla taramak ve pamuklu olmayan hafif nemli bir bezle tımar yapmak gerekir.
Taramanın hayvan vücuduna 3 yararı vardır.Öncelikle hayvanın vücudunda var olan pire ve kenelerin tarağa takılması ile bunların varlığı saptanır.Ayrıca vücuttan atılacak tüylerin tarak ve fırça yardımıyla toplanmasına yardımcı olur.Tüy dipleri ve deriye dolaylı olarak yapılan masajla sinirlerin uyarılması ve daha sağlıklı tüylerin çıkmasına neden olur.
İlkbaharın bittiği yazın başladığı anlarda palto değişikliği kaçınılmazdır.Özellikle bu aylarda daha sık ve düzenli taramalar,tüylerin etrafa yayılmasını , alerji ve parazitlerin bulaşmasını engeller.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ











Bağışıklık sisteminin görevi vücuda giren veya verilen yabancı maddeler,anormalleşmiş hücreler,bakteri,mantar ve virüslerden vücudu korumaktır.Bu kompleks görev spesifik (T ve B hücreleri) ve nonspesifik elemanlar (bunlar özel T ve B hücrelerine yardımcı olarak fonksiyon görür) tarafından başarılır.Bağışıklık genel olarak doğal ve kazanılmış bağışıklık olmak üzere iki ye ayrılır.

1.Doğal Bağışıklık :

Genetik olarak kontrol edilebilen ve kalıtımla nesillere aktarılabilen bir tür direnci temsil eder.Doğal bağışıklığın oluşumunda genetik (tür ve ırk direnci,bireysel duyarlılık) ve fizyolojik faktörler (vücut ısısı,yaş durumu ve hormonlar) vucudun premier (tüyler,der,.vücut zarları ve salgışarın oluşturduğu dış savunma sistemi) ve skonder (dış savunma mekanizmalarını aşabilen hastalık etkenlerine karşı koyan humaral sıvılar ve hücresel savunma sistemi) savunma mekanizmaları ve yangısal reaksiyonlar etkin rol oynarlar.

2.Kazanılmış Bağışıklık :

Canlıların doğumdan sonra çeşitli hastalık etkenleriyle karşı karşıya geldikten ve aşılarla karşılaştıktan sonra,bu etkenlere karşı kazandığı bağışıklık anlamındadır.Kazanılmış bağışıklık aktif ve pasif bağışıklık olmak üzere ikiye ayrılır.

Aktif bağışıklık: Farklı virülenslere(hastalık yapma yeteneği) sahip etkenlerle doğal olarak karşılaşma sonucu olduğundan doğal aktif bağışıklık,aşılarla aşılanmak suretiyle kazanıldığı zaman ise yapay aktif bağışıklık olarak adlandırılır.

Pasif Bağışıklık : Bir bireyden alınan bağışıklık maddeleri (antikor,süt,serum vs) ile sağlanan bağışıklık sistemidir.Bu da doğal ve yapay olmak üzere iki kısımda incelenir.Doğal pasif bağışıklıkta antikorlar doğrudan anneden yavruya plasenta ve anne sütü ile geçerken,yapay pasif bağışıklık;İnaktif kazanılmış bağışıklığı bulunan bir bireyden elde edilen kan,kan serumu yada kemik iliği gibi dokuların aktarılmasıyla sağlanabillir.Pratikte bir enfeksiyon durumunda uygulanan hiperimmun serumlar (kuduz antiserumu,viral hepatit serumlar gibi) ve antitoksit serumlar (tetanoz,yılan ve akrep serumları gibi) bu tip bağışıklığa en uygun örneklerdendir.
Bağışıklık sistemini bu kısa tanımlamalarla tümüyle anlamak mümkün değildir.Ancak bağışıklık sisteminin temel özelliklerini kapsayan bu bilgiler aşıların neden önemli olduğunun anlaşılmasında faydalı olacaktır.

Bağışıklık sisteminin dört ana özelliği bulunur.

1) Spesifite : Bu yetenek sayesinde bağışıklık sistemi çarpraz olmayan reaksiyon (noncross reacting) antijenlerini ayırt edebilir.

2) Bellek : Bağışıklık sistemi önceden karşılaştığı antijenleri tanır ve hatırlar.Bu şekilde verilen bir antijene karşı kazandığı deneyim,daha güçlü ve genişletilmiş cevapların oluşmasını sağlar.

3) Uyarılma : Bağışıklık sisteminin spesifik ve nonspesifik elemanları bu yetenekleri sayesinde yabancı maddelere karşı harekete geçebilir.

4) Tekrarlayabilme : Enjeksiyonun tekrarlanması halinde,bağışıklık sisteminin elemanları kazandıkları deneyim ile immum cevapları(hastalık etkenlerine karşı vücudun bağışıklık sisteminin tepkisi) büyük ölçüde artmasını veya genişletilmesini sağlar.
Bağşıklık sisteminde herbiri özel görevlere sahip dört temel hücre tipi vardır.
  • Fogositler : Mikroorganizmaları diğer hücreleri ve yabancı partikülleri içlerine alarak ortadan kaldıran bu hücreler,kemik iliğinde üretilirler.Fagositlerin en önemli tipi makrofajlardır.Makrofajlar,bakteriler,virüsler,man tarlar veya yabancı proteinlerin varlığında harekete geçerler.
  • T Hücreleri / T Lenfositler : Kemik iliğinde üretilen bayaz kan hücreleridir.Kemik iliğinde üretilen T hücreleri Timus'a (Gelişimi yaşamlarının ilk yıllarında maximum düzeyde olan bezsel yapıda bir organ) giderek orada olgunlaşırlar.T hücreleri,immum cevapların oluşumunda anahatar konumundadır.İmmum cevapların başlaması ve sona ermesinden sorumludur.Ayrıca çeşitli komponentlerin aktivitelerini de kontrol ederler.Bir yabancı hücre makrofajlar tarafından alındıktan sonra,salgıladıkları enzimlerle vücuda zarasız hale getirilir.Bu enzimler aynı zamanda yabancı hücrelerin varlığını T hücrelerine haber verir.Böylece T hücrelerinin üretimi uyarılarak bağışıklık sisteminin cevap oluşturması sağlanır.Eski nomenklatürde T hücreleri T4 ve T8 hücreleri olarak ayrılırdı.T4 hücreleri yardımcı ve başlatıcı,T8 hücreleri ise baskılayıcı ve yokedici özellikte idi.T4 hücreleri kanda,T8 hücreleri lenf dokusu ve dalakta bulunmaktadır.
  • B Hücreleri (B Lenfositler) : Bu hücreler kemik iliğinde üretilir ve olgunlaşırlar.Bu hücreler antikorların üretiminden sorumludurlar.İmmunoglobulinler olarakda bilenen antikorlar,yabancı proteinlerin kendilerine bağladığı özel yapılı proteinlerdir.Bunlar vücuda giren antijenlerin makrofajlar tarafından yok edilmesi için işaretler veya etkisiz hale getirir.T hücreleri spesifik organizmaların veya antijenlerin tanınmasını sağlama yeteneğine sahiptir.Bu hücreler makrofajların antijenlerin hücre zarlarından geçebilmesinde gerekli olan bilgileri sağlar ve harekete geçmeleri için uyarır.Makrofajlarda bu antijeni B hücrelerine verir. Spesifik antijen belirleyicisi ile bir kez karşılaştıktan sonra bu makrofajların yüzeyine kodlanır.B hücreleri,bu makrofajları tekrar takrar üreterek B hücrelerin 2 alt tipi halinde olgunlaşır.Bunlar plazma ve bellek hücreleridir.Plazma hücreleri belirli bir antijene özel antikorlar üretirler.B hücrelerinin diğer bir türü olan bellek hücreleri ise aynı antijen ile ikinci kez karşılaştığında oluşacak enfeksiyona karşı hazır durumdadır.Bağışıklık ile ilgili işlevlerin tümü T8 hücreleri tarafından izlenir ve kontrol edilir.Enfeksiyon sona erdikten sonra T8 hücreleri immum cevapları durdurur.İlk olarak T8 hücrelerinin daha sonra çeşitli kimyasal haberci ve baskılayıcı hücreleri salgılayan B hücrelerinin işlevini durdurarak antikor üretimine son verir.
  • NKHücreleri (Doğal Öldürücü Hücreler -Natural Killer Cells) : Bu hücreler T4 uyarısına gerek duymaksızın fonksiyon görürler.Bu hücreler ve viruslara karşı mücadele ederler.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

KALÇA ÇIKIĞI - HIP DYSPLASIA








"Dispilazi" (Dysplasite) patolojideki kelime anlamıyla bedendeki anormal gelişme demektir.İnsan ve hayvanın yani her iki canlının da kalça yapısı,kalça eklemi tipindedir.Kalça eklemi,uyruk kemiğini kalça eklemine birleştirir.Bu eklem kalça kemiğindeki hokka çukuru ile bu çukura oturan uyluk başından meydana gelir.Ancak bu iki kemiğin eklem yuvasına doğru ve orantılı olarak uymaması halinde kalça eklemi anormal şekilde biyür ve deforme olur.Ortaya çıkan bu duruma "Kalça Displazisi",veya H.D (Hip Dysplasia) denir.

Sebepler :

H.D nin oluşumunda tek bir sebebin olmadığı önemle vurgulanmalıdır.Bir faktöre vaya birbiri ile ilgisi olan sayısız faktöre bağlı olabilir.Temel olarak,ilk akla gelen soru şu olabilir;Büyümekte olan bir köpek yavrusunun kalça ekleminin taşımak zorunda kaldığı anormal bir vücut ağırlığı varmıdır? eğer var diye cevap veriyorsak,H.D özellikleri olarak bünyesel değişikliklere bu nedenle de yol açmış olabilir.H.D ye karşı kesinlikle kalıtımsal bir meyil vardır.Aynı nedenle genlerin H.D de çok önemli bir role sahip oldukları bilmemize rağmen,çevresel faktörlerin de bütünleyici bir role sahip olduklarını da unutmamalıyız.Yukarıda da belirttiğimiz gibi bir köpek yavrusunu H.D ye meyilli kılan en yaygın çevresel faktörlerden biri,aşırı beslenmedir.Çünkü yapılan araştırmalar,yüksek kalorili yiyeceklerin H.D olasılığını artırdığını göstermektedir.

Belirtiler :
  • Kas tutukluğu,özellikle sabahları.
  • Topallık.özellikle aşırı egzersizden sonra.
  • Sendeleyerek veya eğilerek yürüme.
  • Doğrulmada güçlük ve uyluk kasların dejenere olması.
  • Huy değişikliği (rahatsız edici ağrıya bağlı olarak)


Tanı :

Veteriner hekimce H.D teşhisi,genellikle röntgen bazında koyulur.Bir yaşından küçük olan köpeklerde,normal veya biraz anormal kalça arasında kesin bir ayırım yapmanın çoğu kez pek zor olduğu unutulmamalıdır.Nadiren fazlaca belirgin durumlarda üç veya dört aylıkken de teşhis koyulabilir.Ancak kalçalardaki bozukluk 18 aydan önce hassas bir şekilde ve kesin olarak teşhis edilemez.Başka bir deyişle,köpeğin kalçası bir yaşında normal görünebilir,ancak sonraki 18 aya kadar geçen sürede displazi olabilir.

Tedavi :

Kesin ve net bir çare olmamasına karşın tıbbi ve cerrahi yöntemler gelişmiştir.Pek çok durumda köpek oldukça normal ve rahat bir yaşama dönebilir.Ancak şişman bir köpeğe bu amaçla yaptırdığımız zorunlu egzersizler,çoğu zaman sizi hayal kırıklığına uğratır.Çünkü fazlasıyla şişman hayvanlarda iş yaılacak iş kilo kaybını sağlamaktır ve bu çok önemlidir.Bu işlemi takiben veterinerinizce ilk aşamalarda ağrıkesici ilaç ve uyarıcı olmayan diğer ilaçlar tavsiye edilecektir.En yaygın ilaçlar ise bir veya değişik şekilde fenil butazon ve kortizondur.Eğer tıbbi tedavi yöntemleri artık köpeğinize tesir etmiyor ise cerrrahi tedvaviye geçilmesi gereklidir.Cerrahi tedaviler kas veya sinir değiştirme,ya da tüm kalçanın değiştirilmesi arasında değişiyor.En yaygın cerrahi yöntem,suni eklem kesme diye adlandırılır ve mafsalın kalça kemiğinden uzaklaştırılmasını kapsar.Çok iyi çalışır ve kalçadaki kemikten kemiğe teması yok ettiği için,H.D' ye bağlı olarak ağrıyı tamamen keser.



Hassasiyet ve Uyarı :

H.D yaygın olarak daha çok büyük köpek cinslerinde görülmektedir.Küçük,hafif veya çok iyi adeletli cinsler bu riski daha az taşırlar.Sonuçolarak köpek sahiplerine şunu hatırlatmalıyız;kalıtımı göz önüne alarak eğer köpeğinizde göz önüne alarak eğer köpeğinizde kalça displazi'si var ise onun kesinlikle çiftleşip çoğalmasına izin vermeyiniz.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

GEBELİK ve DOĞUM





Belki günün birinde dişi köpeğinizde yavru almak ya da erkek köpeğinizi damızlık olarak vermek istesiniz.Ancak yeni canlılar yaratmak ,hiç bir zaman hafife alınacak konu değildir.İstenilmeyen köpeklerin sayısı,olağanüstü boyutlara ulaştı;üretme hevesinizin durumu daha da kötüleştirmesine izin vermeyin.Doğacak yavrulara şimdiden güvenilir anneler bulmak zorundasınız.

Çoğu insan üretmenin heyacan verici ve karlı bir iş olduğunu düşünürler.Ancak böyle bir girişimde bulunduklarında ise köpek üretmenin ne kadar zahmetli, pahalı ve bazen de üzüntü verici olduğunu görüp şaşırırlar.Köpeğinizden yavru alma kararını önce lütfen bu konuyu iyi düşünün ve veteriner hekiminizle konuşun.Bu küçük zahmet,sizi ve köpeğinize pek çok zorluk ve üzüntüden kurtarabilir.

Genetik Olarak :

Köpeğinize eş şeçerken fiziksel özelliklerini göz önünde bulundurduğunuzda,aslında köpeğin genetik yapısını seşiyorsunuz.Genler,kalıtımmın temel birimleridir.Her bir ana,baba yavrusuna bir dizi gen aktarır ver yavru oluşurken hangi genlerin şeçileceğine şans karar verir.Seleksiyon ve mütasyon...bunlarda yavruların genetik yapısını belirlerler.Köpek üreticileri bir dizi yavru köpek üretmek için,dişi ile erkek köpeği seçerken,bu seleksiyon sürecine katılıyorlar.Yaklaşık
14.000 yıl



önce evcilleştirilmiş kurtu,günümüzün yüzlerce çeşit köpek ırkına dönüştüren te bu seleksiyondur.

Genetik bozukluklar her ırkta ortaya çıkıp bedendeki herhangi bir organı etkileyebilirler.Bazı genetik hastalıklar pek çok ırkı etkilerler (örneğin; göz kataraktı ve sağırlık bazıları yalnızca bir yada iki ırkta etkili olurlar.Köpeğinizi çiftlreştirmeden önce,bu planınızdan ve köpeğinizin ırkının olası genetik bozukluklarını veteriner hekiminiz ile görüşmelisiniz.Kalıtımın dominant bir şekil gösterdiği hastalıklarda,ana ve babadan yalnızca birinin hastalığı taşıyor olması yeterlidir.Yani,dişi yada erkek köpekten yalnızca birinde hasta gen vardır ve bu hastalık bir kuşaktan diğerine aktarılır.Kalıtımın resisif gösterdiği hastalıklarda ise ana babanın her birinde iki anormal gen bulunması gerekir;böylece homozigot bir yavru doğar.Bir bozuk birde normal gen taşıyan köpekler heterozigot taşıyıcılardır,dıştan normal görünürler,ancak anormal genlerini yavrularına aktarabilirler,ta ki bir gün aynı genetik bozukluğu taşıyan iki köpek bir araya gelip yavru üretinceye kadar.

Poligenetik bozukluklar,tek bir anormal gen çiftinin buluşmasında değil de,bir dizi farklı genin kümülatif hareketinden meydana gelirler.Bu durumu oluşturan genlerin sayısını ve farklı fonksiyonlarını belirlemek güçtür vr kalıtımın şekli ailedem aileye
değişir.





Kromozom anormallikleri de,köpeklerdeki genetik hastalıkların nedenlerini oluşturabilirler.Bu da kromozomların sayısına ve yapısına bağlıdır.Köpeklerde 39 kromozom çifti bulunur (insanlarda 23 çift ),bu kromozom sayısı ve yapısındaki anormallikler,çoğu zaman bireylerde ciddi bozukluklara neden olur.Akraba köpeklerin birbiri ile çiftleştirlmesi,poligenetik ve resesif hastalıkların ortaya çıkma olasılığını arttırır,çünkü köpekler birbirleri ile akraba olduklarında,aynı bozuk genleri taşıma olasılıkları da daha yüksektir.Akraba evlilikleri içinde en sakıncalı olanı,anne babnın kendi yavrusu ya da kardeşlerin birbirleri ile çiftleşmesidir.Yine de akraba köpeklerin birbirleri ile çiftleştirlmesi üreticiler arasında yaygın bir uygulamadır,çünkü çok iyi özellikler taşıyan bir köpek sık sık damızlık olarak kullanılıp aynı kanı taşıyan yavruların doğmasına neden olur.

Üreme Fizyolojisi :

Köpeğinizn olgunluğa eriştiği yaş,ırkına bağlı olabilir.Küçük boy ırklar,büyük boy ırklara göre daha erken yaşta olgunlaşırlar.Genelde erkek yavrular 6 aylık olduklarında döl verecek yaşa gelirler,ancak gerçek olgunluğa 16-18 aylık olduklarında erişirler.Sağlıklı köpekler 8-10 yaşına kadar cinsel olarak faal ve verimli olabilirler.Bu dönem boyunca erkek köpek her zaman çiftleşmeye hazırdır.

Dişi köpekler ilk kızgınlık dönemini çoğunlukla 7 aylık oldıklarında ortaya çıkabilirken,bazen 18 aya kadar da uzayabilir.Kızgınlık,ileri yaşlara kadar her 6 ayda bir görülür.Kızgınlık döneminde dişi erkeği kabul eder ve döllenmeye hazırdır.


Dişi köpek üreme süreci 4 dönemden oluşur.

1.Proestrus :

Bu dönemde dişi köpek,erkek köpek için caziptir,vajinasından kanlı bir akıntı gelir,vulva şişmiştir.Proestrus yaklaşık 9 gün sürer,ancak dişi köpek bu dönemde çiftleşmeye izin vermez.

2.Estrus :

Bu dönemde yaklaşık 9 gün sürer,dişi erkeği kabul eder.Yumurtlama genelde ilk 48 saat içinde olşur,ancak çok değişkendir.döllenme estrus sıarsında meydana gelir.eğer yavru alınmak istenmiyorsa bu dönemde dişi köpeği erkeklerden ayrı tutmak gerekir.

3.Diestrus :

(60-90 gün) Estrusu takip eder ve bu dönemde üreme organları köpek,hamile olsun yada olamasın,progesteron hormonunun denetimi altındadır.Yalancı hamilelik,yani hamile olmadığı halde,hamileliğin tüm belirtilerini göstremesi,bazen diestrus döneminde görülür.

4.Anestrus :

Hiçbir cinsel aktivitenin meydana gelmediği diestrus'u takip eden dönemdir.3-4 ay arası sürer.





Çiftleşme :

Eğer dişi köpeğinizden yavru almak istemityorsanız,pek çok koruma yöntemi vardır.Korumanın en etkili ve kalıcı şekli,dişi köpekte yumurtalıklar ve rahmin,erkek köpekte de testslerin ameliyatla alınmasıdır.Ağızdan verilen haplarda mevcuttur,bunun avantajı ileride çiftleştirilmesi düşünülüyor ise hayvanın kısırlaşmamış olmasıdır.Her bir yöntemin avantaj ve dezavantajlarını veteriner hekiminiz ile görüşmelisiniz.

Hamileliği önlemenin bir diğer yolu,dişi köpeği estrus döneminde erkek köpeklerden uzuak tutmaktır.Ancak hiçbir köpeğin ona ulaşmadığından emin olmak için sürekli dikkat etmek gerekir.İstenmeyen bir çiftleşmenin ardından östrojen vermek,gebeliği önleyebilir,ancak hormonun kullanılması tavsiye edilmez.
Öte yandan dişi köpeğinizden yavru almaya kararlıysanız,henüz genç ve gelişmekte olan bir hayvanda hamilelik ve meme vermenin stresini yaratmamak için ilk estrusta çiftleştirmemelisiniz.Genelde dişi köpeğin üçüncü estrusta çiftleştirlmesi önerilir.Çoğu köpek üreticisi ayrıca,dişi köpeğin doğum sonrası toparlanması ve yeniden güç kazanması için köpeği her estrus döneminde çiftleştirmeyip bir dönemi boş bırakmayı tercih ederler,oysa dişi köpek sağlıklı ise bu gerekli değildir.Dişi köpeğin yavrulaması aırasında çok iyi beslenmesi şarttır.
Çiftleştirmeden bir ay önce,dişi köpek veteriner hekim tarafında muayene edilmelidir.aşıları tamamlanmalıdır.Sağlığı yerinde olmalı,fazlakiloları olmamalıdır.Parazitler yönünden kontrol edilmeli,gerkşrse tedavisi yapılmalıdır.Çiftleştirmden önce dişi köpekler bruceloosis yönünden kontrol edilmelidirler.Brucellosis bakteriyel bir hastalıktır,kısırlığa ya da hamileliğin 45-55 gününde düşüğe yol açabilir.Erkek köpekte brucellosis yönünden muayene edilmelidir.
Dişi köpekler yabancı bir ortamdan çok etkilenirler,bu yüzden erkek köpek,dişiye görürülür.Genç bir erkek ilk kez çiftleştiğinde,dişi köpeğin deneyimli olması yarar sağlar.
Çiftleşme sırasında erkek köpek arkadan gelip dişinin sırtına çıkar ve belini ön aykları ile kavrar,sonra hızla kalçasını ileriye itip penisini dişinin vajinasına sokar.Sperm boşalımı meydana




geldikten sonra,köpekler 10-30 dakika boyunca ayrılmazlar.Buna "kilitlenme" denir ve son derece normaldir.Peniste bulbus galndis denilen bir bölgenin şismesi yüzünden oluşur.Kilitlenme sırasında,erkek köpek,dişi köpek ile arka arkaya duracak şekilde dönebilir.Köpekleri ayırmaya çalışmayın ,aksi takdirde onları yaralayabilirsiniz.

Hamilelik :

Dişi köpeklerde hamilelik yaklaşık 63 gün sürer.Hamileliğin belirtileri iştah,kiloda artış ve memelerin büyümesidir.Ancak yalancı hamilelik yaşayan dişiler bu belirtileri gösterebilirler.Teşhisi 28.günde veteriner hekim elle yapacağı bir muayenede koyabilir.Hamilelik döneminde dişi köpeğin çok iyi beslenmesi gerekir.Bu dönemde veteriner hekiminiz ile,dişi köpeğin hamilelik ve meme verme dönemleri boyunca beslenmesi ve bakımı,doğum sırasında yapılacakları ce acil bir durumda yapılması gerekenleri konuşmalısınız.
Doğumdan birkaç gün önce,dişi köpeğiniz yemeğini geri çevirebilir ve yavrularını doğurmayı düşündüğü yerde yuvasını kurmaya başlar.Onu daha önceden bir doğum sandığına alıştırmadıysanız,sizin dolabınızın içini,yatağınızın altındaki boşluğuya da sizin tercih etmeyeceğiniz herhangi bir yeri seçebilir.Doğum sandığında dişinin istediği kadar yer olmalı.İki alçak tarafı olmalı ve sıcak,kuru,cereyanlardan uzak bir yerde bulunmalıdır.Yumuşaklık ve temizlik için sandığın altına havlu ve başka yumuşak ömalzemeler kaoyabilirsiniz.ancak gazete kağıdı daha iyidir,çünkü kirlendiklerinde değiştirilmeleri kolaydır.Yavrular biraz büyüdüklerinde ayaklarını daha sağlam basabilmeleri için gazete kağıdı yerine daha sağlam malzemeler koymalısınız.

Doğum başlamadan kısa bir süre önce köpeğin vücut ısısı düşer.Yaklaşık 24 saat sonra ilk sancıların başlaması beklenebilir.O zaman dişi köpek hızla solumaya,huzursuz görünmeye ve bazen kusmaya başlar.Kusma,doğumun başladığı sırada normaldir,ancak devam etmesi halinde bir hastalğın habercisi olabilir.




Doğum :

Normal,sağlıklı bir köpek genelde kolay doğum yapar,bir doktorun yardımına gerek duymaz.Her yavru kendi plazentası içinde doğar,ancak yavru nefes almaya başlamadan önce bu plasentanın alınması gerekir.Genelde dişi köpek bu işi hemen yerine getirir ve göbek bağınıda keser.Doğumdan sonra yavruları,onları temizlemek ve solunumalarını sağlamak için yalayıp durur.Yaklaşık 3 hafta süren bu yalama bir başka yaşamsal amaç daha taşır;yavruların dışkılamasını sağlar.Bazen,dişi köpek plasentayı açmayı veya göbek bağını kopartmayı ihmal eder,ya da bu işi kendi başına yapamaz.Böyle durumlarda derhal duruma müdahale etmeye hazır olmalısınız.Yavru köpek,oksijeni tükeninceya kadar plasentanın içine en fazla 8 dakika kalabilir.Plasentayı ilk önce yavrunun kafasındaki bölgede yırtıp daha sonra tamammını alarak açabilirsiniz.Sonra yavrunun ağzı ve burnundaki tüm sümükleri alın ve kan dolaşımını sağlamak için bir havlu ile ovalayın.Göbek bağını,balmumu sürülmemiş bir iplikle bağlayın ve karnın yaklaşık 5 cm yukarısından kesin.Yararın iltihaplanmasını önlemek için tentürdiyot sürün.

Verteriner Hekimi Ne Zaman Çağırmalısınız.

Eğer doğum sırasındaki olaylar,durumun sizin becerilerinizi aştığını düşünmenize neden oluyorsa ve dişi köpeğin hayatı tehlikedeyse veteriner hekiminizi derhalyardıma çağırın.Tehlike belirten durmlar şunlardır.
  • Aşırı ağrı belirtileri.
  • Daha önce bir yada daha çok yavru doğmuş olduğu halde,yeni bir yavru doğmaksızın sancıların 3 satten fazla devam etmesi.
  • Titreme ya da kolaps (bitkinlik) hali.
  • Birinci yavrudan önce koyu yeşil ya da kanlı bir akıntının gelmesi (ilk yavrunun doğumundan sonra bu normaldir.)
Ayrıca anne ve yavruların doğum gününde veteriner hekiminiz tarafından muayene edilmelidir.




Yeni Doğan Yavrular :

Yeni doğan yavru,beden ısısını kontrol edemez ve bu nedenle sıcak bir ortamda tutulmalıdır.Yaşamın bu ilk günlerinde üşümesi yavruyu strese sokar ve enfeksiyon hastalıklarına açık hale getirir.
Doğumdan sonra anne köpeğin ilk ürettiği süte "kolostrum" adı verilir her yavru,doğumdan olabileceğince kısa bir süre sonra kesinlikle ilk 24 saat içinde kolostrum içebilmelidir.Kolostrum yavruya fayda sağlayan pek çok madde içerir,örneğin,annenin bağışıklık kazanmış olduğu tüm enfeksiyon hastalıklarına karşı yavruyu koruyacak imünoglobulinler doğumdan birkaç gün sonra artık yavru tarafından alınamazlar.
Bazen bir dişi köpek yavrularına bakmak istemez ya da bakamaz.Böyle bir durumda,siz onun yerini almak zorundasınız;yavruları beslemeli,dışkılamalarını sağlamalı ve sıcak bir ortam sunmalısınız.Yavru köpekleri sürekli olarak sıcakta,soğuk hava akımlarından uzak tutmak çok önemlidir.7.günden 10.güne kadar ısı yavaş yavaş azaltılabilir.Pek çok kişi,köpeğin yaşamanın ilk günlerinde idrar ve dışkı yapmasının her beslemeden sonra annesi tarafından sağlandığının farkında değildir.Anne bu işi üstlenmiyor ise ılık suya batırılmış bir parça pamuk ile anal bölgeyi hafifçe ovalayın.Yavru köpeklere düzenli olarak hafifçe mesaj yapılması çok yararlıdır;bu bir tür pasif jimnastiktir,aynı zamanda kan dolaşımını uyarır.

Memeden Kesilmeleri:

Yavru köpekler 5-6 haftalık olduklarında yavaş yavaş memeden keslimelidirler.Bu dönemde yavrulara arasıra ılık suyla iyice yumuşatılmış bir yavru köpek maması sunabilirsiniz.Zamanla sizin sunduğunuz bu yavru köpek mamasının miktarını arttırıp annesinin memesinden ayrılmasını sağlarsınız.Ancak sindirim sisteminin bu besin değişimine alışmasını sağlamak için tüm besin değişikliklerini yavaş yavaş yapın.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

TRAFİK KAZASI




  • Panik yapmayın.Köpeğinizin yanında sakin kalmanız,sakin kalmaya çalışmanız gerekmektedir.Köpeğiniz sizin sevginizi,duygularınızı paylaştığı gibi endişenizi ve korkunuzu da paylaşmaktadır.Panik hareketleriniz ve ses tonunuz köpeğiniz tarafından yorumlanır ve içinde bulunduğu durumun ciddiyetini hisseder.Durumu daha da kötüye götürmeden diğer telaşa ve korkuya kapılan kişileride köpeğinizin yanından uzaklaştırın.
  • Köpeğiniz vücut ısısını çabuk bir şekilde kaybedeceğinden onu sıcak tutumanız gerekmektedir.Üzerinizdeki ceketi,paltoyu bu amaç için kullanabilirsiniz.Ayrıca şu an köpeğinizin bulunduğu yer soğuk bir yüzey olacak bunun için köpeğinizin vücudu altınada arabanızdan yada çevreden bulacağınız bir battaniyeyi kullanabilirsiniz
  • Köpeğiniz korku ve endişe içinde olacağından sakin ve rahatlatıcı bir ses tonu ile konuşarak köpeğinizin yatışmasını sağlayın.
  • Köpeğinizin yerden kaldırılması çok önemlidir.Dikkatsizce yapılan bir kaldırış yaraların veya kırıkların daha da kötüye gitmesini sağlıyabilir.Köpeğinizin yattığı yerin hemen arkasına bir battaniye serin yada düzgün sert plastik veya yine düzgün sağlam köpeğin boyuna göre bir tahta üzerine köpeğinizi çok az kaldırarak yada sürükleyerek birkaç kişi ile birlikte dengeli bir biçimde alın.Yerden kaldırırken çok dikkatli olun.Köpeğinizde ciddi bir yara veya kırık tahmin ettiğiniz bölgeye dokunmadan yavaşça kaldırın.Bu arada elinizi köpeğin ağzından uzak tutun canı yandığı ve endişe içinde olduğu için sizi ısırabilir.Yerden kaldırırken çok dikkatli olun.
  • Herhangi bir ısırılmaya karşı köpeğinize ağızlığını takın eğer yoksa bir kumaşdan yada gazlı bezi kullanarak hazırlayacağınız uzun şerit halindeki bez ile köpeğinizin ağzını bağlayın.Bunu yaparken şerit halindeki beze yumuşak köpeğinizin ağzının büyüklüğü ile oranlı bir düğüm atın ve ağzına geçirin düğüm yeri altta kalmalı,daha sonra diğer iki ucu boynundan dolaştırarak bağlayın.Ancak bu uygulamayı yüz ve ağız yarası olan,nefes almakta güçlük çekilen durumlarda kesinlikle uygulamayın.
  • Köpeğinizin olası hareketlerini önlemek için sevk tasmasını takın eğer mümkün değil ise; köpeğinizi dolaştırırken sevk tasmasını tuttuğunuz yerden (tutamaç) tasmanın diğer mandallı ucunu bu tutamacın içinden geçirerek bir boğma tasma haline getirin ve köpeğinizin boynunua takın.
  • Köpeğinizi kaldırmada başarılı olursanız.Sıcak güneşin ve kalabalık olan yerden alarak sakin ve gölge bir yere götürün.Burada yine sakin ve yatıştırıcı bir ses tonu ile konuşarak köpeğinizin güvende olduğunu anlatmaya çalışın.Köpeğinizin vücudundaki yaralanmaları,kanamaları olası kırıkları bulmaya çalışın.Burnundan veya kulaklarından kan gelip gelmediğine bakın.Eğer geliyor ise iç kanama belirtisidir.
  • Eğer herhangi bir yara,kanama ve kırık göremedi iseniz bile köpeğiniz şoka girmiş olabilir.Travmatik şok köpeğinizin nefes alış ve kalp atış hızında artışa ve giderek düşen bir tempoya sebep olur.Hareketlerini ve dişetini kontrol edin solgun pembe kansız bir görünüm sergiliyor ise problem var demektir.
  • Köpeğinize asla su,yiyecek veya ağızdan herhangi bir ilaç vermeyin.Köpeğinizin ameliyata ihtiyacı olabilir.
  • Baş yaralanmalarında köpeğin bilincini kontrol edin.Onunla konuşarak ve elinizi hareket ettirerek sizi duduğundan ve gördüğünden emin olun.Köpeğiniz içinden bulunduğu durumun farkında mı? çok bitkin,yorgun görünüşlü yada alışılmamış bir hareket sergiliyor mu? Acilen veterinere götürünüz.
  • Köpeğinizi yalnız bırakmayın ve olabiliyorsa herzaman yanında bulunun.Sizi yanınızda görmesi ve hissetmesi sakin olmasını sağlar.
  • Köpeğinizin acilen veteriner kontrolüne gerek var ise hemen veterinere götürün ya da gitmeden önce köpeğinizin yanından ayrılmadan bir arkadaşınızdan yardım etmesini isteyerek veterinere telefon etmesini sağlayın.Veterineriniz siz yolda ike gerekli hazırlığı yapacaktır.Veterinere kazanın nasıl olduğu ile köpeğin yaralarının nerede olduğuna dair bilgiler verin.
  • Köpeğinizi taşımaya hazır olun.Yaraların temiz tutulması için azami dikkat sergileyin.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

EPİLEPSİ SARA NÖBETLERİ



  • Epilepsi beyindeki düzensizlik sonucu,elektriksel uyarıların bozulması sonucunda oluşur.
  • Epilepsi tedavi edilemez ancak phenobarbitone adlı ilaç


  • kullanılarak kontrol altına alınabilir.
  • Enfeksiyon,beyin tümörü,böbrek hastalığı,zehirleme ve metabolik düzensizlik sara nöbetlerine neden olabilir.
  • Bilinç,şuur kaybı,ağızda köpüklenme,vücutta şiddetli kasılmalar,sendeliyerek ve dengesiz yürüme,ağız ve dişlerin sıkıca kapanması önemli belirtilerdir.
  • Köpeğinizin nöbete yakalandığı anda panik yapmayın,onu yatıştırmanız gerekiyor,içinde bulunduğu çevreyi güvene alın.
  • Ani hareketlerden kaçının ve dişlerinden uzak durun.
  • Eğer köpeğiniz merdiven başında,yüksek bir yerde veya tehlikeli bir bölgede bulunuyor ise paltonuz veya bir battaniye ile sararak güvenli bölgeye götürün.
  • Parlak ışıklar, perdeler ile Radyo ve TV kapatın.Çocuklar ile diğer kişileri ve varsa diğer köpeğinizi odadan çıkarın.
  • Köpeğinizin yanındaki köpeğinize zarar vereceğine inandığınız araçları uzaklaştırın.
  • Köpeğinizin yanında kalın ve gözlemleyin.Nöbetin nasıl ve nekadar sürdüğünü not edin.Veterinere telefon açarak tavsiyelerini uygulayın.
  • Çok gerekmedikçe araba ile nöbet geçiren köpeği götürmeyin.Gerekiyor ise arabayı başkası kullanırken siz köpeğinizin yanında olun.
  • Eğer 3 dakika içinde nöbet sona ermez ise acilen veteriner yardımı isteyin.
  • Nöbetten çıkan bir köpek şakın,korku dolu ve endişe içinde olacaktır.Bunun için köpeğinizle rahatlatıcı bir ses tonu ile konuşarak yatışmasını sağlayın,ısırılma tehlikesini unutmayın.:Köpeğin yanından çocukları uzak tutun.
  • Köpeğiniz düzenli olarak nöbete giriyor ise,belirtileri ve süreyi anlamaya çalıışın.Müdahale için hazır bulunun.Bazı köpekler nöbete girerken aşırı sakin,hareketsiz davranabilir.Bulunduğu çevereye yabancı durabilir.Alışılmamış bir sessizlik içinde görünebilir.
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

İLK YARDIM






Köpekler çok enerjik ve meraklı hayvanlardır,biz köpek sahiplerinin bütün dikkatine ve önlemine rağmen bir kaza geçirmelerine ve başlarını derde sokmalarına şaşmamak gerekir.Kötü sonuçlara sebep verecek olaylara parklarda,nehir veya deniz kenarlarında,trafikte,bahçede hatta ev içinde karşılaşabilirsiniz.En iyi yöntem ufak yada büyük her türlü kazanın başınıza gelmeyeceğini düşünmek değil önlem alıp kendinizi hazırlamanızdır.
Bir kaza anında tabiiki köpeğinizi veterinere götüreceksiniz.ancak öncelikli olarak köpeğinize ve veterinerinize yardımcı olmak, köpeğin daha fazlı acı çekmesini önlemek,kanayan bir yarayı durdurmak ve yaranın daha kötü bir hal almasını önlemek için yapacaklarınız vardır.

ALTIN KURALLAR
  • Sakin olun.Köpeğiniz panik olduğunuzu anlar ve aynı şekilde cevap verir.
  • Yiyecek,içecek kesinlikle vermeyin.
  • Yavaşça ve dikkatlice taşıyın,yatıştırıcı bir ses tonu ile konuşun.
  • Veterinere gitmeden önce telefon ederek köpeğinizin durumu hakkında ayrıntılı bilgi verin.



KIRIKLAR :

Köpeğinizin ayağı yada vücudundaki başka bir kemik açık yada kapalı olarak kırılmış olabilir.Yani kemik kırılarak deriyi parçalamış ve dışardan görünüyor olabilir veya içeride kırılmış olabilir.Köpeğiniz inliyor,ayağa kalkamıyor,vücudunda şişkinlik, deforme ile dokunmada hassas bir acı duyuyor ise bir kırık ile karşı karşıyasınız demektir.
  • Köpeğinizin hareketini kısıtlayın.
  • Eğer açık bir kırık var ise bu yeri yapışmayan bir bandaj kullanarak sarın ve sert zeminden korumak için pamuk kullanın.
  • Ayakta bir kırılma var ise;bacağını pamukla iyice sarınız ve bandajlayınız.Bandajı iki kat yapabilirsiniz bu bandaj veterinere gidene kadar iddare etmelidir.
  • Tahta düzgün bir spatula yada sert ve düzgün bir plastik yardımı ile ayağın düzgün bir hal almasını ve hareket etmemesini sağlayın.Pamuk ile bandaj yaptığınız ayağın altına bu düzgün sathı koyunuz ve yeni bir bandaj ile ayağa sabitleyiniz.
  • En kısa zamanda veterinere götürün.



YANMALAR :

Deri ve kürk üzerinde ateş yada kaynar bir sıvının verdiği zararlar olarak tanmlayabiliriz.Derin yanıklar o bölgedeki sinir sistemini öldürdüğü için köpeğiniz acı çekmeyebilir ancak bir şokun içinde olabilir.
  • Yanan bölgeyi acilen soğuk su dökünüz.Ancak vücudun tümü ile çok soğuk suyun temasına kaçınınız.Soğuk sudan dolayı köpeğinizi diğer bir şoka sokabilirsiniz.
  • Yanan bölgedeki deri ve kürk parçalarını eliniz ile kaldırmaya çalışmayın ve herhangi bir krem yada merhem sürmeyin.
  • Yanan bölgeyi yapışmayan steril bir bez ile (Gazlı bez) sarınız.Böyle bir steril bez yok ise yiyeceklerimizi saklamak için kullandığımız strech fiimler ile yanık bölgesini kaplayın ve yara üzerine soğuk su ile ıslattığınız bezi koyunuz.
  • Yangından kurtulan bir köpek ise,duman nefes borusu ve ciğerleri tahriş etmiş olabilir.
  • En kısa zamanda veterinere götürün.
NEFES BORUSUNDA YABANCI CİSİMLER :

  • Köpeğiniz kusmaya çalışır iken aynı zamanda aralıklar ile elini ağzına götürüyor ve nefes alma zorluğu çekiyor ise muhtemelelen nefes borusunda yabancı bir cisimden şüphelenilmelidir.
  • Köpeğinizi oturtun ve birinin yardımını isteyin.
  • Bir elinizi ağzının üst tarafından diğer elinizi ise alt tarafından tutarak ağzı açınız ve cisimi çıkarmaya çalışınız.Bunu yaparken köpeğin burnunu kapatmadığınızdan emin olun.
  • Dilini dışarı çıkarın ve yabancı cismi kontrol edin.
  • Asla küçük parçalar ile yine küçük ve kaygan toplar ile oynamasına izin vermeyin.Büyük boy köpeklerde tenis topunu yakalaması için havaya dikey olarak atmayınız.
  • Köpeğiniz nefes almaya devam ediyor ancak zorlanıyor ve siz cismi göremiyor veya çıkarmakta zorluk çekiyor iseniz hemen veterinere götürün.
ZEHİRLENME:

Ani hareketsizlik,dengesizlik,kusma,ishal zehirlenme belirtisidir.Çeşitli birçok kimyasal madddeler zehirlenmeye sebep olabilir.Köpeğinizin neden zehirlendiğini araştırmak veterinere tedavi konusunda kolaylık sağlayacaktır.
  • Zehirlendiğine inandığınız yerden köpeği uzaklaştırın ve olası diğer hayvanlar ile çocukların başka bir zehirlenmeye sebep olmaması için çevre güvenliğini sağlayın.
  • Veterinere telefon ederek belirtileri söyleyin ve tavsiyelerini uygulayın.
  • Zehirlendiğine inandığınız maddeyi veya maddeleri veterinere söyleyiniz ve köpeğinizi veterinere götürürken bu maddeleride yanınızda götürünüz..



ARI SOKMASI


Yaz ayları boyunca arılara ve böceklere karşı dikkatli olun.Köpekler meraklı burunlarını ve ağızlarını her yere sokabilirler.Bu bir böcek yuvası yada arı kovanı olabilir.Arı yada böcek sokması lokal yada vücudun tümü üzerinde belirtiler gösterebilir.Sokulan yerde şişkinlik veya vücudun şişmesi,köpeğin inlemesi yada sokulan bölgeyi köpeğin ısırmaya çalışması genel sinyallerdir.Eğer ağız bölgesinde bir ısırma oldu ise salya artış gösterecektir
  • İğneyi bulmaya ve cımbız yardımı ile çıkarmaya çalışın.Bunu yaprken çok fazla deriyi sıkmamaya özen gösterin.Böcekler iğnelerini soktuklarıı yerde bırakmazlar.Bunun için köpeğinizin ısırıldığını tahmin ettiğiniz yerde araştırma yaparak hangi böceklerin bulunduğunu saptayın.
  • Yarım litre suya bir tatlı kaşığı sodabikarbonat karıştırarak sokulan yeri yıkayın.
  • Eğer sokulan yer ağız içinde ise sünger veya bir şırınga yardımı ile bu karışımı ağıza verin,köpeğin başını aşağıda tutunki karışım yutulmadan tekrar dışarı çıksın.
  • Köpeğiniz yerden kalkamıyor ve nefes almakta zorlanıyor,dişetleri solgun pempe görünüşlü ise değişik ve acil yardım gerektiren bir reaksiyon gösteriyor hemen veterinere götürün.



AÇIK YARALAR
  • Köpekler sıkça patilerini kesebilir.Bunun için patilerini sık sık kontrol etmeyi bir alışkanlık haline getirin.
  • Yara yerinden koyu bir kan sızıyor ise ciddi bir damar yarasına işaret etmektedir.
  • Yara yerinden açık kırmızı ve tazyikli bir kan akışı var ise atardamar yarasına işaret etmektedir.
  • Küçük ikincil derecede bir yaralanma ise köpeğinizin bu yarayı yalamasına izin verin ancak aşırıya kaçmasını engelleyin yarayı daha da büyütebilir.
  • Derin olmayan yüzeysel yaralanmalarda,yaralı bölgeyi bir parça pamuk ve antiseptik solüsyon ile temizleyin.Ya da yarım litre suya birçay kaşığı tuz kullanarak hazırlayacağınız karışımı kullanın.
  • Köpeğin vücudunu dikkatlice kontrol edin yara üzerinde bir cisim olup olmadığını,yaranın derinliği ile ciddiyetini,hayati bölgelere yakın olup olmadığını ve olası diğer yaralanmaları bulmaya çalışın çok küçük olaslar bile not edin.
  • Yara kanamaya devam eder ise yapışmayan steril bir bez ve pamuk yardımı ile yarayı sarın.Aşırı sıkı sarmaktan kaçının.
  • Yara patide veya bacakta ise yaptığınız bandajın temiz kalmasını sağlamak için eski temiz bir çorabınızı bu bandajın üzerine giydiriniz.
  • Atardamar kanamalarında kanamayı durdurmak sıkı bir bandajı gerektirir.Kanama bandaja rağmen devam ediyor ise tekrar bir bandaj ile daha sıkı bir şekilde önlemini alınız.
  • Göğüs kafesi delinmiş ise burun ve ağızdan alınan nefes akciğerlerden dışarı çıkabilir.Göğüs kafesinden hışırtlıl bir ses gelmesi bu olaya işarettir.Hemen gazlı bir bez ve hava geçirmeyen temiz bir nesne ile bu bölgeyi kapatın ve hışırtlı ses kesilinciye kadar basınç uygulayın.Solunumu önlememek için fazla basınçtan kaçının.Bu bölgeyi bir bandaj ile sabitleyiniz.
  • Neses almıyor ve kalp atışı hissetmiyor iseniz.Gözüne parmağınız ile vurunuz ğer yaşıyor ama kendinde değil ise göz kırpacaktır.Eğer cevap vermiyor ise sorun var.Suni tenefüz yapın ve aynı zamanda kalp masajı yapın.Ancak bu sistemler köpeklere uygulandığında minimum başarı ile karşılaşılmıştır.
  • Acilen veterinere götürünüz.Herzaman olduğu gibi veterinere telefon ederek durum hakkında bilgi vermeyi de unutmayınız.



YARALI KÖPEĞİ TAŞIMAK


Kötü bir kaza ve yaralanmaya maruz kalan köpeğiniz korku ve endişe içinde olacaktır.Yaranın vermiş olduğu acı ve ağrı hissinden dolayı düşündüğünüz gibi hareket etmeyebilir,sizi ısırmaya çalışabilir.Bunun için mümkün olduğunca köpeğin dişlerinden uzak durun ve yaralı bölgeye sert hareketlerden kaçının.
Dikkatli ve bilinçli hareket edin köpeğinizle rahatlatıcı bir ses tonu ile konuşarak rahatlamasını sağlayın.Sevk tasmasını hazır hale getirin ve takın bu mümkün değil ise; köpeğinizi dolaştırırken sevk tasmasını tuttuğunuz yerden (tutamaç) tasmanın diğer mandallı ucunu bu tutamaçtan geçirerek bir boğma tasma haline getirin ve köpeğinizin boynunua takın.(Köpeğinizi asla bu tasmadan çekip sürüklemeyin)Herhangi bir ısırılmaya karşı köpeğinize ağızlığını takın eğer yoksa bir kumaşdan yada gazlı bezi kullanarak hazırlayacağınız uzun şerit halindeki bez ile köpeğinizin ağzını bağlayın.Bunu yaparken şerit halindeki beze yumuşak köpeğinizin ağzının büyüklüğü ile oranlı bir düğüm atın ve ağzına geçirin düğüm yeri altta kalmalı,daha sonra diğer iki ucu boynundan dolaştırarak bağlayın.Ancak bu uygulamayı yüz ve ağız yarası olan,nefes almakta güçlük çekilen durumlarda kesinlikle uygulamayın.
Köpeğiniz yürüyebilecek durumda ise güvende olması için arabanıza yatırın.Eğer yürüyemiyecek durumda ise taşımaya hazır olun.
Küçük köpekler kolayca taşınır.Taşırken köpeğin yaralarına,kırık olduğu bölgelere dikkat edin ve nefes yolunu kapatmadığınızdan emin olun.
Orta boy köpekler için bir elinizi göğüs çevresinden diğer elinizi bacakların vücut ile birleştiği yerden kalçayıda destekliyerek kaldırın.
Büyük boy köpekler için yardım gerekebilir.Birinci kişi köpeğin boynunun altından,diğer elini köpeğin ellerinin vücut ile birleştiği yerden tutumalı göğüsü desteklemeli,diğer kişi ise ayakların vücut ile birleştiği yerden kavramalı ve kalçayı ve vücudu orta noktadan destekleyerek kaldırmalı.
Bel kemiği ile omurilik kırılmalarında kesinlikle köpeği yerden kaldırmayın hemen profesyonel bir yardım için veterineri bölgeye çağırın.
Her üç boy köpek ırkları için uygulanacak en iyi yöntem ise;
Köpeğinizin yattığı yerin hemen arkasına bir battaniye serin yada düzgün sert plastik veya yine düzgün sağlam köpeğin boyuna göre bir tahta üzerine köpeğinizi çok az kaldırarak yada sürükleyerek birkaç kişi ile birlikte dengeli bir biçimde alın.Yerden kaldırırken çok dikkatli olun.Köpeğinizde ciddi bir yara veya kırık tahmin ettiğiniz bölgeye dokunmadan yavaşça kaldırın.Bu arada elinizi köpeğin ağzından uzak tutun canı yandığı ve endişe içinde olduğu için sizi ısırabilir.
Neden değer verdiğiniz ve hayatı paylaştığınız dostunuz için ayrı bir ecza dolabı olmasın.Bir eczadolabı daha alarak veteriner numaranızı bu dolabın üzerine kolayca okunacak şekilde yazınız ve yapıştırınız
Gerekli tıbbi melzemeleri hazır bulundurun.

Ev İçinde :
  1. Pamuk - Temizlemek ve sargıda kullanmak üzere.
  2. Antiseptik solüsyon - Yarayı temizlemek ve temiz tutmak için.
  3. Flaster - Bandajı sabitlmek için.
  4. Gazlı ve steril bezler.
  5. Eski temiz çoraplar - Özellikle bacak ve ayak bandajlarının temiz kalması için.
  6. Antiseptik krem.
  7. Termometre.
  8. Makas - Çeşitli boylarda.
  9. Cımbız.
  10. Yanıklar için kullanılacak veterinerin önerdiği krem.
  11. Strech film - Yanık bölgeyi sarmak için.
  12. Krep bandaj.
  13. Soda-Kusturmak için.Veteriner önerisi ile.
  14. Ağızlık ya da ısırılmaya karşı önlem almak için ağızı bağlayacağınız uzun şerit -Gazlı bezden hazırlayabilirsiniz.
  15. Sodabicarbonat - Arı ve böcek sokmaları için.
  16. Tentürdiyot
  17. Alkol
Arabada :
  1. Köpeği taşımak için köpeğinizin boyuna uygun sert plastik veya ince tahta.
  2. Ağızlık ya da ısırılmaya karşı önlem almak için ağızı bağlayacağınız uzun şerit -Gazlı bezden hazırlayabilirsiniz.
  3. Tasma ve sevk tasması.
  4. Veteriner telefon numarası
  5. Telefon etmek için telefon kartı.
  6. Antiseptik solüston.
  7. Antiseptik krem.
  8. Krep bandaj.
  9. Flaster
  10. Makas
  11. Cımbız
  12. El Feneri
  13. Fosforlu Giyecekler
 
HaYaL

HaYaL

Daimi Üye
Üye
Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

Güneşten koruyun






İnsanlar gibi hayvanlar da güneş yanığından sorun yaşayabilirler. Derileri soyulabilir, derilerinde kabuklanmalar olabilir, canları yanabilir ve hiçbir yere kıpırdamadan zaman geçirmek zorunda kalabilirler.

Köpeğinizi güneş yanığından koruyun
Köpeğinizin tüysüz bölgelerine dikkat etmeniz gerekir. Dudakların çevresi, kulaklar ve burun ucu dikkat edilmesi gereken bölgelerdir. Köpeğinizin kulaklarına ve burnunun üstüne güneşten koruyucu uygulamalar yapın. (örn. vazelin, pomat vb.)
Beyaz tenli insanların güneşten daha çok etkilendiği gibi, açık renk tüylü kedi ve köpekler de güneş yanığı riskini daha çok taşımaktadırlar.
Petinizi güneşin en etkili olduğu 10:00 - 16:00 saatleri arasında gölgede tutun.
Eğer petinizin dersinde renk değişiklikleri başlarsa hemen veterinerinize başvurun.
Sıcakta uzun zaman bırakmayın
Aşırı sıcakta uzun süre durması petinizde bitkinliğe neden olabilir. Petinizi, arabanızın camları açık dahi olsa, asla içinde yalnız bırakmayın. Sıcak günlerde güneş arabayı fırın gibi yapabilir.
Arabanızı gölgeye de bıraksanız öyle kalacağını sanmayın. Unutmayın ki dünya dönüyor ve 1 saat önce gölge olan yer 1 saat sonra güneşten yanabilir.
Yanınızda bol miktarda, en az 4-5 litre su bulundurun. Hem petinizin hem de sizin buna ihtiyacınız olacaktır. Ayrıca su içebileceği bir kap da bulundurun.
Petinizi sıcak günlerde, nemli havalarda, yemek yedikten sonra koşturmayın. Bunun için sabahın erken saatlerini ve akşam geç saatleri seçin.
Köpeğinizi güneşin altında kalacak şekilde bağlamayın. Gün ortasındaki yürüyüşleri minimize edin. Sıcak asfalta sizden daha yakın olduğunu unutmayın. Ayağında da giyecek bir şeyler yoksa patileri yanabilir.
Petinizi, sahilde serin bir yer yoksa kumsala götürmeyin. Ayrıca tuzlu suyun da üzerinde kalması onun için iyi olmayacaktır.
Köpeğinizin evin dışındayken sığınacak bir yeri olmalı. Büyük bir köpek kulübesi bu işi görebilir. Ama en iyisi köpeğinizi evin içine almaktır.
Köpeğinize her zaman temiz ve taze su sağlayın. Suyu serin tutmak için içine küçük buz parçaları atmayı deneyebilirsiniz. Gün içinde su kabını kontrol etmeyi unutmayın. Sürekli dolu olmalıdır.
Yaşlı, aşırı kilolu petleri sıcaktan koruyun. Kısa burunlu köpekler, özellikle bulldoglar ve pekinezler ayrıca kalp ve akciğer hastalıkları olanlar mümkünse içeride ve air-condition bulunan ortamlarda tutulmalıdır.
Durum ne zaman kötüdür?
Araştırmacılara göre "ısı vurması" (hyperthermia), vücut ısısının aşırı yükselmesiyle karakterizedir. Rektal ısı 40-42º C arasında olur ve sinir sistemi bozukluklarına, özellikle lethargy, zafiyet, collaps, koma gibi durumlara neden olur.
Bu belirtilere dikkat edin
Hırıltılı solunum üst solunum yollarında obstrüksiyonun belirtisi olabilir.
Zor solunum
Mukoz membranlarda açık kırmızı renk (conjunctiva, göz, diş eti gibi)
Halsizlik
Collapse
Koma
Yüksek vücut ısısı
Eğer bu belirtiler fark ederseniz
Petinizin üzerine serin, ıslak bir havlu serin veya onu serin bir su banyosunun içine sokun. Buz kullanmayın çünkü bu derisini acıtabilir.
Petinizin vücut ısısını rektal olarak ölçün. Kedi ve köpeklerin vücut ısıları insandan daha yüksektir. 38-39,2º C
Eğer petinizin vücut ısısı 39,5-40,5º C yada daha fazla ise veterinerinizi arayın.
Köpeğinizi bir veterinere veya acil bir kliniğe mümkün olduğunca çabuk ulaştırın.
 
Konuyu Başlatan Benzer Konular Forum Cevaplar
Uzman SühaN Kedi ve Köpek Bakımı 2
*MeleK* Kedi ve Köpek Bakımı 1
Uzman SühaN Kedi ve Köpek Bakımı 0
*MeleK* Kedi ve Köpek Bakımı 0
*MeleK* Kedi ve Köpek Bakımı 0
TİTAN Kedi ve Köpek Bakımı 0
T Kedi ve Köpek Bakımı 2
Bilge Gökçen Kedi ve Köpek Bakımı 0

Üst