Kybele efsanesi

renesme

Aktif Üye
Üye
Efsanelerin Ana Tanrıçası
Kybele efsanesi
Anadolu'nun en büyük Tanrıçası
Bir Kybele heykeli
Hiçbir mitolojide hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli adlarda adlandırılmamıştır. Bu ad ve sıfat çokluğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da olmak üzere uluslar üstü bir nitelik kazandığını kanıtlamaya yeter. Kültepe tabletlerinde adına Kubaba olarak rastlanır, Lydia'da adı Kybebe, Phrygia'da Kybele olarak geçer, Hitit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. "Anadolu'nun en büyük tanrıçası" olarak da tanımlanabilecek Kybele'nin efsanedeki öyküsü ise kısaca şöyledir: Kybele, Zeus'un rüyasında gördüğü ve kedisine hakim olamayacak kadar etkileyici bir varlıktır. Aslı tanrıça değildir. Çift cinsiyetlidir. Yani iki cinsi de etkisi altında tutabilecek kadar cazibelidir. Zeus'un rüyası gerçeğe döner ve Kybele ortaya çıkar. Zeus, Kybele'nin tehlikeli olduğunu bildiği için öldürülmesi taraftarıdır. Ama Afrodit ise böyle güzellikteki bir varlığın öldürülmesine asla izin vermez.
Sonuçta Kybele'nin erkeklik organı hadım edilir, bu organ düştüğü yerden badem ağacı olur ve bu ağaç ilk mahsülde toprağa düşen meyvesinden bir erkek doğar. Bu doğar doğmaz keçiler arasında kalır ve kendini keçi sanar. Bir çiftçinin bunu fark etmesi üzerine çiftçi ona insan olduğunu söyler ve şart koşup kızıyla evlendirir. Bir süre sonra Kybele kendi parçası olan bu erkeği bulur ve kendi yanına almak ister ama çiftçi vermez. Kybele de hem çiftçiyi hem de kendi parçasını zehirler. Bu olayla Kybele, Amazon kadınlarının temsili olmuştur.

Aslında, Akdeniz havzası, Asya ve kuzey ülkelerinde, anaerkil aile geleneğinin analık, üreme, dişilik simgesi olarak “Kybele’nin geçmişi İ.Ö. 6500–7000 yıllarına dayanıyor. Doğa tanrıçası olarak ilk simgesi olan kaba bir taş parçasına (Baitylos) tapınılırmış. Sonraki figürleri topraktan yapılmış, onu ayakta, oturur ya da uzanmış durumda gösterir, iri göğüs ve kalçalı, genellikle çıplak tasvirler. Bazı figürler çocuk doğurmasını betimleniyor; bu esnada yanında iki leoparla gösterildiği de oluyor. Bu leoparlar bazen çocuklarını, bazen sevgilisi Attis’i temsil ediyor.
Anadolu’daki varlığı “Kubaba” adıyla Hititler ve Hurrianlarla başlamış. Ama Tartışmalı olsa da, “Kybele” adının “Kubaba”dan evrimleştiği kabul ediliyor. Halkının kökeni belirlenemeyen, Trakya’dan Anadolu’ya geldikleri sanılan Frigya’da, bir dağa da verilen yeni adı ile bir kült oluşturuyor; üretken vahşi Doğa’yı temsil ediyor, genellikle, dağların doruklarında tapınılıyor.
Galatia’daki kültünün başlıca merkezi Pessinos’da ondan kehanetler alındığına inanılırdı. Pek çok tapınakları arasında en bilinenler Ida, Sipylos, Kyzikos ve Sardeis’dekiler. Afyon ve Eskişehir’de Frig tapınakları önünde, iki yanında yere uzanmış aslanlarla birlikteki Kybele heykelleri hala ayakta. Çocuk yapamayan kadınların bu heykellerin (gerek Tanrıça, gerek aslanların) üreme organlarına el sürme geleneği uzun zaman sürdürülmüş. Frig mitolojisinde, Tanrıça, Sangrion (Sakarya) ırmağına atılmış bebek Attis’i (Atys) buluyor; onu hem evlâd olarak bağrına basıyor, çocuk büyüdüktden sonra onu sevgilisi, eşi yapıyor. Monoteizmdeki Âdem’in kaburga kemiğinden “kadın”ın yaratılması inancının tersine, Ana Tanrıça erkeğini kendi buluyor. Üremede erkek etkisinin keşfedilmediği ilkel dönemlerde “doğurma, anne olma” olgusu bir mucize gibi görülmüş. İlkel toplumlarca doğumun bir simge ile tanrısallaştırılması, dolayısıyla “anaerkil düzen”in kurulması akla yakın.
Malibu'da Kybele heykeli
Bu arada, özellikle Anadolu’da olmak üzere, Helenistik Dünyada, İ.Ö. XIII.-XI yüzyıllar arasına rastlayan Deniz Halklarının büyük göçü sonrasındaki toplum devinimlerine bir göz atarsak, Kybele’nin ana direklerinden birini oluşturduğu inanç sistemleri kaynaşmasının nedenlerini daha rahat görebiliriz. İlk kez Homeros’un Odysseia’sında adlarına rastlanan, Kuzey Karadeniz halkı Kimmerler İ.Ö.714’de Doğu Anadolu’daki Urartulara saldırıp onları dize getirdikten sonra Phrygia istikametine dönüp onların son kralı Midas’ı İ.Ö.676’da hezimete uğratırlar. Zaten perişan durumda olan Urartuların sonunu İskitler getirirler. Orta Anadolu’daki fetret dönemini, İ.Ö. XIV. asırdan beri Mykenai kültürünün geleneklerini zayıflayarak olsa da taşıyan Lydia, Asurluların yardımı ile sona erdirip bir düzen getirmiş, egemenliğini hem Doğuya hem Batıya, Ege kıyılarına kadar genişletmiş; bu arada “Kybele” kült’üne de sahip çıkmıştır.

Ancak, Perslerin yükselen gücü karşısında çökmeye başlar. O arada Bithynia’lılar Trakya’dan Dardanel’i geçerek Çanakkale sahillerinde yerleşirler. Kökenleri bilinmeyen Mysia’lılar ve Kharia’lılar daha iç kısımlara ve güneye inerler. Lykia’lılar, Pamphylia’lılar, Kilikia’lılar Güneybatı ve Güneye yerleşirler; otokton (yerli) halklar üzerinde egemenlik kurarlar. Helenler, bu bölgesel egemenliklerin birçoğunu Troya savaşından çıkan kahramanların kurduklarını iddia etmişlerdir. Troya Savaşını izleyen asırlar içinde de, Eolyalılar (Aeolia) ve Ionyalılar Lesbos (Midilli), Samos (Sisam), Khios (Sakız), Miletos, Ephesos ve Smyrna (İzmir) üzerinde koloniler kurdular. İşte bu karmaşa arasında, Mısırdaki “Isis’in”, Suriye’deki “Atargatis”in, Perslerde Mithra’nın karşılığı olan Kybele’nin kültü de oradan oraya, kılık, işlev, isim tahrifatına uğrayarak savruldu.
Gaia, Rea, Demeter gibi Yunanlı, aşağıda göreceğimiz üzere, Maia, Ops, Céres gibi Romalı tanrıçalarla bir tutuldu. Dini, yalın ritüelleri ile Trakya ve Yunanistan’ın, daha çok geri kalmış iç bölgelerine yayıldı. İ.Ö.V. asırdan itibaren çoğalan tapınaklarına “Metrôon - Ana’nın Tapınağı” dendi. Yunanlıların Giriten alınma ana tanrıçası “Rhea” ile eş tutuldu.
Uzun süre Kybele kültünü muhafaza eden, ören yerinde “Metrôon”un hâlâ izleri bulunan Efes’de (Ephesos) sonradan onun işlevleri Artemis’e (Diana) yüklendi ve Ana Tanrıça olarak ona tapıldı ve onuruna Dünyanın 7 harikası arasında sayılan (Roma egemenliğinden sonra “Diana Mabedi” diye anılacak) tapınak (Artemision) inşa edildi. Saydığımız tüm bu tanrıçaların: bereketi, biyolojik döngüyü temsil etmeleri gibi bir ortak paydaları vardır. Yerine göre hırçınlığı, çoğu kez rind meşrepliği ile mitoslara en fazla konuk olan, düğünlerin, derneklerin, festivallerin kamberi Dionysos’da çok işlediğimiz üreme ve yaşam döngüsü ilkesini temsil eden pek çok başka erkek ilâhî varlık olduğu gibi…
 
Üst