Meme kanseri risk faktörleri

Uzman SühaN

Administrator
Yönetici
Meme kanserine yakalanma riski olan kişiler için bazı sınıflandırmalar yapılmıştır. Demografik özellikler denilen cinsiyet, yaş, ırk gibi faktörler ile doğum yapma sayısı, menopoz yaşı gibi kadınların reprodüktif öyküleri de risk faktörünün belirlenmesinde etkilidir. Ailesel yani genetik faktörlerin ayrıca incelenmesi ve çevre dolayısıyla kanser oluşma riskinin çıkarılması da oldukça önemlidir. Kişi önceden meme kanseri geçirdiyse bunun öyküsü, vücut kitle endeksi, meme biyopsi sayısı ve normal meme yapısı diğer faktörler adı altında incelenmelidir.

Kalıtsal olan meme kanserinin genç yaştaki kadınlar görülme olasılığı fazladır. Ancak genelde elli yaş üstü kadınlarda meme kanserine rastlanmaktadır. Otuz beş yaş altı kadınlarda rastlanma sıklığı oldukça azdır. Yaş ilerledikçe risk daha da artmaktadır.

Ailede anne tarafından yakın akrabalarda meme kanseri görülmüş ise bu durum oldukça büyük bir risk faktörünü oluşturmaktadır. Yakın akrana meme kanserini menopoz öncesinde geçirmişse ve çift memesinde de kansere yakalanmışsa bireyde kanser oluşma riski daha da artmaktadır.

Meme biyopsileri ve meme kanseri hikâyesi risk faktörünü arttıran diğer sebeplerdendir. Eğer çocukluk çağında başka bir kansere yakalanılmış ve ışın tedavisi uygulanmışsa ileriki yaşlarda meme kanserine yakalanması büyük bir ihtimaldir.

Çocuk doğurmamak veya 30 yaşı aşkın iken doğum yapmak, meme kanserini tetikler.

Beslenirken yağlı yiyeceklerin tüketimi, alkol tüketiminin fazla olması meme kanserini tetikliyor. Spor aktiviteleri ise risk faktörünü azaltan durumlar arasında yer almaktadır.



8.jpg







Kadının gelişim sürecinde ilk adet gördüğü yaş ile menopoza girme yaşının geç olması da meme kanseri riskini arttırmaktadır.

Menopoz dönemi sürecinde kadınlara yapılan hormon takviyelerinde sadece östrojen değil başka hormonlarda bulunmaktadır. Bu ilaçların uzun süreli kullanımı da meme kanseri riskini sadece östrojen bulunan ilaçlara oranla daha çok arttırıyor.

Cinsiyet meme kanserinde oldukça etkili bir risk faktörüdür. Kadınların erkeklerden yüz elli kat daha fazla risk oranı ile meme kanserine yakalandığı bilinmektedir. Erkeklerde görülme olasılığı oldukça az olsa da ihmal edilmemesi ve aklın bir köşesinde mutlaka bulundurulması gereken bir durumdur.

Kanser bulma amaçlı yapılan test ve muayenelere tarama denilmektedir. Taramaların amacı meme kanseri, kanser belirtilerini göstermeye başlayıp vücuda fazla zarar vermeden onu tespit etmektir. Kanser teşhisi için uygulanan mamografi, elle muayene ve ultrason gibi bazı yöntemler vardır. Mamografi uygulaması ile kırk yaşın üzerindeki kadınların özellikle meme kanseri tespiti başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Kırk yaş ve üzerindeki kadınlar sağlıklı çıksalar dahi her yıl bu testi yaptırmak durumundadırlar. Yirmili, otuzlu yaşlardaki kadınlar içinse bu muayene süreci üç senede bir olarak düzenlenebilir. Bu yaşlardaki kadınlara, genel kontroller yapılırken doktorlarına klinik meme muayenesi yaptırması da önerilir. Yirmili yaşların başlarındaki kadınlar kendi muayenelerini kendileri de gerçekleştirebilirler. Memelerinin görünümünde veya yaptığı kontrollerde bir değişiklik gözleyen kadınlar mutlaka ilgili uzmana görünmelidirler. Kendi kendine meme muayenesi yapılmasa bile memede yumru, şişlik, deri üzerinde tahriş, meme başının ağrıması veya içe çekilmesi, süt dışında memeden gelen akıntı durumları gözlendiğinde mutlaka doktora gidilmelidir.

Kontrollerden sonra kişide meme kanseri olma riski var ise görüntüleme testleri ile durum ayrıntılı bir şekilde incelenebilmektedir. Mamografiler ile her şeyin yolunda olduğunun tespit edilebileceği gibi kişiye biyopsi gerekip gerekmediği de belirlenebilmektedir. Biyopsi, meme dokusundan bir örnek alınması ve mikroskobik ortamda incelenmesi işlemidir.

Diğer meme kanseri tespit yöntemlerine göre en ucuzu ultrason çekimidir. Ultrason ile kist ile katı kitleler arasında ayrım yapma olanağı sağlanabilmektedir. Meme başından akıntı geliyorsa bunun sebebi ise en rahat şekilde duktografi ile anlaşılır. Detaylı görüntüler için manyetik rezonans görüntüleme işlemi uygulanır. Meme kanseri olduğundan yüksek derecede şüphe ediliyorsa kesin çözüm için başvurulması gereken yöntem biyopsidir.

Klinik muayeneler yirmi yaştan itibaren on senelik süreçte üç senede bir yapılmalıdır. Otuz yaşından sonraki on senlik süreçte iki senede bir ve kırk yaşından sonrada senede bir kez kontrol yapılmalıdır. Mamografi çekimi senede bir kere tekrar edilmelidir. Eğer klinik muayenelerinde herhangi bir kitle belirlenirse kitlenin tespitini yapma amacıyla ultrason ve mamografi de uygulanmalıdır.

Kendi kendine yapılan muayeneler ise menopoz öncesindeki kadınlarda ayda bir kere, adet başladıktan yedi gün sonra mutlaka yapılmalıdır. Menopoz dönemindeki kadınlarda ise ayda bir yapılması yeterlidir. Kendi kendine yapılan muayenelerin çok sık yapılmaması tavsiye edilir. Bu durum meme yapısında bozulmalara sebep olabilmektedir.
 

Benzer Konular


Üst