Otizm ve Önyargılar

Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Otizm ve Önyargılar
Einstein; 'Önyargıları yok etmek atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.' demiş. Mevlana'da ne kadar bilirsek bilelim maalesef karşımızdakinin anladığı kadar olabileceğimizi söylemiş....
Ne kadar da doğru söylemişler değil mi? Belki tüm dünyayı değiştirebiliriz ama öncelikle kendimizi değiştirerek!
Sözlüğe bakarsanız Bilgi ile Bilmek arasında bir fark yoktur ama aslında bilgi toplamadır, bilmek ise deneyim. Örneğin doğuştan görmeyen birine renkleri, şekilleri anlatabilir, teorik olarak bütün bilgilerle donatabilirsiniz size bir üçgeni veya başka birşeyi tanımlayabilir ama onu hayalinde canlandıramaz... Çünkü bilmek deneyimdir...
Araba kullanmak, orgazm, ölüm vs okunarak öğrenilebilir mi? Hayır. Yaşamak gerek...
Düşünce de ancak öğretilen, empoze edilen şeyleri düşünebilir. Oysa ki gerçek deneyimdir. Sadece gözlemleyenle, yaşayanın aynı noktalardan bakabilmelerı beklenemez.
Birşeyi anlayabilmek için ya deneyimleyen olmak gerek yada önyargılı, varılmış sonuçlarla dolu bakışlardan kurtulmak.
Kim ne yaparsa yapsın araştırmaların, gelişmelerin önüne geçemeyecektir. 1977 de ilk çocuk felci aşısını geliştiren DR. Jonas Salk diğer bilim adamları ile birlikte 1961 den beri Amerika'da görülen birçok çocuk felci vakasının asıl sebebinin aşının kendisi olduğuna dair ifade verdi.(Sience 4.4.77 Abstracts) Peki ne oldu aşılama sistemimi kaldırıldı yoksa çocuk felci aşısımı? Hayır araştırma ve gelişme devam etti ve bugüne gelindi.... Ama biz insanca herşeyi kontrol etme eğilimimiz yüzünden etiketler takarız. Doğru yada yanlış. Bilime bakalım; 20. yüzyıldaki bilimsel gerçeklerin ömrü bir önceki yüzyıla göre çok daha kısadır. Yani bilimsel geçeklik sonsuza kadar geçerli bir dogma değildir aslında.
Tıpta her tedavisi olan şey % 100 müdür? Kimi kanserli hastalar şifa bulurken aynı hastalıktan bir diğeri ölebilmekte. Yada tüberkikozda, yada organ naklinde, yada anoreksiada yada kürtajda yada doğumda vs. vs.vs.... İyileşemeyen kanser hastasını gördüğümüzde iyileşenleri göz ardımı etmemiz gerekiyor. Yoksa ölen bir hastanın ardından doktoru sömürmekle mi suçlamamız gerekiyor. Tabii ya doktor tedavi etmiştir ama hasta iyileşmemiştir. Bu hastalıklardan kurtulamayanların aileleriyle görüşüp düzinelerle kitap yazılabilir. Ama bu birilerinin iyileştiği gerçeğini değiştirmez, yada başka birileri öldü diye kanser hastalarının tedaviyi denememesi düşünülemez.
Egocu davranış ayarsız bir alet gibidir. Bu ego her türlü arzuya, hırsa sahiptir, herzaman her şeyin zirvesinde olmak ister. Büyük İskender 'neredeyse' tüm dünyayı fethetti. Neredeyse olmasının nedeni, çok ilginç, onun zamanında Amerika bilinmiyordu. Onun kapsama alanı bildiği kadarıydı...
Aslında hepimizin öyle değil mi?



Alev Yalçın

 

Benzer Konular


Üst