Kastamonu Şehir Tanıtımı

aSqimSin

aSqimSin

Yeni Üye
Üye
Kastamonu Anıt ve Şehitlikleri

Kastamonu Anıt ve Şehitlikleri


Atatürk Anıtı (Merkez)

Kastamonu il merkezinde Kışla Parkı’nda bulunan Atatürk Anıtı, Kastamonu Valiliği 100. Yıl İl Kutlama Komitesince yaptırılmıştır. Anıt Kastamonu’da gerçekleştirilen Şapka İnkılabı kutlamalarının 75.Yıl dönümünde 23 Ağustos 1982’de açılmıştır.

Atatürk Heykelinin projesi Heykeltıraş Metin Haseki tarafından hazırlanmış, Kışla parkı’ndaki yerleşim projesini de Mete Ünsal hazırlamıştır.


Atatürk ve Şehit Şerife Bacı Anıtı (Merkez)

Kastamonu Cumhuriyet Meydanı’nda, Cumhuriyetin kuruluşundaki mücadeleyi tanımlayan heykel grubu ile Kurtuluş Savaşı sırasında Kastamonulu kadınların İnebolu’dan Ankara’ya kağnılarla silah ve malzeme taşımalarını simgeleyen anıt bulunmaktadır. Bu anıt Heykeltıraş Prof.Tankut Öktem tarafından yapılmış ve 1990 yılında da meydandaki yerine konulmuştur.

Bu anıtta tasvir edilen Şehit Şerife Bacı Seydiler’de dünyaya gelmiş, Milli Mücadele sırasında İnebolu’dan Ankara’ya malzeme taşıyan kadınlar grubuna katılmıştır. Aralık 1921’de zorlu kış şartlarının hüküm sürdüğü günlerde sırtında çocuğu, önünde kağnısı ile İnebolu’dan cephane taşırken Kastamonu kışlası önünde donarak şehit olmuştur.

Şerife Bacı’nın bu anıttan başka, doğum yeri olan Seydiler Belediye Başkanlığı’nın önüne Cumhuriyetin 50.Yılında (1973) röliyefi yaptırılmış, ayrıca ana caddeye de ismi verilmiştir. Kastamonu’daki Öğretmen Evi başta olmak üzere bazı kurumlara Onun ismi verilmiştir.


Şehitler Anıtı (Merkez)

Kastamonu’da Cumhuriyetin 60.Yılı kutlaması anısına 1983 yılında yapılmış ve parkın ortasındaki bir alana yerleştirilmiştir. Anıtın tasarımını Mimar Kenan Uğurlu çizmiştir. Anıtın üzerinde; “İstiklal Savaşı’nda şehit düşen 1988 Kastamonu’lunun Anısına” yazılıdır.

Anıt mermerden, çokgen kaideli olup, üzerini sütunlar üzerinde geniş saçaklı bir çatı örtmektedir.
 
aSqimSin

aSqimSin

Yeni Üye
Üye
Kastamonu Çeşmeleri

Kastamonu Çeşmeleri


Tarakçılar Çeşmesi (Merkez)

Kastamonu Püre Mahallesi, Tarakçılar Sokağı’nda bulunan bu çeşme bir meydan çeşmesi olup, ön cephesi sivri kemerlidir. Kesme taştan çeşmenin üzerindeki yazıttan 1766 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Kitabe:

Bais-i carî olan bu çeşmeden ma-i leziz hak tealâ eylesün hayrın füzun ruzin münif
Aynıdır ma-i zülâl hem can fezadır lulesi gelse kef-i vezne ta cümle sulardandır hafif
Oldu bu çeşmedir ki güzel yerde bina gele gelse ruberu diller döker durmaz zarif
Güya oldu lulesi aynen tüsemma selsebil iç Hüseyin aşkına bu çeşmeden zat-i şerif
İki leb deme de kararî teşne iç tarihile âfiyetler ola bismillâhla iç âb-ı latif h.1168 (1766).

Bu kitabenin üzerinde, kitabenin Nakkaş Ali tarafından yazıldığı belirtilmektedir.


Saray Çeşmesi (Merkez)

Kastamonu Cebrail Mahallesi’nde, Sucuoğlu Sokağı’nda bulunan bu çeşme, Saray Camisi’ne bitişik bir evin cephesine yerleştirilmiştir. Banisi belirlenemeyen bu çeşme, 1772 yılında yapılmıştır.


İsmail Bey Çeşmesi (Merkez)

Kastamonu İsmail Bey Mahallesi, Aşağı İmaret yolu üzerinde bulunan bu çeşmeyi İsmail Bey 1798-1799 yıllarında yaptırmıştır. Çeşme 1890-1891 yıllarında onarılmıştır.

Dikdörtgen çerçeve içerisine alınmış çeşmenin ayna taşı sivri kemerli bir niş içerisindedir.


Miralay M.Nedim Çeşmesi (Merkez)

Kastamonu il merkezinde, Vakıf Öğrenci Yurdu olarak kullanılan Eski Rum Mektebi’nin kuzey girişinin karşısında bulunan bu çeşmeyi 131.Alay Komutanı Miralay M.Nedim 1931 yılında yaptırmıştır.

Kesme taştan yapılmış olan çeşmenin ön cephesinde iki, ayna taşının yanına da birer sütunçe yerleştirilmiştir.


Arslanlı Çeşme (Merkez)

Kastamonu İsmail Bey Mahallesi, Aşağı İmaret yolu üzerinde bulunan bu çeşme, 1891-1892 yıllarında Vali Faik Bey tarafından yaptırılmıştır.

Kare planlı meydan çeşmesi olan çeşmenin üç yüzünde sivri kemer ve yalak, dördüncü yüzünde de hazne girişi bulunmaktadır.


Hepkebirler Çeşmesi (Merkez)

Kastamonu il merkezinde Saylav Sokak’ta bulunan bu çeşme, Hepkebirler Camisi’nin bitişiğindedir. Kitabesinden öğrenildiğine göre; 1829-1830 yılında yaptırılmıştır. Şeriyye Sicillerine göre de çeşme Kastamonu Mütesellimi Memiş Ağa tarafından 1870-1871 yılında onarılmıştır.

Düzgün olmayan bir plandaki çeşme beşgen biçimindedir. Üç cephesi yola, bir cephesi de yanındaki caminin haziresine dönüktür. Beşinci cephesi camiye bitişiktir. Sivri kemerli bölümleri olan çeşmenin her bölümü içerisine ayna taşı yerleştirilmiştir.


Yanık Han Çeşmesi (Merkez)

Kayseri Yanık Hanı’nın avlusu içerisindeki bu çeşme, Yanıkzade Hacı İsmail Ağa tarafından 1730-1731 yılında yaptırılmıştır.

Kitabesi:

Sahib-ül hayratı vel hasenat
Yanıkzade el hac İsmail Ağa
1143 (1730-1731).


Taş Çeşme (Merkez)

Kastamonu İsmail Bey Mahallesi, Taş Çeşme Sokağı’nda bulunan bu çeşmeyi; kitabesinden öğrenildiğine göre Hacı Mehmet 1761-1762 yılında yaptırmıştır.

Kesme taştan sivri kemerli çeşme üzerinde rozetler ve hayat ağacı motifleri bulunmaktadır. Günümüzde çimento ile sıvandığından orijinalliğini kaybetmiştir.


Haydar Çeşmesi (Devrekani)

Kastamonu Devrekani ilçesi İsmail Bey Camisi’nin yakınında bulunan bu çeşme yapım tarihi bilinmemektedir. Üzerindeki kitabeden 1763 yılında çeşmenin mütevellisi Ahmet Bey tarafından onarıldığı öğrenilmektedir. Bu kitabe 0.60x0.40 ölçüsünde nesih yazılıdır.

Kitabe;
Harab oldu Haydar çeşmesi
Tamir eyledi Elhac Mehmed Mütevellisi
Kim Bu Ma’dan şurbederse desün üç kere Bismillah
Dahi salis Hamdu lillah desun derdi resulüllah
Tamir eyledi Ahmed Mütevellisi. H.1177 (1763) .

Çeşme moloz taştan yapılmış olup, 6 m. yüksekliğinde, 2 m. genişliğindedir. Cephesinde ayna taşı ve yalağı bulunmaktadır.


Hacı Sofu Çeşmesi (Devrekani)

Kastamonu Devrekani ilçesi, İsmail Bey Camisi’nin arka tarafında bulunan bu çeşmenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Üzerindeki Rık’a yazılı 0.60x070 m. ölçüsündeki kitabeden Hacı Sofuoğlu Mustafa tarafından 1801 yılında onarıldığı öğrenilmektedir.

Kitabe;
Sahib ul-hayrat v’el-hasenat
Kim Bu ma’dan şurbederse
Üç kere Bismillah dahi salis Hamdu illah
Desün derdi resulullah harabe meyi
Eyledi çeşme Hacı Sof muvaffak ola
Tamir mütevelli oğlu Mustafa Abdullah H.1216 (1801).

Çeşme moloz taştan yapılmış olup, cephesinde iki kemer içerisinde ayna taşı alınmıştır. Önünde yalak taşı bulunmaktadır. Çeşme günümüzde harap durumdadır.


Ali Osman Ağa Çeşmesi (Tosya)

Kastamonu Tosya ilçesi Harsat Mahallesi, Kelleci Sokağı’nda bulunan bu çeşmeyi, kitabesinden öğrenildiğine göre Destanı Ağa’nın eşi Şerife Hanım 1800 yılında yaptırmıştır.

Çeşme sivri kemerli olup, değişik toplama taşlardan yapılmıştır. Cephesinde ayna taşı ve yalak taşı bulunmaktadır.


Karasu Çeşmesi (Tosya)

Kastamonu Tosya ilçesi, şeyh Mahallesi, Çaybaşı Sokağı’ndaki bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre; Hacı İbrahim Efendi yaptırmıştır.

Kitabe:
Ali Paşa ki Mısır, Kahire Valisi Gazi'nin çırağı hassı ibrahim Efendi Ahmet ve Ekrem O Bahr-i atıfet çeşmeyi yaptı lütfetti zülâlıkıldı icrafı sebilillah olup tamam vere cemete âbi selsebil ve kevserde Diyarı Tosya'da bu çeşmeden bir su içen adam dedim tarih dilen-yi aynı getirdi. Hacı İbrahim Efendi içmeğe zemzem.

Çeşme moloz taştan yapılmış olup, ön yüzünde ayna taşı ve yalak kısmı bulunmaktadır.


Halim Baba Çeşmesi (Tosya)

Kastamonu Tosya ilçesi İlyas Bey Mahallesi’ndeki bu çeşme, kitabesinden öğrenildiğine göre Karabacakzâde Hacı Abdullah tarafından 1796 yılında yaptırılmıştır.

Kitabe:
Sahibül hayrat-vel hasenat Karabacak Zade Esseyit el hac-Abdullah Ağa Serdengeçtiyan Ruhuna fatiha H.1211 (1796) yılında Karabacak Zade Hacı Abdullah Ağa yaptırmıştır.

Moloz taştan yapılmış olan çeşmenin kitabesi altında ayna taşı ve yalağı bulunmaktadır.


Dere Çeşmesi (Tosya)

Kastamonu Tosya ilçesi Dilküşah Mahallesi, Zopturoğlu Sokağı’nda bulunan Dere Çeşmesi kitabesinden öğrenildiğine göre El Hac Ahmet Bey tarafından 1781 yılında yaptırılmıştır.

Moloz taştan yapılan çeşmenin ayna taşı ve yalağı bulunmakta olup, günümüze iyi bir durumda gelmiştir.
 
aSqimSin

aSqimSin

Yeni Üye
Üye
Kastamonu Dergâhları

Kastamonu Dergâhları


Mevlevi Dede Sultan Dergâhı (Merkez)

Kastamonu İsfendiyar Mahallesi, Gaybılar Deresi yolu üzerinde bulunan Kastamonu’nun tek Mevlevi dergâhı olup, bugün yerinde İmam Hatip Lisesi bulunmaktadır. Dergâha ismini veren dede Sultan’ın kim olduğu bilinmemektedir. Haziresindeki mezar taşlarından biri üzerinde 1514 tarihinin bulunuşuna dayanılarak dergâhın XVI.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Dergâhın 1916 yılında çekilmiş bir fotoğrafına dayanılarak kareye yakın dikdörtgen planlı, üzerinin de kırma bir çatı ile örtülü olduğu anlaşılmaktadır. 1935 yılı öncesinde bir süre Kız Ortaokulunun jimnastik salonu olmuş, 1952 yılında da tamamen yıkılmıştır.


Celveti Kırkçeşme Şeyh Mustafa Dergâhı (Merkez)

Kastamonu Kırkçeşme Mahallesi’nde bulunan bu dergâh, cami, türbe, kütüphane ve dergâh evinden meydana gelmiş idi. Cami ve türbe günümüze harap bir durumda gelmiş, diğerlerinden ise herhangi bir iz bulunmamaktadır. Bu dergâhın bir vakfiyeye dayanılarak 1650 yılından önce yapıldığı sanılmaktadır.


Halveti Şaban-ı Veli Dergâhı (Merkez)

Kastamonu Hisarardı Mahallesi’nde bulunan dergâh, Şeyh Şaban-ı Veli tarafından XV.yüzyılın ortalarında yaptırılmıştır. Mescit, türbe, kütüphane, matbah ve dergâh evinden meydana gelmiştir. Dergâh 1925 yılına kadar faaliyetini sürdürmüş ve günümüze gelememiştir.


Kastamonu’da bir Mevlevi, üç Kadiri, bir Celveti, beş Halveti, üç Rufai, iki Nakşibendi, dört Sadi ve bir de Bayrami tekkesi bulunuyordu. Günümüze bunlardan yalnızca Halveti tarikatından şeyh Şaban-ı Veli tekkesi dışında hiç birisi gelememiştir. Bu dergâhlar; Kadiri Yılanlı Tekkesi, Kadiri Hasan Çelebi Dergâhı, Celvveti Kırkçeşme Şeyh Mustafa Tekkesi, Ryfai Honsalar Tekkesi, Rufai Molla Sait Tekkesi, Rufai Cevkâni Camisi Tekkesi, Nakşibendi-Halidi Ahmet Dede Sultan Tekkesi, Nakşibendi Karanlık Evliya Mescidi Tekkesi, Sadi Sığırpazarı Şuca Tekkesi, Sadi Cebeci Tekkesi, Sadi Ayıcılar Gikay Baba Tekkesi, Sadi Hacı Muharrem Tekkesi, Bayrami Atabey Camisi Tekkesi, Kalenderhane Zaviyesi, Mütevelli Mehmet Ağa Tekkesi, Ak Tekke ve Dai Sultan Zaviyesi’dir.
 
aSqimSin

aSqimSin

Yeni Üye
Üye
Kastamonu Kütüphaneleri

Kastamonu Kütüphaneleri


Kastamonu’da Osmanlı döneminde yedi kütüphane yapılmıştır. Bunlardan yalnızca dört tanesi günümüze ulaşabilmiştir. Bu kütüphanelerin dışında bazı kütüphaneler daha bulunuyorsa da bunlar diğer yapıların içerisinde kalmıştır.


Şaban-ı Veli Kütüphanesi (Merkez)

Kastamonu Mustafa Fakıh Mahallesi, Hisarardı Mevkiinde bulunan Şaban-ı Veli Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturan kütüphane bugün caminin ibadet mekanına eklenmiştir. Kütüphane Şaban-ı Veli Türbesi ile birlikte 1611-1612 yılında yapılmıştır.

Kendine özgü bir yapı olup, kare planlıdır. Üzeri aynalı tonozla örtülmüştür. Batı duvarındaki giriş kapısı doğu ve batı duvarlarında da birer penceresi bulunmaktadır.


Münire Medresesi Kütüphanesi (Merkez)

Kastamonu il merkezinde Nasrullah Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturan Münire Medresesi’nin bahçesinde bulunmaktadır. Reis’ül Küttap Hacı Mustafa Efendi tarafından 1746 yılında yaptırılmıştır.

Kütüphane beşgen planlı, kâgir olup, üzeri 3.20 m. çapında bir kubbe ile örtülmüştür. Kütüphanenin içerisi duvarlarındaki birer pencere ile aydınlatılmıştır.


Numaniye Kütüphanesi (Merkez)

Kastamonu’da günümüze gelemeyen Numaniye Medresesi’nin bir bölümünü oluşturan kütüphane Müderris Çorukzade Hacı Ahmet Efendi tarafından XII.yüzyılda yaptırılmıştır. Daha sonra Cecelizade Numan Efendi tarafından da 1800-1801 yılında onarılarak genişletilmiştir.

Kütüphane 5x5 m. ölçüsünde kare planlı olup, moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Kütüphanenin üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Kütüphanenin güneyinde giriş kapısı ve iki pencere, doğu cephesinde de iki penceresi bulunmaktadır.

Bu kütüphaneler dışındaki Merdiye Kütüphanesi, Semhiye Medresesi Kütüphanesi ve Halidiye Kütüphanesi günümüze gelememiştir.
 
aSqimSin

aSqimSin

Yeni Üye
Üye
Cevap: Kastamonu İlinin İlçeleri

Abana, Kastamonu









Abana'nın Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı: Şevket Yazkan başkanı =:
{{{başkanı}}} kazaları
Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (3 Kasım 2000)
Alan kodu: 366 Plaka kodu: 37 Abana, Kastamonu ilinin Karadeniz kıyısındaki bir ilçesi ve aynı ilçenin merkezi kasabadır. Kastamonu'nun deniz Karadeniz kıyısındaki beş ilçesinden biri olan Abana, ilin en fazla turist çeken ilçesidir. Abana kasabasının 3,000 kişi olan kış nüfusu yaz aylarında 15-20 bini bulur. Yaklaşık 6 km uzunluğundaki kumsalları ve yemyeşil doğası ile bölgenin önemli bir turizm merkezidir.

Tarihçe

Abana tarihi oldukça eskilere dayanır. M.Ö. 64 yılında Amaseia (Amasya)’da doğan tari

Turizm

Kastamonu'ya 70 km. uzaklıktaki Abana'da konaklama için çeşitli seçenekler mevcuttur. Kamp alanlarından ve konaklama tesislerinden yararlananılabilir. Tatil köyü,kiralık ev, pansiyon ve otel tipi tesislerde de uygun fiyatlara kalmak mümkündür. Son yılların gözde sporu trekking için çok sayıda parkur bulunmaktadır. Özellikle dağ içindeki yürüyüş alanı çok tercih edilmektedir.
Denize girmek için en uygun plajlar bulunmaktadır. Çocukların girmesi için çok uygundur. İsterseniz teknelerle denize açılabilirsiniz. Güneş ışınlarından korunmak için şemsiyeler kiralayabilirsiniz. Abana'da denize girmek için en uygun dönem Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Temmuz aylarının son haftasında düzenlenen Deniz Şenlikleri 3 gün sürer. Gece hayatınında işlek olduğu bu şirin kentte çok sayıda bar,çay bahçesi,cafe bulunmaktadır. Şenlikler boyunca çok sayıda ünlü sanatçı ilçeyi ziyaret eder. Deniz ile dağ arasında sadece 100 metre olması nedeniyle çok temiz hava hakimdir. Kısacası giden her 100 kişiden 95'nin aşık olduğu küçük şirin bir karadeniz incisidir.İlçeyi bir ucdan diğer uca geçmek on dakika sürmektedir.


Abana beldeleri ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Abana
Beldeler: YOK
Köyler:
Akçam | Altıkulaç | Çampınar | Denizbükü | Elmaçukuru | Göynükler | Kadıyusuf | Yakabaşı | Yemeni | Yeşilyuva









Ağlı, Kastamonu



Ağlı'nın Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı:
kazaları
Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (3 Kasım 2000)
Alan kodu: 366 Plaka kodu: 37 Ağlı, Kastamonu ilinin bir ilçesidir.
Elimizde kesin deliller olmamakla beraber, Ağlının tarihi İlk Çağın derinliklerine kadar inmektedir. Bu devirlere ait buluntular çeşitli uygarlıkların bu topraklar üzerinde gelip geçtiğini göstermektedir. Özellikle M.Ö. 1100- 700 yılları arasında Kastamonu ve çevresinde Paflagonyalıların Egemenlik kurdukları bilinmektedir. Paflagonyalılar Firiklerin bir kolu olup, bu bölgeye kendi adlarını vermişlerdir. İlçe halkının anlattığı efsaneye göre Ağlı ismi ilçenin doğusunda bulunan uğurlu tepede Türkler, kalede Bizanslılar yaşıyormuş, heri ikisi arasında 3 km mesafe vardır. Türkler içme suyu ihtiyacını ilçe merkezinden akan bir sudan karşılıyorlarmış. Bizanslılar Türkleri yenmek için İçme sularını zehirlemeye karar vermişler. Bizanslıların içinde bulunan genç bir kız Türk subayına aşık olduğundan Bizanslıların suya zehir kattıklarını haber vermiş. Bunun üzerine Türkler topluca su içmeye gitmişler ve orada ölü taklidi yaparak Bizanslıların onları görebileceği şekilde yere yatmışlar, Türklerin öldüğünü zanneden Bizanslılar ganimet için Türk kasabasına savunmasız bir şekilde gelirler. Mesafe yakınlaştığında yerde yatan Türkler ayağa kalkarak hücuma geçerler ve Bizanslıları bugünkü Azdavay’a kadar kovalarlar. Bizanslıların Türkler için azdı- vay diye bağrışmalarından Azdavay ismi, suyun zehirlenmesinden dolayı Ağu- Ağulu =Ağlı ismi kaldığı söylenmektedir.
Kastamonu tarihi, Ağlı ve çevresinde Bizanslılar, Danişmentler, Çobanlar ve Candaroğulları gibi kavimlerin hüküm sürdüğünü göstermektedir. Ağlı uzun süre Bizans egemenliği altında kalmıştır. O devirden bu güne kadar gelen önemli eser Ağlı Kalesidir. Bölge 1106 yılında Danişmendlerin eline geçmiştir. 1292 Yılına kadar süren bu durum İsmail Beyin Fatih'e direnmeyip, kardeşkanı dökülmesini önlemek amacıyla egemenlik haklarından vazgeçmesi üzerine değişmiş, Kastamonu ve çevresi de Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır. Ağlı kuruluşundan bu güne kadar büyük bir gelişme göstermemiştir. İlk defa Kale yakınlarında eski pazar denilen yerde kurulmuştur. Şimdiki yeri olan İlçe merkezine 1905 yılında yerleştirilmiştir. 1918 Yılında da belediye teşkilatı kurulmuştur.
9 Mayıs 1990 kabul edilen ve 20 Mayıs 1990 tarihinde yürürlüğe giren, 3644 Sayılı Kanun gereğince ilçe olmuştur. 29 Temmuz 1991 tarihinde İlçenin İlk kaymakamının göreve başlaması ile fiilen faaliyete geçmiştir.
http://www.kastamonulife.com
Ağlı Türkiye'nin batı Karadeniz Bölgesi'nde Kastamonu ili sınırları içindedir. Karayolu ile Başkent Ankara'ya uzaklığı 300 Km, İl merkezine uzaklığı 50 km dir. Ağlı İlçesi ormanlık bölgededir. Dağlar arasında bulunan dar bir vadide kurulmuştur. Etrafı yüksek tepelerle çevrilidir. İlçe genelinde engebeli bir arazi yapısı mevcuttur. Deniz seviyesinden yüksekliği 1100 m.dir. Ağlı; Azdavay, Pınarbaşı, Şenpazar ve Cide ilçeleri yol güzergâhı üzerindedir. İlçenin doğusunda Seydiler, batısında Azdavay, kuzeyinde Küre ve güneyinde Daday ilçeleri bulunmaktadır. İlçenin önemli tepeleri şunlardır; Uğralı Tepe, Gök Tepe Hıdırlık ve Alınca Tepeleridir. Çevrenin en yüksek tepesi olan Gök Tepe 1250 m yüksekliğindedir. Diğer bir tepe Ağlı Kalesi'nin üzerinde bulunduğu tepedir. Ağlıda belli başlı ova yoktur. Su kaynakları bol değildir. Akarsuları yok denecek kadar azdır. Kar ve yağmur sularının akması ile yaşayan küçük derecikler bulunur. Bu derecikler düzensiz olduğundan yararlanma imkânı yoktur. Sulama döneminde bu derelerden akan sular zaten kesilmektedir. Ağlı ve çevresinde bir yılda üç mevsim yaşanır. Genelde kış mevsimi kasım ayında başlar, nisan ayı sonuna kadar devam eder. Kar erken yağar, geç kalkar. Yörede ilkbahar mevsimi hiç yaşanmaz. Yazlar ılık, yağmurlu; kışlar sert ve kar yağışlıdır. Çevrenin ormanlık ve dağlık oluşu soğukları önler kış aylarında ısı -15 dereceden aşağı düşmez, yaz aylarında +25 dereceden yukarı çıkmaz. Doğal bitki örtüsünü daha ziyade ormanlar oluşturmaktadır. Ormanlarda çam, köknar, meşe, kavak ve söğüt gibi ağaçlar vardır. Dağların ve ormanların etekleri fundalıklarla kaplıdır. Tahıllardan buğday, arpa ve nadiren de fiğ ekilir. Meyvecilik gelişmemiştir



Ağlı beldeleri ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Ağlı
Beldeler: YOK
Köyler:
Adalar | Akçakese | Akdivan | Bereketli | Fırıncık | Gölcüğez | Kabacı | Müsellimler | Oluközü | Selmanlı | Tunuslar | Turnacık | Yeşilpınar







Araç, Kastamonu



Araç'nın Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı: Bahtiyar Yaşar Kazaları İğdir, Boyalı, Kavacık, Pelitören Özellikleri Alanı Toplam 1878 km² Rakımı 641 m Nüfus (3 Kasım 2000) 24.090 Merkez 6085 Alan kodu: 366 Posta kodu:Plaka kodu: 37 Araç, Kastamonu iline bağlı bir ilçedir.

Araç'ın tarihçesi

Prehistorik çağlardan sonra bölgenin bilinen en eski sakinleri Gas'lardır. Bilinen tarihi Hititler ile başlar, Frigya, Lidya Krallıkları ile Pers hakimiyetiyle yerel krallıklar olarak devam eder. Pontus ve Bizans hakimiyeti ile devam eden egemenlik Anadolu'nun Türkleşmesine kadar devam eder. Bu dönemlerde bölge; savaşçı yapısı ve iyi at yetiştirmesi ile bilinir.
Paphlagonia adı verilen Kastamonu, Sinop, Çankırı, Bolu ve Karabük illerini kapsayan bölge 1105 yılında Danişmendliler zamanında Türk hakimiyetine geçmiştir. Uzun süre bölgede Beylikler hakim olmuştur, beyliklerin en önemlisi olan Candaroğulları Beyliği 1460 yılında Osmanlı yönetimine geçmiştir.
Beylikler döneminde Kastamonu merkezli bir ilim ve kültür merkezi olma özelliği de kazanan Araç ilçesinde Küre-i Hadid (Demirli) Köyü İsmailbey Camii, Tatlıca Köyü Camii ve Antik Dönem'i işaret eden kaya mezarları tarihi özellikleriyle dikkat çeker.
Anadolu'daki en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Araç'ın tarihi kaynaklarda adı ilk defa M.Ö. 1132 yılında "Timanidis" olarak geçmekte bu duruma göre de yaklaşık 3000 yıllık bir yerleşim geçmişine sahip bulunmaktadır. Buna 1866 yılında belediye örgütünün kuruluşunu, 1868 yılında da bucak örgütünün ilçeye dönüşünü eklersek, Araç'ın en eski belediyelerden ve yine en eski ilçelerinden olduğu görülür.
Karadeniz ile iç bölgeler arasındaki ticari ve beşeri bağları kuran kervanların işlediği önemli bir yol güzargahında, önemli bir durak ve uğrak yeri olması, ilçeye Araç adının verilmesine neden olmuştur.




Araç beldeleri ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Araç
Beldeler: YOK
Köyler:
Akgeçit | Akıncılar | Aksu | Aktaş | Alakaya | Alınören | Aşağıçobanözü | Aşağıılıpınar | Aşağı İkizören | Aşağıoba | Aşağıyazı | Avlacık | Avlağıçayırı | Bahçecik | Balçıkhisar | Başköy | Bektüre | Belen | Belkavak | Buğdam | Celepler | Cevizlik | Çalköy | Çamaltı | Çavuşköy | Çaykaşı | Çerçiler | Çöplüce | Çubukludere | Çukurpelit | Damla | Değirmençay | Dereçatı | Deretepe | Doğanca | Doğanpınar | Doruk | Ekinözü | Erekli | Eskiiğdir | Fındıklı | Gemi | Gergen | Gökçeçat | Gökçesu | Gölcük | Gülükler | Güzlük | Haliloba | Hanözü | Hatipköy | Huruçören | İğdir | İğdirkışla | İhsanlı | Karacalar | Karacık | Karakaya | Karcılar | Kavacık | Kavakköy | Kayabaşı | Kayaboğazı | KayaörenKemerler | Kışlaköy | Kıyan | Kıyıdibi | Kızılören | Kızılsaray | Kirazlı | Kovanlı | Köklüdere | Köklüyurt | Köseköy | Muratlı | Müslimler | Okçular | Okluk | Olucak | Oycalı | Ömersin | Özbel | Palazlar | Pelitören | Pınarören | Recepbey | Saltuklu | Samatlar | Sarıhacı | Sarpun | Serdar | Sıragömü | Sofçular | Susuz | Sümenler | Şehrimanlar | Şenyurt | Şiringüney | Taşpınar | Tatlıca | Tavşanlı | Tellikoz | Terke | Tokatlı | Toygaören | Tuzaklı | Uğruköy | Üçpınar | Yenice | Yeşilova | YukarıçobanözüYukarıgüney | Yukarıılıpınar | Yukarı İkizören | Yukarıoba | Yukarıyazı | Yurttepe
37800 | |








Azdavay, Kastamonu



Kastamonu haritasında Azdavay


Azdavay, Kastamonu ili ne bağlı bir ilçedir.
Azdavay ilçesi 14 Şubat 1945 tarihli kanun ile 1 Nisan 1946 tarihinden itibaren ilçe olmuştur. İlçe, Türkiye'nin Batı Karadeniz Bölümü'nde Kastamonu ilinin kuzeybatısında 1268 m² yüzölçümüne sahip engebeli ve ormanlık arazi ile çevrilidir.
İlçe kuzeyde Şenpazar ve Doğanyurt ilçeleri, güneyde Daday ilçesi, batıda PınarbaşıKüre ve Ağlı ilçeleri ile çevrilidir. Rakımı 830 metredir. Akarsuları Devrekani çayı, Devrekani ilçesinden çıkarak Cide ilçesinde denize ulaşır. Valay çayı, Gümürtler çayı belli başlı akarsularıdır.
Azdavay´ın tarihi hakkında arkeolojik kazılara göre M.Ö.8´nci yüzyılda Paflogonyalılara kadar uzanmaktadır. Çeşitli tarihlerde Gasgaslar, Etiler, Dorlar, Kimerler, Lidyalilar, İranlilar, Kapadokyalılar, Helenler, Pantuslar, Galadyalılar, Bitonyalılar, Romalılar, Bizanslılar egemen olmuştur. Candaroğulları zamanında Kastamonu sancağına bağlı 36 kadılıktan biri olarak idare edilmiş, 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet´in Kastamonu´yu Osmanlı topraklarına katmasıyla Azdavay´da Osmanlı ülkesine dahil edilmiştir.

Rivayet

Rivayete göre o sıralarda Bizans ile komşu olan azdavayı bizanslı askerler bir oyun ile almak istemişler. Azdavaylılar ile bizanslılar osıralarda bölgede az çeşme olduğu için aynı çeşmeyi kullanırlarmış. Sabahları bizanslılar öğleden sonra ise Türkler su alırlarmış. Bizans askerleri düşünmüş ve çeşmeyi zehirlemeyi düşünmüşler. Sonra türk bölgesini işgal edeceklermiş. Ve bunu duyan bir Türk türklere haber vermiş. Ve öğleden sonra Türkler su içme numarası yapmışlar fakat suyu içmemişler. Ve Bizanslılar da akşam üzeri saldırı yapmış ve türklerde hazırlanmış bizansa karşı atak yapmışlar. Bizanslılar kaçarken türkler azdı vay türkler azdı vay diye bağırmışlar.ve isim günümüze kadar değişerek azdavay halini almıştır.

Nüfus

İlçe merkezinin nüfusu 1980 yılı Genel Nüfus sayımına göre 2418, 1985 yılı Genel Nüfus sayımına göre 3446, 1990 yılı Genel Nüfus sayımına göre 3901, 1997 Genel Nüfus sayımında 3095 olarak tespit edilmiştir. İlçe halkının büyük bir bölümü genellikle İstanbul, Ankara ve İzmir illerine göç etmişlerdir ve birçoguda yurtdışında bulunmaktadır.

Sosyal yaşam

Azdavay bir sanayi merkezi olmadığı için bu yüzden göçün en çok yaşandıgı ilçede sosyal hareketlilik söz konusu değildir. İlçede özel sektör olarak maden işletmeciligi, konfeksiyon atölyeleri, orman işçiligi, hayvancılık ve küçük çaplarda tarim yapılmaktadır. Son yıllarda seracılık yaygınlaşmaya başlamış isede fazla gelişmemiştir. Bu sebeple genellikle İstanbul başta olmak üzere çeşitli büyük şehirlere göç mevcuttur. Hatta bazı köyler ve mahalleler tamamen boşaltılmış durumdadir. Ögrenci yoklugundan köy okulları kapatılmıştır.
Azdavay´da gerek ekonomik gerek kültürel ve gerekse sosyal gelişme yavaş bir seyir takip etmektedir. Bu bakımdan bir takım gelenek ve görenekler bu günün şartlarına uygun olmasada birdenbire ortadan kalkmamıştır. Günün şartları icabı bazılarının yavaş yavaş unutuldugu bazılarınında yeni biçimler aldıgı görülmektedir. Eskiden Azdavay´ın her mahallesinde bir köy odası bulunurdu. Bunlar düğün ve bayramlarda misafir ağırlamakta kullanılırdı. Çoğu zaman burada toplanan köylü çesitli eglence ve oyunlar düzenlerdi. Köyün çocuklarina burada kuran kursları açılırdı. Günümüzde yok olan bu köy odalarını canlandırmak amacıyla bazi köylerdeki halk yeniden köy odası inşa etme girişiminde bulunmaktadir.
Günümüzde halen yöresel kıyafeti kadınlarımız giymektedir. Azdavay´a mahsus olan bu kıyafet çok çesitlilik arz eder. Bu kıyafetin önlük kısmı halen ev tezgahlarında dokunmaktadır. Bağlık kısmı ise elle işlenmektedir. Azdavay oyunları adı altında yöresel oyunları halen folklör ekiplerince oynanmaktadır.


Azdavay beldeleri ve köyleri İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Azdavay
Beldeler: YOK
Köyler:
Ahat | Akçaçam | Alacık | Aliköy | Arslanca | Bakırcı | Başakçay | Başören | ÇakıroğluÇamlıbük | Çoçukören | Çömlektepe | Derelitekke | Dereyücek | Evlek | Gecen | Göktaş | Gültepe | Gümürtler | Hıdırlar | Hocaköy | Kanlıdağ | Karahalılılar | Karakuşlu | Kayabaşı | Kayaoğlu | Kerpiçlik | Kırcalar | Kırmacı | Kolca | Kozluören | Kurtçular | Maden | Maksutköy | Mehmetçelebi | Sabuncular | Sada | Samancı | Sarayköy | Sarnıçköy | Sıraköy | Söğütpınar | Tasköy | Tomrukköy | Topuk | Üyük | Yeşilköy | Yumacık | Zümrüt
ilçesi, doğuda |







Bozkurt, Kastamonu


(Kastamonu) Yeri


Bozkurt'nın Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı: Engin Cambaz Kazaları
Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (3 Kasım 2000)
Alan kodu: 366 Plaka kodu: 37 Bozkurt, Kastamonu'nun Karadenize kıyısı olan bir ilçesidir.

Tarih

Beltkütkütktkgelere dayanan bilgilere göre Kastamonu’ya, Kütahya ve Denizli ile birlikte Malazgirt Savaşı’ndan sonra çeşitli Türk boyları iskân edilmiştir. Kastamonu’ya akın akın gelen boylar, en elverişli ve kestirme vadiler yoluyla Karadeniz’e kadar inmişlerdir. Kastamonu’yu sahile bağlayan en kestirme yol; daha sonraki yıllarda uzunca yıllar ticaret ve kervan yolu olarak kullanılan, Devrekani-Şenlikpazarı – Şeyhoğlu-Bayramgazi üzerinden Karadeniz’e uzanmaktadır. Bölgeye ilk yerleşenler, bu vadi boyunca sahile doğru ilerlerken uygun buldukları yerlere yerleşerek köyler kurmuşlardır.
1924 yılında ilk belediye teşkilatı kurulmuştur. İlk belediye başkanı İkinci Abdülhamit Han’ın hocalarından Veliyuddin Efendi’nin oğlu Hoca Mustafa GÖKSEL’dir.
1953 yılı sonlarında ise ilçe merkezi Abana’dan alınarak Pazaryeri’ne nakledilmiştir. Pazaryeri’ni ilçe yapan yasada, ilçenin adının Bozkurt olması kararlaştırılmıştır. 7 Temmuz 1967 tarihinde bucak haline getirilen ilçe, 25.12.1968 yılında 32 köyü ile Bozkurt, 12 köyü ile de Abana ilçeleri kurularak yöresel çekişmelere son verilmesi amaçlanmış ve büyük ölçüde de başarılı olunmuştur.

Coğrafya

İlçe, Kastamonu ilinin kuzeyinde ve Karadeniz kıyısında yer alır. İlçe merkezi denizden 2 km içeride Ezine Çayı vadisinde kurulmuştur. Kuzeyde Karadeniz ve Abana, güneyde Küre ve Devrekani, doğuda Çatalzeytin, batıda ise İnebolu ilçeleri ile çevrili olup, yüzölçümü 296 km2 rakım ise 30 metredir. Ezine ve İlişi çayları ilçenin önemli akarsularıdır. Ezine çayı’nın uzunluğu 60 km, İlişi Çayı'nın uzunluğu ise yaklaşık 40 km dir.
Başlıca dağları Yaralıgöz dağı (2018 metre), Göynük dağı (1770 metre) dir. İlçenin bilinen başlıca tepeleri ise Belen, Hene, Yılmaz, Karabalçık ve Irmalıdır. Tepelerin yüksekliği 1300 metreye kadar çıkmaktadır.

Köyleri

Alantepe, Ambarcılar, Bayramgazi, Beldeğirmeni, Çiçekyayla, Darsu, Dursun, Görentaş, Günvakti, Güngören, Işığan, İbrahim, İnceyazı, Kayalar, Kestanesökü, Keşlik, Kızılcaelma, Kirazsökü, Koşmapınar, Köseali, Kutluca, Mamatlar, Ortasökü, Sakızcılar, Sarıçiçek, Şeyhoğlu, Tezcan, Ulu, Yakaören (İlişi), Yaşarlı ve Yaylatepe


Bozkurt beldeleri ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Bozkurt
Beldeler: YOK
Köyler:
Alantepe | Ambarcılar | Bayramgazi | Beldeğirmen | Çiçekyayla | Darsu | Dursunköy | Görentaş | Güngören | Günvakti | Işığan | İbrahimköy | İnceyazı | Kayalar | Kestanesökü | Keşlik | Kızılcaelma | Kirazsökü | Kocaçam | Koşmapınar | Köseali | Kutluca | Mamatlar | Ortasökü | Sakızcılar | Sarıçiçek | Şeyhoğlu | Tezcan | Uluköy | Yakaören | Yaşarlı | Yaylatepe







Cide, Kastamonu



Gideros koyu Yeri






Cide'nin Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı:
Kazaları
Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (3 Kasım 2000)
Alan kodu: 366 Plaka kodu: 37 Cide, Kastamonu ilinin Karadeniz kıyısındaki doğal güzelliğiyle ünlü bir ilçesi ve aynı ilçenin merkezi kasabadır. İlçe 683 km²'lik bir alanı kaplar ve toplam nüfusu 55.661'dir.

1868 yılında ilçe olan Cide’nin 85 köyü ve bu köylere bağlı 204 mahallesi bulunmaktadır. İlçede belediyeye bağlı altı mahalle vardır. İlçeye bağlı belde ve kasaba yoktur.

Coğrafi Yapı


Konum

Batı Karadeniz Bölümü’nde, Kastamonu İline bağlı bir ilçe olan Cide, kuzeyinde Karadeniz, kuzeydoğusunda Doğanyurt, doğusunda Şenpazar, güneyinde Azdavay ve PınarbaşıBartın iline bağlı Kurucaşile ilçesi ile çevrilidir. Cide’nin ovalık alanları oldukça sınırlıdır. Toprakları çok sayıda çay ve derelerle bölünmüştür. İlçenin güney ve güneydoğusunda Küre Dağları'nın uzantıları yer alır. Kuzeyde kıyıya yakın kesimlerde kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Kestane Dağı bulunmaktadır. İlçenin doğusunu Kestane Dağı engebelendirmektedir. Bu dağların üzerleri zengin bir orman örtüsü ile kaplıdır. Zeytinlik Tepe (1.282 m.), Kaleburnu Tepesi (1.078 m.), Halla Tepesi (1.231 m.), Karakaya Tepesi (1.443 m.), Kemrelik Tepesi (1.220 m.) ilçenin belli başlı yükseltileridir.
İlçenin en önemli akarsuyu Devrekâni Çayı olup, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda akar. Bu çay ilçe topraklarını geçerek Karadeniz’e dökülür. İlçenin diğer akarsuları Aydos Çayı ve Fakaz Çayı’dır. Kastamonu’ya 148 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 939 km2 olup, 22.481’dir.

Nüfus

2000 yılı Genel Nüfus sayımına göre ilçe merkezi 5.834 köyler 17.327 olmak üzere ilçe toplam nüfusu 23.161 dir. Ekonomik nedenlerden dolayı uzun yıllardan beri ilçe genelinde yaşanan göç sonucu, ilçe nüfusu merkezde ve köylerde sürekli azalmaktadır. Bunu Mernis Projesi nüfus kayıtları çok açık göstermektedir. Mernis Projesi'ne göre Cide nüfusuna kayıtlı insan 102.974 tür. Bu rakamlara göre nüfusun %77 si ilçe dışında yaşamaktadır. 1990–2000 genel nüfus sayımları arasında ilçe nüfusunda yaklaşık %2 oranında bir artış görülmüştür.
Köyler genelde ayrı yerleşim biriminden oluşmaktaysa da, ayrı mahalle olarak adlandırılan bu birimlerde yerleşim toplu ve düzenlidir.

İklim

İlçede yazları mevsim normallerinde seyreder. kışları ise en düşük hava sıcaklığı -23 derecedir.

Ekonomi

İlçenin ekonomisi, tarım, hayvancılık, ormancılık ve balıkçılığa dayalıdır. Tahıl üretiminin dışında genellikle bağcılık, meyvecilik, sebzecilik yapılmaktadır. Tarımsal üretimin dışında ilçe halkının gelir kaynaklarını küçük ölçekli orman ürünleri imalatından sağlanmaktadır. Küçük tekne yapımcılığı geçim kaynaklarının önünde gelmektedir. Ayrıca ilçedeki torna tezgâhlarında tahta kaşık üretimi yöredeki çok sert şimşir ağacından yapılmaktadır. Hayvancılıkta mera hayvanları ön planda olup, yeni sığır türleri elde etmek üzere Jersey Suni Tohumlaması yapılmaktadır.Ayrıca sultan kayığı yapan bir şöförümüz muharrem demir gemi maketçiliğiylede geçim sağlamaktadır isteğe göre sultan kayığı maketleri ve yöresel ev maketleride yapmaktadır.Sipariş vermek isteyenler 05426033400 numaralı telefonu arayabilirler.

Tarihçe

Cide’nin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesinlik kazanamamıştır. Ancak Homeros’un İlyada isimli eserinde Cide’nin ismi geçmektedir. Cide’de Kytoron ve Aigialos isimli iki antik kent bulunmaktadır. Cide’nin 12 km. batısında, Kurucaşile’nin 15 km. doğusunda bulunan Kytoron, kapalı bir liman kenti olup Ortaçağ Kalesi yıkıntısı dışında kentten herhangi bir kalıntı günümüze gelememiştir. Cide’nin 17 km. doğusundaki Aigialos kenti, Aydos Köyü, Aydos Çayının ağzındaki vadide, kıyıdan ve dolayısıyla çayın ağzından içeriye doğru yayılmıştır. Bugün, burada günümüze kadar gelebilen herhangi bir kalıntı bulunmamaktadır.
Tarihi kaynaklarda yörede, M.Ö. 1100-700 yılları arasında Paflagonialıların egemenlik kurdukları bilinmektedir. Fryglerin bir kolu olan Pafloganialılar bu bölgeye kendi adlarını vermişlerdir. Paflagonyalılar, Devrekani Çayının, Gökırmak, Devrek, Soğanlı, Filyos ve Bartın Çayları etraflarında yerleşmişlerdir. Ancak Cide’de arkeolojik bir kazı yapılmadığından bu döneme ait herhangi bir esere rastlanmamıştır. Homeros, Paflogonya’nın Cide ve Kitoros(Gideros) taraflarında Henet veya Heneti adlı bir kavmin yaşadığını belirtmiştir. Cide’nin sahilinde, Ceviz Dibi adıyla anılan yerde bir saray kalıntısının olması bu iddiayı kuvvetlendirmektedir. Romalılar ve Bizanslılar Cide’de hüküm sürmüşlerdir. Nitekim, Cide’de Callade Cide, Y.Domma ve Caracolla adlarına kesilen paralar ve Cide’de bulunan Roma dönemi kale kalıntıları bunu kanıtlamaktadır. Güble ve Gilivri arasında Çoban Kalesi Romalılar döneminde yapılmış Osmanlılar döneminde de onarılmıştır. Timle Kalesi ve Gazallı Kalesi Bizans dönemine aittir. Okçu Kalesinin ise tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.
Yörede Bizanslılardan sonra, Danişmendler, Çobanlar ve Candaroğulları egemen olmuş, Ağlı uzun süre Bizans egemenliği altında kalmıştır. Ağlı ve yöresi 1106 yılında Danişmendlerin eline geçmiştir. Anadolu Selçukluları'nın dağılmasından sonra Candaroğulları yöreyi egemenlikleri altına almışlar ve 1392 yılında Kastamonu Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ankara Savaşı’ndan (1402) sonra Sinop’ta yaşayan İsfendiyar Bey yöreye hakim olmuştur. Osmanlı birliğini yeniden kurmayı başaran Çelebi Sultan Mehmet İsfendiyar Bey’i kendisine bağlamış ve Candaroğullarının Osmanlılara katılmasını sağlamıştır. Bunun ardından 1461’de Fatih Sultan Mehmet zamanında yöre, kesin olarak Osmanlı toprakları içerisine alınmıştır. Osmanlı döneminde Kadılık ile yönetilmiş, 1868’de Kastamonu vilayeti merkez sancağına bağlı bir kaza konumuna getirilmiştir. Bu dönemde eski bir iskelesi olan Cide’de bir de tersane kurulmuştur. Bu liman İpek Yolu üzerinde olup, önemini tarih boyunca sürdürmüştür. Karaağaç İskelesi adı ile anılan ilçedeki iskele Rusya ile Anadolu arasında ticaret bağlantısını sağlamıştır.
İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Roma ve Bizans dönemine ait kale kalıntıları, Türk sivil mimari örneklerinden Rıfat Ilgaz evi bulunmaktadır.

Kültür ve Turizm

Cide İlçesi kilometrelerce uzanan sahili, kıyıya dimdik inen dağların önünde muhteşem güzellikteki koylar ve her yanı yemyeşil ormanlarıyla yazar Rıfat Ilgaz'a ilham kaynağı olmuştur.
Yerel kıyafetler ulusal ölçekte değerlendirildiğinde özellikle kadın kıyafetlerinde farklılıklar gözlenmektedir. Bu kadın kıyafetinde en belirgin nokta Rıfat Ilgaz’ın şiirlerine ve romanlarına da konu olan Sarı Yazma’dır. Kadınlar başörtüsü olarak kullandıkları sarı renkli bu yazma sembol haline gelmiştir. Fabrikasyon üretimin henüz gelişmediği dönemlerde Sarı Yazma Cide’nin Başköy adlı köyünde yaşayan Mehmet Genç tarafından doğal ahşap baskı kalıpları kullanılarak yapılmakta idi. Halen çok az da olsa aynı kişi tarafından üretim yapılmaktadır. Kıyafetin diğer bölümleri ise şöyledir; Uzun bol etekli elbise (göynek), Kırmızı paçalı şalvar (don) ve Belde kuşak şeklindedir.
Cide köylerinde Kahve değirmeni, Karabiber değirmeni, Çeyiz Sandığı, Tahta Kaşık, Sultan Kayığı Maketleri el sanatları dalında sayılabilecek önemli değerlerdir.
Ayrıca bir karadeniz gezisi düşünenler için cide otelleri ve mütevazi barlarıyla turizimde keşfedilmeyi sabırsızlıkla beklemektedir.





Cide'nin Tepeden Görünüşü




Cide sahili




Cide'de akşam manzarasi




Akşam Cide'nin tepeden görünüşü




Cide'nin eski köy evleri




Doğa




Hamitli köyündeki tarihi su değirmeni




Cide belde ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Cide
Beldeler: YOK
Köyler:
Abdulkadir | Ağaçbükü | Akbayır | Akça | Alayazı | Alayüz | Aydıncık | Bağyurdu | Baltacı | Başköy | Beltepe | Beşevler | Çakırlı | Çamaltı | Çamdibi | Çataloluk | ÇayüstüÇayyaka | Çilekçe | Çukurçal | Denizkonak | Derebağ | Derebucağı | Doğankaya | Döngelce | Düzköy | Emirler | Gebeş | Gökçeler | Gökçeören | Gündoğan | Günebakan | Güzelyayla | Hacıahmet | Hamitli | Himmetbeşe | Irmakköy | İlyasbey | İsaköy | İshakça | Kalafat | Kapısuyu | Karakadı | Kasımköy | Kayaardı | Kazanlı | Kethüda | Kezağzı | Kıranlıkoz | Kırcı | Koçlar | Konuklar | Kovanören | Köseli | Kumköy | KumlucaKuşçu | Kuşkayası | Mencekli | Menük | Musaköy | Nanepınarı | Okçular | Olucak | Ortaca | Ovacık | Öveçler | Pehlivanlı | Sakallı | Sırakaya | Sipahi | Sofular | SoğucakŞenköy | Tarakçı | Toygarlı | Uğurlu | Üçağıl | Velioğlu | Yalçınköy | Yaylaköy | Yenice | Yeniköy | Yıldızalan | Yurtbaşı
ilçeleri, batısında | | |







Çatalzeytin, Kastamonu

(Kastamonu) Yeri


Çatalzeytin'nin Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) M.Ö.6 yy 1954 Belediye başkanı: Musa İhsan Uguz Kazaları Özellikleri Alanı Toplam 318 km² Kara 318 km² Rakımı 1 m Nüfus (3 Kasım 2000) 3.410 Alan kodu: 366 Plaka kodu: 37 Çatalzeytin Kastamonu iline bağlı bir ilçedir. 1954 yılında ilçe olmuştur. Batı Karadeniz Bölgesinde yer almakta olup, kuzeyi Karadeniz, güneyi Taşköprü ve Devrekani, doğusu Sinop ili ve Türkeli, batısı Abana ve Bozkurt ilçeleri ile çevrilidir. Kastamonu il merkezine 100, Ankara'ya 240 kilometre uzaklıktadır. Merkezi Sinop ile Kastamonu il sınırında yer almaktadır. Bu iki ili oraya dökülen bir çay ayırır.Önemli köyleri arasında paşalı ve epçeler gelmektedir.Köylerimiz
Köylerimiz hakkında geniş bilgi için tıklatınız
Köylerimiz Merkez
Çelebiler
Arıca
Aşağısökü
Canlar
Celallar
Çatak
Çağlar
Çepni
Çubuklu
Dağköy
Doğan
Duran
Epçeler
Fındıklı
Güneşler
Hacıreis
Hacıreissökü
Hamidiye
İsmail
Karacakaya
Kaşlıca
Kavaklı
Kavakören
Kayadibi
Kaymazlar
Kızılcakaya
Kirazlı
Konaklı
Köklüce
Kuğu
Kulfallar
Kuzsökü
Paşalı
Piri
Samancı
Saraçlar
Sırakonak
Sökü
Yemişli
Yenibeyler
Yukarısökü
Yunuslar

Coğrafi Bilgiler

Çatalzeytin 01.06.1954 tarihinde ilçe olmuştur. Batı Karadeniz bölgesinde yer almakta olup, Kuzeyi Karadeniz, Güneyi Taşköprü ve Devrekani, Doğusu Sinop İli Türkeli ilçesi, Batısı Abana ve Bozkurt ilçeleri ile çevrilidir. Kastamonu il merkezine 100, Ankara’ya 240 kilometredir.
İlçenin güneyi çeşitli ormanlarla kaplıdır,denize paralel dağlarda dik yamaçtan oluşur. İlçe yüz ölçümü 318 Km karedir. İlçemizin sahil kesimi deniz seviyesinden yüksekliği 1 metredir.Güney-Kuzey yönünden akarak Karadeniz’e dökülen Akçay, Farya, Karaçay, Değirmendere, Hardı çayı ve bunlardan başka irili ufaklı pek çok dere akarsuları meydana getirir.
Kayın, meşe, karaçam, sarıçam, kavak, gürgen, kestane, köknar, ıhlamur, kiraz, kızılcık, ceviz, ahlat, alıç, dut gibi ağaç türleri, orman gülü, ayı üzümü, çoban püskülü, yabani fındık, orman, eğrelti otları, gremineler ile çeşitli otlardan meydana gelir.
http://www.catalzeytin.gov.tr/default.asp?is=1

Diğer Bilgiler

ÇATALZEYTİN İLÇEMİZ
TARİHİ
Çatalzeytin 01.06.1954 tarihinde ilçe olmuştur.Tarihsel süreç içersinde,Osmanlı dönemine kadar.Çatalzeytin adlı bir yerleşim yerine rastlamak mümkün değildir.Ancak Çatalzeytin yöresinin tarihi,sınırları kuzeyde (kıyı kesiminden) Filyos/ Hisarönü’nden başlayarak Bafra’ya;Güneyde (iç kesimlerde)Gerede’den başlayarak Çankırı’ya denk uzanan ve İlkçağ Anadolusunda adına”Paphlagonia”denilen bölgenin içinde ,MÖ 6 YY.’a dek uzanmaktadır.Paphlagonia tarihine yönelik araştırmalarda yöredeki tarihi kalıntılar,Ginolu limanının,kıyı paphlagonia’sında yer alan bir kentçik olduğunu kanıtlamaktadır.Ahmet GÖKOĞLU,Paphlagonia(Kastamonu 1952)adlı eserinde Ginolu’yu GİNEOĞLU olarak adlandırmakta ve bugün sadece ufak bir su parçası ayakta duran kale için “Osmanlı eseri” demektedir.Ginolu kalesi, sürtüven burnu denen sarp ve dik kayaların üzerinde kurulmuştur.Kuzeyi sarp ve dik kayalar halinde denize iner.Diğer yönleri zayıf olduğundan yapay sue ve burçlarla desteklenmiştir.Kalan sur artıkları güney-batı kısmalarındadır.Kalenin ortasında moloz taşından yapılmış su mahseni bulunmaktadır.Bunun doğusun dada bina enkazı bulunmaktadır.MÖ 340’da yaşayan Yunan yazar Skylaks,burayı Kronis diye adlandırmıştır.Bilge UMAR ise Paphlagonia(Birinci basım.İstanbul:Ak yayınları,1988)adlı eserinde Kinolis olarak adlandırmıştır.Çatalzeytin’de ilk yerleşimlerin gerek yazılı gerek görsel bulgulardan Ginolu’da gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Şimdi ilçe merkezinin bulunduğu yerde,yerleşimlerin ne zaman ve hangi nedenle başladığı konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır.Halk arasında Ginolu Çatalzeytin’in ilk yerleşim yeri olarak bilinmektedir.
Yörede Osmanlı egemenliği kurulmadan önce ve Osmanlı dönemi içinde,Çatalzeytin’e bağlı kavakören köyünün bulunduğu yerde,eski adıyla Zakro(Akçay)boyunda Mavro(Mamlay) adıyla büyük bir yerleşim yeri vardı ve kıyıda Gournıu (Ginolu) liman bulunmaktadır.
Çatalzeytin tarihinde Ginolu’dan sonra ikinci büyük yerleşim yeri olan Mamlay,günümüzün koşulları dikkate alındığın da bile önemli ekonomik etkinliklere sahne olduğu bir gerçektir.Yörede Osmanlı egemenliği kurulmadan önce ve Osmanlı döneminde Mavro-Mamlay çevresinde 14 su değirmeni,1 tane su hisarı,1 tane beziryağı üretim merkezi ile 2 adet değirmenci dükkanı bulunduğu söylenmektedir.
İLÇENİN COĞRAFİ YAPISI
Çatalzeytin ilçesi Batı Karadeniz bölgesinde yer almakta olup,kuzeyi, Karadeniz, güneyi Taşköprü ve Devrekani,doğusu;Sinop ili Türkeli ilçesi batısı,Abana ve Bozkurt ilçeleri ile çevrilidir.İlçenin güneyi çeşitli ormanlarla kaplıdır.Denize paralel dağlarla dik yamaçtan oluşur İlçe yüzölçümü 318 kilometrekaredir.İlçemizin sahil kesimi deniz seviyesinden yüksekliği 1 metredir.Kadı dağı 850 metre-Tomruk dağı 1028 metre-Kokarca dağı 918 metre,sakarya tepesi 524 metre,-Kavaklı tepesi 689 metre-Çorak metre-Alfat tepesi 239 metre-Güney tepesi 202 metre-Uluvay tepesi 689 metre-Çorak tepesi 489 metre.
Güney Kuzey yönünden akarak Karadeniz’e dökülen akçay, farya, karaçay, değirmendere, hardi çayı ve bunlardan başka irili ufaklı pek çok dere Çatalzeytin’in akarsularını meydana getirir.
ÜST FLORA Kayın,meşe,karaçam,sarı çam, kavak, gürgen, kestane, göknar, ıhlamur, kiraz,kızılcık,ceviz,ahlat,alıç,dut gibi ağaç türleri
ALT FLORA Orman gülü,ayı üzümü,çoban püskülü,yabani fındık,orman,eğrelti otları, gremineler ile çok çeşitli otlardan meydana gelir.
İlçe Batı Karadeniz iklim bölgesine girmektedir.İklim özellikleri bakımından yazları serin ve yağışlı,kışları soğuk ve karlı geçmektedir.Yağışlar genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında fazlalık göstermektedir.
İDARİ YAPISI
Belediye 1954 yılında kurulmuştur.Merkeze bağlı 2 mahalle(Merkez ve Çelebiler) vardır.İlçemizde 41 köy ve 149 köy altı yerleşim birimi bulunmaktadır. Arazinin dağınık ve engebeli olması köylerin dağınık olmasında en büyük etkendir.
NÜFUSU
22 Ekim 2000 nüfus tespitine göre ilçe merkez nüfusu 3.410,köylerin nüfusu 5.098 olmak üzere toplam nüfus 8.508’dir.İlçe nüfusu göçler sebebiyle sürekli azalmaktadır.2008 yılı sayımlarında Çatalzeytin nufusu 6597 olarak belirlenmiş ki bu ciddi bir azalmayı işaret etmektedir. Dış göçler ve memleketini hatırlamayan kişiler yüzünden gittikçe köy olmaya ilerleyen bir ilçe durumundayız.
EĞİTİM
İlçemiz merkez ve 41 köyünde halen 5 köy ilk okulu, 3 İlköğretim Okulu ve Çok Programlı Lise ile eğitime devam edilmektedir. İlköğretim okullarında taşımalı sistem uygulanmakta olup çevre ve köylerdeki öğrenciler bu okullara taşınmaktadır. Merkez Yunus Emre İlköğretim Okulunda 509,Paşalı İlköğretim Okulunda 246,Kirazlı İlköğretim Okulunda 90 ve 5 köy İlköğretim Okullarında 66, Çatalzeytin Çok Programlı Lisesinde 74 öğrenci eğitim yapmaktadır.
KÜLTÜR
İlçemizde emekliler çoğunluktadır.kültürlü,katılımcı,sosyal ve kültürel etkinliklere eğilimli halk kitlesine sahiptir.Göç nedeni ile genç nüfus çok azdır.1977-1984 yılları arasında Turizm Bakanlığı önemli günler kataloğunda yer alan etkin festivaller düzenlenmiştir.Turistik tesislerin tamamlanması ile benzer çalışmaları yapmak mümkün olacaktır.İlçede iş olanakları olmadığından emekli nüfus çoğunluktadır.Çatalzeytin halkı katılımcı,sosyal ve kültürel etkinliklere eğilimlidir.İçenin ilk yerel gazetesi “Bizim Çatalzeytin” adıyla 1969-1974 yılları arasında çıkmıştır.Daha sonra 1982 yılında yayına giren “Çatalzeytin Mektubu” gazetesi aylık olarak düzenli çıkmaktadır.1977-1984 yılları arsında yapılan festivaller döneminde sosyal ve kültürel çalışmaları belgeleyen Festival 1-2-3-4 dergileri çıkarılmıştır
TARIM
İlçemizin arazi yapısının dağlık oluşu ve denizden itibaren devamlı olarak yükselmesi, tarım ve hayvancılığın geniş çaplı yapılmasını engellemektedir.İlçemizin 21580 hektar olan toplam yüzölçümünün 5483 hektarı tarıma elverişlidir.Buralar 3-4 ncü sınıf tarım arazisi olup, susuz tarım alanlarıdır.İlçemizde tarım ve hayvancılık dededen görme usullerle yapılmaktadır.Tarımda kimi bölgelerde öküzlerle toprak aktarma terk edilmekte ve küçük el traktörleri yaygınlaşmaya devam etmektedir.
İlçemiz fındık,kestane,ceviz ve zeytin yetiştiriciliğine uygundur.Fındık üretimi komşu ilçelere göre çok geridedir.Tarımda çeşitliliği ve kaliteyi artırmak amacıyla Özel İdare ve S.Y.D.V.tarafından çeşitli projeler gerçekleştirilmektedir.Örtü altı sebze yetiştiriciliğini geliştirmek amacıyla Özel İdare destekli 13-S.Y.D.V.tarafından 16 olmak üzere 29 adet sera dağıtılmıştır.Bu seralarda genellikle salatalık,domates,fasulye,marul ve ıspanak yetiştirilmektedir.
Ceviz üretimini geliştirmek ve kaliteli ceviz üretmek amacıyla Özel İdare Müdürlüğü tarafından 1996 yılından itibaren1500-S.Y.D.Vakfınca 1999 yılında 2000 adet olmak üzere 3500 adet aşılı ceviz fidanı vatandaşa dağıtılmıştır.
1999 yılı içinde İlçemiz Kaymakamlığı tarafından Bandırmadan 800 adet ücretsiz kaliteli sofralık zeytin fidanı getittirilmiş ve halkımıza dağıtılmıştır.Adını zeytin ağacından alan ilçemizde zeytinciliğin geliştirilmesine çalışılmıştır.Özel İdare tarafından kivi fidanları getirilmiş ve dağıtılmıştır.Kiviler meyve vermeye başlamıştır.
İlçemiz ve köylerinde 7 adet tarımsal kalkınma kooperatifi bulunmakta olup,bunların uğraş alanları genellikle orman emvalleridir.
HAYVANCILIK
İlçemizde 4500 civarında büyükbaş hayvan bulunmakta olup,bunların büyük kısmı dağlık yörelerimizdedir.Bunlar yerlik ırk veya melezdirler.İlçemizde yaygın bir göç olması,köylerde genellikle yaşlı ve emeklilerin bulunması nedeniyle her evin ihtiyacını karşılayacak ve bakabilecekleri ortalama 1 ile 3 hayvanı bulunmaktadır.Dağlı köylerde hayvan sayısı artmaktadır.4-5 köyümüzde kurbanlık hayvan besisi yapılmakta,her yıl ortalama 10 kamyon hayvan büyük şehirlere götürülmektedir.Dağ köylerimizde hayvanlar Haziran ayından itibaren besi için yaylalara çıkarılmaktadır.İlçemiz S.Y.D.Vakfınca 1998 yılı içinde 22 adet Büyükbaş hayvan 22 vatandaşımıza teşvik amacı ile verilmiştir. Ayrıca 1999 yılı içinde İlçemiz S.Y.D.Vakfınca 34 büyük baş hayvan alınmış olup 34 aileye dağıtımı yapılmıştır.
Ayrıca yine İlçemiz S.Y.D.Vakfınca 190 küçükbaş hayvan alınmış 19 aileye dağıtımı yapılmıştır.İlçemizde hayvancılığın gelişmesi amacı ile bu tür çalışmaların devam edilmesi gerekmektedir.Hayvan ırkının islahı amacıyla 1996 yılında başlatılan suni tohumlama çalışmaları artarak devam etmektedir.2000 yılında 10.10.2000 tarihi itibari ile 296 adet tohumlama yapılmıştır.
BALIKÇILIK
Ginolu balıkçı barınağı faaliyete geçtiği andan itibaren Karadeniz’li balıkçıların uğrak yeri olmuştur.İlçemiz balıkçılarının olduğu gibi komşu il ve ilçelerdeki balıkçılarda Çatalzeytin balıkçı barınağına gelmektedirler.
İlçemizde yirminin üzerinde irili ufaklı tekne mevcuttur.Bunlar genel olarak voli kayığı niteliğinde fazla büyük olmayan teknelerdir.Uzatma ve çevirme ağlarıyla kıyı balıkçılığı yapmaktadırlar.Özellikle palamut sezonu olan Eylül,Ekim ve Kasım ayları arası yoğun faaliyet görülmektedir.
İlçemiz sahillerinin trol avcılığına uygun olması ve 3 mil dışında avlanmaları serbest olduğu için Karadeniz’li trol gemileri avlanmak için ilçemizde uzun süre durmaktadır.İlçemize gelen trol gemileri genel olarak mezgit,barbunya,tekir,kalkan avlanmakta bunlar toplayıcılar aracılığıyla Samsun, Ankara, İstanbul’a gönderilmektedir.Balıkçı gemileri avladıkları balıkları karaya çıkarmak ve naklini sağlamak için Ginolu balıkçı barınağına girmektedirler.Çatalzeytin Ginolu Balıkçı Barınağı geniş gemi yanaşma ve balık yükleme alanına sahip olması ve ana yollara yakınlığı nedeniyle bölgedeki en önemli ve hareketli barınaklardan biri olma özelliği taşımaktadır.Özellikle hamsi sezonunda,hamsi sürülerini takip eden büyük gırgır filolatı ilçemize gelmektedir.Bir günde 300-500 ton arası hamsi avlanmakta bunlar nakil için ilçemiz ve çevre ilçelerin araçlarından da faydalanılmaktadır.
SANAYİ İlçemiz İsmail köyünde kaşar peyniri tesisleri mevcut olup kaşar peyniri üretimi yapılmaktadır.Pazar problemi bulunmamaktadır.Tesis, süt bulmakta zorluk çekmekte bunu da Devrekani ilçesinden temin etmek zorunda kalmaktadır.
İlçemizde önemli bir sanayi kuruluşu yoktur. Çağlar köyünde kurulan 5000 m3 kapasiteli kereste fabrikası vardır.
İlçemiz merkez mahallesinde küçük çapta bir tekstil açılmış olup üretime maddi imkansızlıklar sebebiyle üretimi durdurulmuştur.
İlçemiz merkez mahallesinde Özel sektör tarafından kum çakıl üretim tesisi açılmış olup üretimi devam etmektedir.Civar ilçelere büyük hizmet vermektedir.
TURİZM Çatalzeytin ilçesi Karadeniz sahilinde yeşil ile mavinin kaynaştığı tüm doğa güzelliklerini bünyesinde barındıran bir yerleşim yeridir.Alt yapı ve turistik tesislerin kurulması büyük sermaye gerektirdiğinden otel ve pansiyon eksikliği vardır.Halk,ev pansiyonculuğu yapmaya teşvik edilmektedir.
İlçemizde 1993 yılında İl Özel İdare Müdürlüğünce 10 adet bungolow evleri yaptırılmış olup müstecir tarafından işletilmektedir. İlçemizde özel sektöre ait bir otel mevcut olup halkımıza ve gelen misafirlere hizmet vermektedir. Ayrıca İl Özel İdare Müdürlüğü ve Belediye İşbirliği ile gazino binası yapılmış olup müstecir tarafından işletilmektedir.1977-1984 yılları arasında Turizm Bakanlığı önemli günler kataloğunda yer alan” Çatalzeytin Ginolu Gümüş Balık Festivali”10 yıl kesintisiz düzenlenmiştir.Festivaller Batı Karadeniz Bölgesinde büyük etkinlik yaratmış,ilçenin tanıtılmasında büyük rol oynamıştır.İlçede faaliyet gösteren S.S.Turizm geliştirme kooperatifinin Kaşlıca köyü sahil bandında 5 dönüm arazisi vardır.Kooperatif turistik tesisler yapmayı amaçlamaktadır.İlçemiz Ginolu mevkiinde Çatalzeytin kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliğince 1999 yılı içinde sosyal tesisler yapılmış olup halkın hizmetine açılmıştır.Özellikle Kastamonu ili ve çevre ilçelerden büyük ilgi görmüştür.Tesislerimizde büfe,duş,soyunma kabini,büfe, çaybahçesi,çocuk parkı,voleybol sahası,mini futbol sahası ile hizmet vermektedir.




Çatalzeytin belde ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Çatalzeytin
Beldeler: YOK
Köyler:
Arıca | Çağlar | Çatak | Çepni | Dağköy | Duran | Fındıklı | Hacıreis | Hamidiye | KavaklıKayadibi | Kaşlıca | Kozsökü | Kulfallar | Köklüce | Piri | Saraçlar | Sökü | YenibeylerYukarısökü | Aşağısökü | Canlar | Celaller | Çubuklu | Doğanköy | Epçeler | GüneşlerHacıreissökü | Karacakaya | Kavakören | Kaymazlar | Kızılcakaya | Kuğuköy | Kirazlı | Paşalı | Samancı | Sırakonak | Yemişli | İsmailköy | Yunuslar | Konaklı
| | |









Daday, Kastamonu

(Kastamonu) Yeri


Daday'ın Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Kazaları Selalmaz Özellikleri Alanı Toplam 973 km² km² Rakımı 850 m m Nüfus (3 Kasım 2000)
Merkez 4700 Alan kodu: 366 Posta kodu: 37860 Plaka kodu: 37 Daday Kastamonu
Kastamonu il merkezine 34 km uzaklıktaki Daday'ın 60 köyü bulunmaktadır. 973 km² yüzölçümüne sahip ilçenin toplam nüfusu 11.802'dir. Fatih Sultan Mehmet devrinde Osmanlı topraklarına katılan İlçede 1891'de inşa edilimiş tarihi bir hükümet konağı vardır. Hakın büyük çoğunluğunu geçimini tarım be hayvancılıktan sağlar.

Daday köroğlu dağ sıraları içersinde yer alan bir grupta 980 rakımda bir ova görünümündedir. Vadiyi ortadan bölen gökırmak'ın kollarından birisi yer almaktadır. Halkın geçim kaynağı çiftçilik, ormancılık,hayvancılık ve el sanatları, ahşap ürünleri sanayi olarak belirginleşmektedir. İklimi tipik karasal iklimdir. Kış ayları genellikle kar yağışlı ilk bahar ve sonbahar ise keskin soğukları içersinde barındırmaktadır. Yazları ise sıcak ve çoğunlukla kurak geçmektedir. Arazi yapısı açısından çok verimli topraklara sahip değildir. Ormanlarla çevrili oluşu ekilebilir arazi bakımından Dadayı sınırlamaktadır. Ayrıca İlçe engebeli bir yapıya sahiptir. Sulama imkanları sınırlıdır. Yumurtacı ve Taşçılar isminde iki gölete sahiptir. fakat bu göletler tarımsal sulama alanında yeterli rezerve sahip değildir. Tarım ve sanayi bitkileri alanında büyük boyutlara ulaşmayan bir üretim yapısı vardır. Süt üretimi belli başlı geçim kaynaklarından birisidir. Tarım bitkileri Arpa-buğday-çavdar,yonca,korunga şeklinde ekim alanı bulmaktadır. İkliminin karasal oluşu bu bitkilerin verimini olumsuz yönde etkilemektedir. Baklagiller ise ev tüketimine yönelik olarak üretilmektedir. Elma,armut ve sınırlı sayıda meyvaya sahip bir bitki faunasına sahiptir. Keskin soğuklar ve ilk baharda yaşanan don olayı sebze ve meyvecilik üzerinde önemli olumsuzluklara yol açmaktadır. Hayvancılık alanında büyük baş hayvancılık köylerde yaygın olarak yapılmaktadır. Ancak yine Hayvancılıkta her köy evinde birkaç büyükbaş ile sınırlıdır. Et üretimine yönelik besicilik faaliyetleri yaygın değildir. Hayvan ırkı açısından zenginliğe sahip değildir. Küçükbaş hayvan olarak ise kümes hayvanları yine iç tüketime yönelik olarak beslenilir. Bu iki alanda da üretim endüstriyel boyutta değildir. Daha çok aile içi tüketime yönelik yetiştiricilik yapılmatadır. Çevre köylerinde sınırlı sayıda da olsa arıcılık yapılmaktadır. Bitki örtüsünün çeşitliliği ve ormanlık alanların varlığı bölgede yetiştirilen balın kalitesini olumlu yönde etkilemektedir. Esnafın iş hacmi çok büyük olmayıp genellikle dayanıklı tüketim malları ve gıda mamulleri üzerinde ticaret hayatı şekillenmektedir.
Dadayın sosyo ekonomik yapısına bakıldığında ise; halkın büyük çoğunluğu orta sınıf gelir düzeyine girmektedir. Çok Fakir ve kimsesiz kişi sayısı oldukça azdır. İlçenin Eğitim ortalaması ise Türkiye sınırının çok üzerinde yer almaktadır. okuma yazma bilmeyen kişi sayısı yok denecek kadar azdır. ilçede Daday Lisesi, Daday İmam-Hatip Lisesi,Yatılı Bölge İlköğretim Okulu, Atatürk İlköğretim Okulu, Miralay Halitbey İlköğretim Okulu yer almaktadır. Ayrıca yine ilçe sınırları içersinde ve ilçeye hakim ormanlık alan içersinde kurulmuş göğüs hastalıkların teşhis ve tedavisi için Türkiyenin ikinci büyük senatoryumu olan Ballıdağ Göğüs hastalıkları hastanesi yer almaktadır. Hastane personel olarak yetersiz oluşu atıl vaziyette çalışmasına yol açmaktadır.
Daday Etli ekmek isminde mahalli bir yiyecek ile çevre ilçe ve illerde büyük üne sahiptir. ilçeye sırf bu lezzeti tatmaya çok sayıda ziyaretçi gelmektedir.
Dadayın vadi içersinde düz bir zeminde teşkili ulaşımı kolay hale getirmektedir. Kastamonu, araç, azdavay ile karayolu bulunmaktadır. Daday tarihi anlamda çok eski bir yerleşke değildir. erken roma dönemine ait bulgulara rastlanılmıştır. Asar kalesi, sorkundaki horoztepesi tümülüsü ve mağaralar şimdiye kadar bulunmuş önemli arkeolojik bulgulardır.
Osmanlı döneminde imparatorluğun üst kademelerindeki memurların sayfiye yeri olarak kullanılmıştır. Ayrıca Kuzey Anadoludaki masif alanlardan biridir.
İlçenin İstanbul eyüp ilçesnde merkezi olan Daday ilçesi çevre köyleri sosyal yardımlaşma ve dayanışma derneği vardır. Dernek oldukça aktif olup ilçenin sıkıntılarının giderilmesi yönünde aktif rol oynamaktadır.


Daday belde ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Daday
Beldeler: YOK
Köyler:
Akılçalman | Akpınar | Aktaştekke | Alipaşa | Arabacılar | Bağışlar | Bastak | Bayırköy | Bayramlı | Beykoz | Bezirgan | Bolatlar | Boyalıca | Boyalılar | Budaklı | Çamkonak | Çamlıbel | Çavuşlu | Çayırlı | Çayözü | Çömlekçiler | Davutköy | Değirmencik | Değirmenözü | Demirce | Dereköy | Dereözü | Elmayazı | Ertaş | Fasıllar | Gökören | Görük | Hasanağa | Hasanşeyh | İnciğez | Kapaklı | Karaağaç | Karacaağaç | Karacaören | Karamık | Kavakyayla | Kayabağ | Kayı | Kızılörencik | Kızsini | KoççuğazKöşeler | Küten | Okluk | Örencik | Sarıçam | Sarpun | Selalmaz | Siyahlar | Sorkun | Sorkuncuk | Tüfekçi | Uzbanlar | Üyükören | Yazıcameydan
ilin kuzeybatısında yer alan bir ilçe. |








Devrekani, Kastamonu



Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (3 Kasım 2000) 16523 Çevre 9680 Merkez 6843 Alan kodu: 366 Posta kodu: 37700 Plaka kodu: 37 Devrekani, Kastamonu'nun bir ilçesidir. İlçe merkezinin yaklaşık 6 000 nüfusu vardır. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.

Turizm

İlçe temiz havası ve bozulmamış tabiatı ile özellikle yaz mevsiminde dinlendirici bir özelliğe sahiptir. Yaz turizmi için doğal güzellikleri yeterlidir. Konumu itibariyle doğal güzellikler, tarihi ve turistik yerler barındıran ilçe; yaz aylarında serinliği ile büyük şehirlerin gürültüsünden kurtulmak isteyen gurbetçilerin de ilgisini çekmekte, onların köylerine ve evlerine geri dönüp vakit geçirmelerini sağlamaktadır. İlçe pazarının Pazar günü olması nedeniyle çevre il ve ilçelerden gelenlerin çok olması ilçede pazar günlerinin hareketli geçmesini sağlamaktadır. Pazar günü kurulan yağ ve kesik pazarı da mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biridir.
Yazılı kaynaklarda ilçenin Osmanlılar zamanında da dinlenme yeri olarak seçildiği görülmektedir. İlçe 5000 yıl öncesinin uygar bir yerleşim yeri olarak tarih hazineleri ile doludur. Özellikle Kınık harabeleri(yer altı şehri) başta olmak üzere höyükler ve ören yerleri bakımından zengin bir yapıya sahiptir.
Mesire ve dinlenme yeri olarak da Alaman Çamlığı, Yaralıgöz dinlenme tesisleri ve ilçedeki Beyler Barajı göletler önemli yere sahiptir. Ayrıca gerek ormanların gerekse barınma yerlerinin çokluğu sebebiyle ilçe av turizmi bakımından da zengindir. Mevsime ve kanunlara uyulduğu takdirde balık, karaca, tavşan, tilki, kurt, yaban domuzu, ördek gibi av hayvanlarını bulmak mümkündür.
İlçede eskiden panayır adı altında bir hafta süre ile yapılan ticari ve sosyal içerikli programlar kaldırılmış, bunun yerine sadece pazar günleri yapılan ve ticari canlılık sağlayan pazar kalmıştır. İstanbul’un fetih yıldönümlerinde ise Fatih Sultan Mehmet'in annesinin gelin olduğu Çayırcık Mahallesi'nde bir günlük Fetih Şöleni düzenlenmektedir.



Kınık Kazıları

Kınık (Kastamonu) Elif Genç 2004
1990 yılında bir grup Hitit madeni kabı Kastamonu İli, Devrekani İlçesi, Kınık köyü yakınlarındaki Delibeyoğlu Sırtı’nda bulunmuştur. Bunun üzerine 1994 yılında burada kurtarma kazıları başlatılmıştır (Resim 1). Kazılar, Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu’nun bilimsel başkanlığında ve Kastamonu Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü'nce yürütülmektedir. Delibeyoğlu Sırtı'nda yapılan kazılar sonucunda 3 tabakalı düz iskân yeri saptanmıştır. I. Tabaka (Geç Kalkolitik/Erken Tunç Çağı 1), II. Tabaka (Erken Tunç Çağı sonu ve Geçiş Dönemi) ve III. Tabaka (Demir Devri)’ne tarihlenmektedir. 2004 yılı çalışmalarında:
I. Tabaka’da ana kaya üzerinde tahrip olmuş bir odaya ait duvar parçaları ve sıvalı ocak tabanları açığa çıkartılmıştır. Oda tabanları üzerinden çok sayıda el yapımı kap parçaları, kemik deliciler, ağırşaklar, taş el baltaları ve çakmaktaşından kesiciler ele geçmiştir.
II. Tabaka, iki mimari evreye sahiptir. II-1. Tabaka erken, II-2. Tabaka geç dönemi yansıtmaktadır. II-1. Tabaka, kendinden önceki tabakayı (I. Tabaka) tahrip ederek belli alanlarda yapılarını ana kaya üzerine oturtmuşlardır. II. Tabakanın erken evresinde ortaya çıkartılan fırın kalıntıları madencilik aktiviteleri ile ilişkilidir (Genç 2004). Her sene olduğu gibi, 2004 yılında da madencilikte kullanılan çok sayıda alet ele geçmiştir. 2004 yılında, 2 adet pota, çok sayıda kırma-ezme ve öğütme taş aletleri ve çakmaktaşından kesiciler ele geçmiştir. II-2. Tabaka’da taş temelli kerpiç duvarlı büyük bir yapı açığa çıkartılmıştır. İlk kez 1996 yılında açılmaya başlanan yapının uzunluğu, 2004 yılında 63 metre uzunluğa ulaşmıştır. 63 metre uzunlukta ve 11 metre genişlikte olup tamamı açılamamıştır (Resim 2). Yapının kale görünümlü doğu duvarı 2.5 metre kalınlıkta ve 3 metre yükseklikte korunmuştur (Resim 3-4). Yapının sadece 6 odası açılmıştır (Resim 2). Oda tabanları üzerinden el yapımı çanak-çömlek, ağırşak, tunç halka ve bilezik, kemik deliciler ve çok sayıda taş aletler ve sileks kesiciler ele geçmiştir. El yapımı kaplarla birlikte az sayıda çark yapımı kaplar da bulunmuştur.
III. tabaka, MÖ. I. Binin ilk yarısına tarihlenmektedir. Çevre köylüleri tarafında tarla ekimi sırasında çok karıştırılmıştır. Bu nedenle mimari çok iyi korunamamıştır. Buna rağmen çok sayıda demir silah ve alet, kemik delici ve amuletler, ağırşak ve ağırlıklar ele geçmiştir. Çark yapımı boyalı ve tek renkli çanak çömlek, Erken Frig çanak-çömlekleri ile paraleldir. Kınık, Orta Anadolu özellikle Kızılırmak Kavsi içinde kalan bölgelerle paralel bir kültüre sahiptir. Bununla birlikte, Kastamonu ve yakın çevresinin yerel kültürünü yansıtması açısından büyük önem taşımaktadır.
Seçilmiş kaynakça
E. Genç, “Kastamonu-Kınık’ta Bir Tunç Çağı Yerleşimi", I-II.Ulusal Arkeoloji
Araştırmaları Sempozyumu, Anadolu/Anatolia Ek Dizi No.1, Ankara, 2004, 39-60

Yaralı Göz Dağı

Devrakani-Bozkurt yol güzergâhındaki Yaralıgöz Dağı’nın eteğindedir ve halen Devrekani Orman Bölge Şefliği’nin deposunun bulunduğu yerdir. Doğal güzelliği, ilginç manzarası, temiz havası ve soğuk suyu ile herkesin dikkatini çekebilecek nitelikteki uğrak yerlerinden biridir. Meşhur kuyu kebabı yapılmaktadır. Ancak dinlenme tesisi yeterli değildir.

Yaralıgöz Dağı'nın İsminin Kaynağı

İlçe sınırları içinde kalan Yaralıgöz Dağı'nın isminin kaynağı hakkında çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birine göre bu kayanın üzerinde bulunan yerleşim yerinde vaktiyle gözleri yaralı veya âmâ birinin yaşadığına ve ismin de oradan geldiğine inanılır. Başka bir söylentiye göre ise dağın çok yüksek olması ve üzerinde sürekli şiddetli rüzgarların esmesinden etkilenilerek yel ve dağın çok yüksek oluşu sebebiyle oradan etrafı gözlemekgöz kelimelerinin bir araya getirilmiş, böylece oluşan “yelligöz” sözcüğünün de zaman içinde değişerek Yaralıgöz olduğu tahmin edilmektedir.

Alaman Dağı

İlçeye 7 km uzaklıkta bulunan Bozkocatepe-Kurukavak Köyü hudutları içinde olup soğuk suyu, reçine kokan çamları ile ilçenin belli başlı mesire yerlerinden biridir. Köy düğünlerinin uğrak yeridir. Henüz piknik ve konaklama tesisi mevcut değildir.












Doğanyurt, Kastamonu



Doğanyurt'un Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı: Nurullah Kayıran Kazaları
Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (3 Kasım 2000)
Alan kodu: 366 Plaka kodu: 37 Kastamonu ilinin bir ilçesidir.
Cumhuriyet öncesinde 1846 tarihinde HOSALAY adı ile bucak teşkilatı kurulmuş, ayni sene denizden gelen korsanlarla savaşmak için karakol teşkilatı kurulmuştur.
Cumhuriyetin ilanından sonra, HOSALAY olan ismi MESET olarak değiştirilmiş ve 1962 yılında çıkarılan bir kanunla DOGANYURT olarak değiştirilmiştir.
1990 yılına kadar bucak teşkilatı devam etmiştir. Bucak teşkilatının kaldırılması ile yeniden köy statüsüne geçmiştir. 9 Mayıs 1990 tarihinde çıkarılan kanunla ilçe olmuş 1 Eylül 1990 tarihinde ilçemiz faaliyete geçmiştir.

Coğrafi Yapı


Konum

İlçe Batı Karadeniz Bölgesi’nde sahil kesiminde kurulmuş olup, arazisi dağlık ve engebeliktir. İlçe merkezindeki rakım ortalama 5 metre civarındadır.
Doğanyurt kuzeyde Karadeniz, batıda Cide ilçesi, doğuda İnebolu ilçesi, güneyinde ise Şenpazar, Azdavay ve Küre ilçeleri ile çevrilidir.
İl merkezine İnebolu ilçesi üzerinden 121 km. mesafededir.

İklim

Sıcaklık kış aylarında 5 santigrat dereceye kadar düşerken yaz aylarında 39 santigrat derece civarında olur.
Sahilden iç kısımlara doğru yükselti artarak devam eder. İlçenin kış mevsiminde sahilde ılıman iklim hüküm sürerken, iç kesimlerin rakımı 1000 metre üzerinde olduğundan çok miktarda kar yağar. Köyler arası ve ilçeye olan ulaşım bağlantısı güçleşir. Kışları sahil kesiminde yağmur , iç kesimlerde ise kar yağışı olarak görülür. Yaz ayları sıcak ve kurak geçer.

Nüfus

1997 yılı sayımına göre ilçe merkezinin nüfusu 1490 dır. Köylerle birlikte ilçenin toplam nüfusu 9159 olarak tespit edilmiştir. Büyük şehirlere göç vardır. Her sene nüfus azalmaktadır.
Yöremiz ormanlık olması nedeniyle eski evler ahşap iken yeni yapılan evler beton, ahşap ve tuğladan yapılmaktadır.

Ekonomi

Çalışma hayatı tarıma ve ormana dayanmaktadır. Genellikle fındık, ceviz, kestane ürünleri yetiştirilmektedir. Az da olsa arıcılık yapılmakta ve kestane balı meşhurdur. Sahil kesiminde balıkçılık yapılmaktadır. Ekonomisi ve iş imkanı kısıtlı olmduğundan metropol illere göç çoktur. Merkezde ve köylerde nüfus genellikle yaşlı kesimden oluşmaktadır.


Doğanyurt belde ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Doğanyurt
Beldeler: YOK
Köyler:
Akçabel | Aşağımescit | Baldıran | Başköy | Belyaka | Boğazcık | Çakırlı | Dağyurdu | Danışman | Demirci | Denizbükü | Denizgörülen | Düz | Düzağaç | Gökçe | Gözalan | Haskavak | Kayran | Köfünambarı | Küçüktepe | Ortaburun | Şirin | Taşlıpınar | Yassıkışla | Yukarımescit









Hanönü, Kastamonu

Hanönü'ün Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı: Orhan Özalp Kazaları
Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (3 Kasım 2000)
Alan kodu: 366 Plaka kodu: 37 Kastamonu ilinin bir ilçesidir.
Hanönü ilçesi Kızılırmak'ın bir kolu olan Gökırmak vadisinde yer almaktadır. İlçe insanlık tarihi boyunca değişik uygarlıkların kurulup yok olduğu bir yöre olmuştur.

Tarihçesi

İlçede uzun yıllar kavimler halinde yaşayan uygarlıklar şunlardır;
"Gaşgarlar , Etiler , Dorlar , Paflagonyalılar , Kimerler , Lidyalılar , İranlılar , Bizanslılar , Çobanlar devri ve Candaroğulları egemenliği."
İlçe tarihin her döneminde önemli bir konaklama yeri olmuş ve sosyal yaşantı bakımından hareketli dönemler geçirmiştir. İlçeden geçen karayolu uzun yıllar boyunca insanlara hizmet vermiştir. Karayolu Durağan, Sinop, Samsun, Karabük, Ankara, İstanbul gibi birçok şehir ve ilçeyi birbirine bağlar.

İpek yolu ve Han

Eski İpek yolunun Durağan ilçesinden geçmesi üzerine buradan geçen kervanlar ilçede bulunan handa konaklamıştır. Han’ın tarihide kısaca şöyledir:
Tarihi han moloz taşından horasandan yapılmış (3,5 x 1,5) olan giriş yerini tamamen kaybetmiştir. Yuvarlak kemerli kapısından girince dört tane paye bulunmaktadır. Dört köşe olan bu payelerin alt kısımları kesme taştan üst taraflarıda enli tuğlalardan yapılmıştır. Tavanlar bir nevi tekne tonozludur. Pencereleri harap olmuştur. Hanın boyu 20.5, eni 11, yüksekliği 3.5 metredir. Duvar kalınlıkları birer metredir.
1848'de burasını ziyaret eden Chankykoff, burasının eski bir kervansaray olduğunu yazmıştır. 1810'da Sinop’ta Fransız konsolosu bulunan P.F. Fourcad binanın üç hücreli bir kilise olduğunu ve Jüstinien tarafından yapıldığını ve Türkler tarafından kervansaray olarak kullanıldığını yazar.
Bina bugün harabe halindedir. Fakat Hanönü ilçe olduktan sonra yapılan kurtarma girişimleri sonucunda Kültür Bakanlığı tarafından restore edilerek kütüphane ve müze olarak hizmete açılacaktır.


Hanönü belde ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Hanönü
Beldeler: YOK
Köyler:
Akçasu | Bağdere | Bölükyazı | Çakırçay | Çaybaşı | Demircimüezzin | Gökbelen | Gökçeağaç | Halkabük | Hocavakıf | Kavakköy | Kayabaşı | Küreçayı | Sarıalan | Sirkeköy | Yeniboyundurcak | Yenice | Yeniköy | Yılanlı | Yukarıçakırçayı








İhsangazi, Kastamonu


İhsangazi'nin Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı:
Kazaları
Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (24 EYLÜL 20007) 3.000 CİVARI Merkez 1.300 CİVARI Alan kodu: 366 Plaka kodu: 37 İhsangazi, Kastamonu'nun bir ilçesidir.

Tarihçe

Mergüze adıyla anılan yerleşim alanının adı 1968 yılında belediye teşkilatının kurulması sırasında İhsangazi olarak değiştirilmiştir. Önceden ‘’İhsangazi Köyü’’ olarak bilinen yerleşim alanının adı da ‘’Yukarı Yeşil Mahalle’’ olarak değiştirilmiştir. İsim değişikliğinin üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen Mergüze adı günümüzde de halk arasında yaygın olarak kullanılmaktadır.
İlçe sınırları içinde bulunan kaya mezarları ve yüzey kalıntıları bölgenin eski çağlarda yerleşim alanı olarak kullanıldığını göstermektedir. Kaya mezarlarının M.S. 5-6 yüzyıllarda yapıldığı konusunda çeşitli kaynaklarda bilgiler mevcuttur.
1996 yılında A. Özdoğan, C. Marro ve A. Tibet başkanlığında gerçekleştirilen Kastamonu İli yüzey araştırması sırasında ilçe sınırları içinde bulunan bir bölgede yüzeyden kalkolitik ve ilk tunç çağı çanak çömleklerinin yanı sıra şüpheli hellenistik dönem parçaları toplanmıştır.
Gerekli yüzey tarama çalışmaları tamamlanmadığı, için eski dönemlere ilişkin sağlıklı bilgilere ulaşmak mümkün değildir. Bölgedeki ormanlık alanın sürekli olarak genişlemesi ve bilinçsizce yapılan kaçak kazılar sonucu yüzeyde bulunan ve geçmişe ışık tutacak materyallere ulaşmak her geçen gün daha da zorlaşmaktadır.
1530 yılına ait 438 numaralı Muhasebe-i Vilayeti- Anadolu defterinde, Mergüze adında yerleşim alanı, yoktur. Ancak şu an ilçe sınırları içinde bulunan Hocahacip, Afşar, Sevindik, Körpeler, Ortaca, Köseler, Kapaklı ve Obruk köylerinin varlığı yazılı olarak kayıtlıdır. Bu köyler idari olarak Kastamonu merkezine bağlıdır. Bu Köylerde o dönemlere ait herhangi bir eser ya da kalıntı bulunmamaktadır.
1836 yıllına ait Kastamonu Jurnal Defterinde yazılı mahkeme kararlarında Mergüze Kazası olarak kayıtlar görülmektedir. 1869, 1879, 1903 yılında yayınlanan Kastamonu salnamelerinde Mergüze, Araç ilçesine bağlı bir nahiye olarak yazılıdır.
1940 yılında şu anki ilçe merkezinin kurulu olduğu Mergüze mevkiinde ilk olarak bir karakol kurulmuş, 1945 yıllarında da çevre köylerin ihtiyacı için bir okul yaptırılmıştır. Zaman içinde karakol ve okul civarında yapılaşmanın artmasıyla yerleşim alanı olarak gelişme başlamıştır.
1958 yılında vatandaşların katkısıyla inşa edilen Bucak Müdürlüğü binası halen Hükümet Binası olarak kullanılmaktadır. Mergüze, 1968 yılına kadar Araç ilçesine bağlı bir nahiye olarak kalmıştır.
1968 yılında Belediye teşkilatının kurulması ile birlikte idari olarak Kastamonu merkeze bağlanmış, adı İhsangazi olarak değiştirilmiştir. Merkeze yakın 10 köy mahalle statüsüne alınarak Belediye hudutlarına dahil edilmiştir.
1979 yılında İhsangazi Yatılı Bölge Okulunun açılmasıyla mevcut yapılaşma artmaya devam etmiştir.
19 Haziran 1987 tarihinde kabul edilen 3392 sayılı kanunla ilçe olmasına karar verilmiş ve karar 4 Temmuz 1987 tarih ve 19507 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 31.08.1988 tarihinde ilçe merkezi olarak faaliyetlere başlanmıştır.
2004 yılına kadar kamu kurum ve kuruluşlarının ilçe müdürlükleri ve temsilcilikleri açılmış, Emniyet Müdürlüğü ve Adliye Teşkilatı faaliyetlerine devam etmekteydi.
2007 Emniyet bulunmasına rağmen adliyesi yoktur buda halka sıkıntı yaratmakta dava ve şikayet olaylarında kastamonu adliyesine gitmek zorunda kalmaktadırlar. merkeze uzaklığı 37 km olup yolları keskin virajlı ve kışın don görülmektedir


İhsangazi belde ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: İhsangazi
Beldeler: YOK
Köyler:
Akkaya | Akkirpi | Bedirgeriş | Belençal | Bozarmut | Çatalyazı | Çiçekpınar | Dağyolu | Enbiya | Görpe | Hacıoğlu | Haydarlar | Hocahacip | İnciğez | Kapaklı | Kayapınar | Kızıleller | Koçcuğaz | Obruk | Örencik | Sarıpınar | Sünlük | Yarışlar








 
Son düzenleme:
aSqimSin

aSqimSin

Yeni Üye
Üye
Kastamonu İlinin İlçeleri

İnebolu, Kastamonu




İnebolu






İnebolu'nun Kastamonu İlindeki Yeri Kordinatı 41°58′29″N, 33°45′39″E
İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı: İdris Güleç www: .: İNEBOLU BELEDİYESİ :. mahalleleri A.Hatıpbağı Mah., Avara Mah., Boyran Mah., Camikebir Mah., Cünürye Mah., Karaca Mah., Karadeniz Mah., Kızılkara Mah., Y.Hatıpbağı Mah., Yenimahalle Mah. Özellikleri Alanı Toplam 599 km² Nüfus (3 Kasım 2000) 26.780 ÇevreMerkez 9.478 Göç dolayısıyla nüfus artışı azdır. Nüfus Kayıtlarına göre toplam nüfus 181.797 'dir. Web sitesi: T.C. İnebolu Kaymakamlığı Alan kodu: 366 Posta kodu: 37500 Plaka kodu: 37 İnebolu, Kastamonu ilinin bir ilçesidir.


İdari Yapı


Genel Görünüm-1(Ekim 2006)



Kaymakamlık

Kaymakam İlhan KARAKOYUN

Köyler

İnebolu'ya bağlı 81 köy bulunmaktadır.

Tarih

1. Dünya savaşı sırasında 19 Temmuz ve 20 Eylül 1915 ile 8 Ocak 1916 tarihlerinde Ruslar tarafından bombalandı.
Osman Nuri Bey tarafından 25 Kasım 1919 da İnebolu Müdafaai Hukuk kuruldu. Yönetime Müftü Ahmet Efendi seçildi.
İnebolu'dan Zeki Bey Sivas Kongresinde Kastamonu'yu temsil etdi. 10 Aralık 1920 İnebolu'da Esliha ve Cephane Komisyonu ve Menzil. Nokta Komutanlığı kuruldu ve başına Erzincan Küçük Zabit seçildi. Kurtuluş Savaşı için, sıralamayla bitmeyen birçok isimler el ele verdi.

İstiklal Harbi (Türk Kurtuluş Savaşı)'nde İnebolu


Bir zamanlar İnebolu


Dönemin önemli bir ticaret merkezi olan İnebolu ve İnebolu Limanı Kurtuluş Savaşı'nda stratejik olarak önemli bir rol oynamıştır. Kurtuluş Savaşı'na katılmak için Ankara'ya gitmek isteyenlerin bir bölümü teknelerle İnebolu İskelesine geliyor ve buradan Anadolu'ya geçiyordu. İstanbul ve SSCB'den gelen savaş gereçlerinin Anadolu'ya giriş noktası da İnebolu iskelesi olmuştu. Bunu farkeden Yunanlılar Karadeniz'deki donanmalarıyla iskeleyi denetlemeye başladı. Bundan sonuç alamayan Yunan savaş gemilerinden Panter ve Kılkış adlı iki Yunan zırhlısı 9 Haziran 1921'de İnebolu limanına geldi. Şehrin ileri gelenlerine ültimatom vererek cephane ve silahları iki saat içinde teslim etmesini söyledi. Savaş gemilerinin İnebolu'ya doğru hareket ettiği haberi zırhlılardan önce İnebolu'ya ulaşmış ve cephaneler bombalama karşında zarar görmemesi için iç kısımda kalan iki çay mevkiine, tepenin arkasında kalan ve zırhlıların top atışlarının ulaşamayacağı yerlere taşınmaya başlamıştı. Cephanelerin teslim edilmemesi üzerine Yunan savaş gemileri İnebolu'yu bombaladı. Ama Yunanlılar Kurtuluş Savaşı'nın gereksinimi olan insan ve cephanenin Anadolu'ya giriş yeri olan bu iskeledeki etkinliği önleyemedi.
Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası


Savaşta mermi taşıyanlar



Atatürk İnebolu'da


İnebolu kayıkçılarının gayret ve başarıları 9 Nisan 1924 tarihli TBMM kararıyla Beyaz Şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

İnebolu'ya verilen İstiklal Madalyası


Bu madalya ile verilen vesikanın içeriği şöyledir:

Metni iş bu varaka zahrinde muharrer bulunan 66 Numaralı Kanun Mucibince verilecek olan
İSTİKLAL MADALYASI Vesikası No : 2107 “Maksadı ulvinin husulü için azami ibrazı mesai eylediğinden dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 11.2.1340 tarihinde vukubulan birinci içtima senesi 99’ uncu içtimanın birinci celsesinde Zirde hüviyeti mukarrer İnebolu Mavnacılar Loncası’na bir kıta Beyaz Şeritli İSTİKLAL MADALYASI verilmiştir. 9 . 4 . 1340 (1924)
T.B.M.M Mühürü
GAZİ MUSTAFA KEMAL
( İmza )
İnebolu'nun Kurtuluş Savaşındaki en önemli tarihlerinden biri ve isimleri: Mustafa Salim, Mustafa Nuri, Asker Mustafa, Cebeci Sabri, Mustafa Fehmi, Bunlar İnebolu Gençler Mahfeli kurdular.



Şehit Şerife Bacı

Şehit Şerife Bacı adı Kastamonu'da Seydiler'de, İnebolu'da Kurtuluş Savaşı'nın kadın kahramanlarını simgeliyor.

Şapka ve Kıyafet Devrimi

Atatürk 23 Ağustos 1925'de Kastamonu'ya gelmiştir. Burada İnebolu heyetini kabul etmiş ve yapılan davet üzerine 25 Ağustos 1925 Salı günü saat 11.00'de Kastamonu'dan İnebolu'ya hareket etmiştir.

27 Ağustos 1925 Perşembe günü İnebolu Türk Ocağı'nda tarihi Şapka Nutku'nu söylemiştir. İlçemizin Şeref ve Kahramanlık Günü olan 9 Haziran her yıl büyük bir coşkuyla kutlanılmakta, ayrıca Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün önce İstiklal Madalyası ve Beratı ile taltif ettiği kayıkla kağnının mucizeler yarattığı beldemiz İnebolu'ya 1 gün için gelip, 3 gün onurlandırdığı şapka ve Kıyafet Devrimi'nin ilk Nutkunu söylediği Bu Serpuşun İsmine Şapka Denir" dediği 25-28 Ağustos tarihler arasında her yıl törenler yapılmaktadır.
Coğrafya




Genel Görünüm-2(Ekim 2006)




Konum


İnebolu Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz bölümünde yer almaktadır. Anadolu Yarımadası’nın kuzeyinden geçen 42 derece kuzey paraleli ile 34 derece doğu meridyeninin kesiştiği noktanın yaklaşık 25 km. batısındadır. 89 km. güneyinde yer alan Kastamonu’nun kıyı şeridindeki şirin bir ilçesidir. Kuzeyden Karadeniz’le çevrili olan ilçemiz doğuda Abana ve Bozkurt, batıda Cide, güneyde ise Devrekâni, Küre ve Azdavay ilçelerine komşudur. Batı Karadeniz bölümünün hemen kıyı gerisinden itibaren yükselen, kıyıya paralel uzanan İsfendiyar(Küre) genç kıvrım dağlarının kuzey eteklerinde yer alan ilçe, batıda Terme Çayı’na kadar sokulmaktadır. 599 km.2’lik alan sahip olan İnebolu’nun kıyıdan 14-18 km. kadar içerilerine sokulan güney sınırı Zarbana Çayı’nın ikiye ayrıldığı kısmın biraz kuzeyinde Karadeniz’e yaklaşmaktadır. İnebolu Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz bölümünde yer almaktadır.

İklim


Bölge genel olarak Tipik Karadeniz iklimine sahiptir. Fakat özellikle bahar aylarında meydana gelen sisle Karadeniz Bölgesi tipik ikliminden biraz farklılıklar göstermektedir. Kışları; ılık ve yağışlı, yaz ayları; sıcak fakat kurak değildir. Nispi nem seviyesi hem mevsim yüksek olan ılıman bir iklime sahiptir. İnebolu’nun uzun yıllar (1960-2005) değerlerine bakıldığında; sıcaklık ortalaması: 13,1 derecedir. Ekstrem Sıcaklık Değerlerine bakıldığında; En Yüksek Sıcaklık 1977 Yılı Ağustos Ayında 35.8 derece, En Düşük Sıcaklık ise 1985 yılı Şubat ayında -9.2 derece olmuştur. İlçemiz yıllık ortalama 1000mm. civarında yağış almaktadır. Genelde İlçe Merkezine yağmur yağışı düşmesine rağmen biraz yukarılara doğru çıkıldıkça kar yağışı oranı artarak devam etmektedir. İlçeye kar düşse de genelde erimesi birkaç günü geçmemektedir. İlçemize en çok kar yağışı 1985 yılında 146 cm. yağmıştır. Bir sene içerisinde yağışlı gün sayısı 140 gündür. En çok yağış Aralık-Mart ayları arasında olmaktadır. Yağışlar genelde normal ve sağanak şeklinde yağışlardır. İlçemizde yılda ortalama 21 gün sis, 3 gün kırağı görülmekte, sıcaklığın (-) ye düştüğü gün sayısı ile 19 gün olarak tespit edilmiştir. Hakim rüzgar yönü SSW (Güney-Güney Batı) yönüdür. Deniz Suyu Sıcaklığı Ortalaması; 13,8 derecedir.

Bitki Örtüsü


Yüksek sıcaklık frekanslarının düşük ve okyanussal hüküm sürdüğü kıyı kesimlerde, 250-300m kadar sıcaklık istekleri, yüksek bazı maki elemanları ile Karadeniz’in daha nemcil türlerinin bir anda bulunduğu pesodoğmaki yaygındır. Daha gerideki platolar sahasında, yerini kestane ve meşe ormanlarına bırakır. Plato sahasından dağlık alanların kuzeyinde kayın ormanları, güneyinde meşeler daha yaygındır. Daha yukarılarda ise karaçam ormanları yaygındır.

Akarsular


Yüksek ve engebeli bir yapıya sahip olan ilçe arazisine yerleşmiş bulunan akarsular, sularını denizlere gönderebilmek için üzerinde yer aldığı yataklarını, derin bir şekilde kazmışlardır. İsfendiyar Dağları’nın denize bakan yamaçlarından doğarak denize ulaşan çaylardan ibaret olan ilçe akarsuları içinde, önemli bir akarsu mevcuttur. İki çay adı verilen bu akarsuyun rejimi düzensizdir ve ilçeyi ikiye ayırır diğerleri ise şunlardır: Özlüce Çayı, Kızılkara Çayı, Manastır Çayı, Adıyaman Çayı, Gemiciler Çayı. Belirtilen çaylar da rejimi düzensiz akarsulara dâhildir. İlçe çevresinde, yükseklikleri 400m. ile 1200 m.arası değişen tepeler mevcuttur. İlçenin yer aldığı vadinin, ağız kısmının doğu ve batı bölümlerinde yer alan tepelerden, güneydoğuda yer alan Geriş Tepesi 495m. güneybatıda yer alan İslam Tepesi 589m. yüksekliğe sahiptir. Diğer tepeler ise; doğuda Darıca Tepesi, batıda Abaş Tepesi, daha batıda Kaleştiren Tepesi, doğuda Manastır Tepesi, güney batıda Çuha Tepesi, güneydoğuda Yukarı Vozu tepesidir.

Ekonomi






Tarım


inebolu köylerinin genel geçim kaynağıdır




İnebolu Limanı


İnebolu Limanı'nın yapımına padişah II. Abdülhamit'in de teşvikleriyle 1882 yılının sonlarında başlanmıştır. Bugüne kadar 3 Osmanlı padişahı, 58 Cumhuriyet hükümeti eskiten İnebolu Limanı inşaatı 6.Temmuz.2007'de tamamlanarak, açılmıştır.

İnebolu Feneri


İnebolu'da denize bakan yamaçta kurulmuş, şuan terkedilmiş, 145 senelik bir deniz feneri vardır.
FENERIN KARAKTERI:

Yeri: Inebolu Burnu
Yapım tarihi: 1863
Mevkii: 41° 58'42" N - 33° 45'54" E
Karakteri: Fi W 10s
Denizden Yuksekligi: 38 metre
Yerden Yuksekligi: 9 metre
Isik Menzili: 11 mil
Yapisi: Yikilmak uzere olan fener evi ve beyaz beton kule


Teleferik


Küre'de çıkarılan bakır madeni İnebolu Limanı'ndan gemilerle taşınmaktadır. Madenin Küre'den limana nakli için ETİ Bakır AŞ tarafından Alman PWAŞ firmasına 5 milyon dolara yaptırılmıştır(1984-1988). Her bir kovasında 1.5 ton maden taşıyabilen 280 kova bulunmaktadır. 1988 yılında hizmete giren teleferik 1 yıl çalıştırılmış, işletmeci firma tarafından elektrik maliyetlerinin yüksek bulunması, verimsizlik gibi sebepler gösterilerek devre dışı bırakılmıştır. O zamanlarda bu kararın alınmasında bu hatta maden taşıyan kamyoncuların da baskısı etkili olmuştur. ETİ Bakır AŞ özlelliştirildikten sonra da verimsiz bulunmuştur. Şu anda kullanılamaz haldedir ve ETİ Bakır AŞ tarafından sökülmesi planlanmaktadır.

Kültür



İnebolu Evleri


İnebolu Evleri
genelde 3 katlı bahçeli yapılardır. Bahçelerde erik, fındık, dut, elma, ceviz gibi meyve ağaçları bulunur. Hemen hemen her bahçede su kuyusu bulunur. Ayrıca bahçelerde yaz sohbetleri için çardak veya avlu içinde oturma mekanları bulunur.
Evler genelde bordo-beyaz renktedir. Bordo rengini Aşı Köyü'nden çıkarılan toprakla yapılan Aşı Boyasından alır. Aşı boyası bu ahşap evleri 20 yıl boyunca rahatlıkla koruyabilmektedir.
Evin çatısı genelde dört tarafa eğimlidir. Çatı denizden çıkarılan ve Marla Taşı(Arduaz) denilen geniş ve ince taşlarla örtülmiştir. Çatıda taş kullanılmasının sebebi son derece sert Karadeniz poyraz rüzgarlarında çatının dayanıklı olmasıdır. Marla taşı ise ince, düz yapısı ve ısı yalıtımına sağladığı katkıdan dolayı tercih edilmiştir.
Bodrum kat soğuktan korunmak ve rutubeti önlemek amacıyla taştan yapılır. İnebolu merkezinde bu bodrum katları iş yeri veya kiler olarak, kırsalda ise ahır olarak kullanılır. Her kat yüksek tavanlı, bol pencereli ve bağımsız bir daire şeklinde ana salona açılan odalar şeklinde tasarlanmıştır. Kat girişleri ana kapı girişinden veya dışarıdan merdivenle ayrılır. Bunun amacı ise aile genişledikçe bağımsız olarak evin rahat bir şekilde kullanılabilmesidir. Her katta tuvalet ve banyo bulunmaktadır. Bunun yanısıra yatak odasında dolap denilen bugünkü kullanımda ebeveyn banyoya karşılık gelen ilk bakışta gardrop izlenimi uyandıran küçük banyo bulunur. Bazı evlerde iki odadan oluşan çatı katı da bulunur.
Bu tarihi evler Kültür Bakanlığı, Kastamonu Valiliği ve Ankara Mimarlar Odası'nın İnebolu Evlerini Yaşatma Projesi (INEYAP) çerçevesinde koruma altına alınmıştır. Bir çok evin de restorasyonu yapılmaktadır.


İnebolu Evleri-1





İnebolu Evleri-2





İnebolu Evleri-3





İnebolu Evleri-4




İnebolu Kayığı (Denk)


İnebolu Kayığı
, Denk Kayığı, İnebolu Kütüğü, Taş Kayığı, Pazar Kayığı gibi isimler altında bilgilere rastlanan ve literatüre İnebolu Kayığı olarak girmiş Pereme tipi teknedir. Önce "kabuk tekniği" ile yapılmış tek Anadolu teknesidir. Bu teknik günümüzdeki gemi yapım tekniğinin bir önceki şekli ve temeli olarak bilinir. Ortalama boyu 10-11 metredir. Bu teknikle yapılmış ve bütün olarak korunabilmiş dünyadaki tek tekne İstanbul'daki Deniz Müzesi'nde sergilenmektedir. Sergilenen bu teknenin diğer bir özelliği ise, Kurtuluş Savaşı'nda ikmal amacıyla bölgede kullanılan bir tekne olmasıdır.

İnebolu Türküleri



  • Birini De Yavrum Birini
  • Çayırda Buldum Seni
  • Çifte Çıkar Martinimin Dumanı
  • Elma Attım Nar Geldi
  • Gıydıvanın Kızları
  • Hep Beraber Başlayalım
  • İndim Dere Beklerim
  • Pınar Başı Burma Burma
Folklor


Heyamola Ekibi


  • Yöresel Giysiler
  • Heyamola Oyunu
  • Kaşık Oyunu
  • Köçek
Yemek

  • İnebolu Pidesi
  • İnebolu Kestanesi
  • Sabah güveci
  • Kulak makarnası
Kulak makarnası içine et konularak katlanmış yufkanın haşlanmasıyla yapılır.
  • Kızılcık tarhanası
Olgun kızılcıkların unla hamur yapılıp kurutulmasıyla hazırlanan çorba malzemesine kızılcık tarhanası denir. Bu tarhanadan yapılan çorba kızılcık çorbasıdır.
  • Haluşka
Hamurdan yapılan etli yemek .Çeşitli bölgelerde mantı olarak bilinmektedir.Muska şeklinde hazırlanan hamur haşlanır ve üzerine tereyağ gezdirilerek ya da yoğurt ve biberli sos eklenerek servis edilir...
Eğitim


İnebolu'da bulunan eğitim kurumları şunlardır:
Yüksek Öğretim Okulları
Orta Öğretim Okulları
  • Teknik Lise ve Endüstri Meslek Lisesi[1]
  • İnebolu İmam Hatip Lisesi[2]
  • İnebolu Kız Meslek Lisesi[3]
  • İnebolu Lisesi [4]
  • İnebolu Sağlık Meslek Lisesi
  • Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi[5]
İlköğretim Okulları
  • İnebolu Atatürk İlköğretim Okulu[6]
  • İnebolu İsmetpaşa İlköğretim Okulu
  • Azize Ana Yatılı İlköğretim Bölge Okulu[7]
  • Mehmet İnce İlköğretim Okulu[8]
  • Özlüce İlköğretim Okulu[9]
  • Mehmet Bülent Özyürük İlköğretim Okulu[10]

Spor



Futbol


İneboluspor
İnebolu'nun futbol takımıdır. 1960'lardaki Doğanspor ve Güneşspor rekabeti sonrasında iki takımın birleşmesiyle kurulmuş ve 1970'li yıllarda Kastamonu Amatör Liginde defalarca şampiyon olmuştur. İneboluda 2.spor kulübümüz İnebolu Gençlik ve Spor Kulübü adı altında 2007 yılında kuruldu.İnebolu Gençlik ve Spor Kulübünde Halkoyunları,Futbol,Taekwondo,Masa Tenisi branşla bulunmaktadır.Bu branşlarda 400 sporcu boş vakitlerini değerlendirmektedir.,Kulübün internet adresi :: İnebolu Gençlik ve Spor Kulübü Derneği UralDesign :: dur.
İneboluspor
son yıllarda eski başarısını yakalayamamıştır. İnebolu'da çim zemini olan bir stadyum bulunmaktadır.
Özlüce'de (Zarbana) her yıl amatör futbol turnuvaları düzenlenmektedir.

Voleybol


inebolu voleybola büyük önem vermektedir.özellikle inebolu okullarının en önem verdiği spor dallarından biridir.




Turizm





Genel Görünüm-3(Ekim 2006)



İnebolu, son yıllarda ilgi çekmeye başlayan turistik yerlerdendir. Denizin yanında özellikle doğal güzelliği, yemyeşil tepeleri hayranlık uyandırmaktadır. 2 adet plajın yanısıra Cide ve Abana yolları güzergahında birçok güzel koylardan plaj olarak yararlanılmaktadır. Özellikle Özlüce köyü sahillerinin güzel kumsallar çadır ve karavan turizmi için çok elverişlidir.

  • Tarihi İnebolu Evleri
  • 9 Haziran Etkinlikleri
Ulaşım

İlçenin Kastamonu, Ankara, İstanbul ile komşu ilçeleri arasında hergün muntazam otobüs ve minibüs seferleri çok sayıda otobüs firması tarafından gerçekleştirilmektedir.

Basın


İnebolu'da çeşitli gazeteler yayınlanmıştır. Daha önce İnebolu ve Hakkın Sesi gazeteleri yayınlanmıştır. Şu anda
Yeni İnebolu Gazetesi yayınlanmaktadır.

İnebolu'dan fotoğraflar





Genel Görünüm-4(Ekim 2006)





Boyranaltı





Boyranaltı'ndan Gün Batımı





Liman Yolu





Boyranalti Yolu





Inebolu'da Güneşin Batışı





Inebolu'da Kış





Park





Karlı Yol




İnebolu beldeleri ve köyleri İl:
Kastamonu | İlçe Merkezi: İnebolu
Beldeler:
YOK

Köyler:

Akçay
| Akgüney | Akkonak | Aktaş | Alaca | Aşağıçaylı | Atabeyli | Ayva | Ayvat | Başköy | Bayıralan | Belen | Belence | Belören | Beyler | Çamdalı | Çamlıca | Çaydüzü | Çaykıyı | Çiçekyazı | Çubuk | Deliktaş | Deresökü | Dibek | Dikili | Doğanören | Durupınar | Erenyolu | Erkekarpa | Esenyurt | Gemiciler | Göçkün | Gökbel | Gökçevre | Güde | Güneşli | Hacıibrahim | Hacımehmet | Hamitköy | Hayrioğlu | Hörmetli | İkiyaka | İkizler | Kabalar | Kabalarsökü | Karabey | Karşıyaka | Kayaelması | Keloğlu | Korupınar | Köroğlu | Köseköy | Kuzluk | Musaköy | Örtülü | Özbaşı | Özlüce | Sakalar | Salıcıoğlu | Soğukpınar | Sökü | Şamalı | Şamaoğlu | Şeyhömer | Taşburun | Taşoluk | Toklukaya | Uğrak | Uluköy | Uluyol | Üçevler | Üçlüce | Yakaboyu | Yamaç | Yaztepe | Yeşilöz | Yolüstü | Yukarıçaylı | Yukarıköy | Yunusköy | Yuvacık |








Küre, Kastamonu



Küre'nin Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı: Kemal Engin AYRANCI Kazaları
Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (3 Kasım 2000)
Merkez
3900 Alan kodu: 366 Posta kodu: 37900 Plaka kodu: 37 Küre, Batı Karadeniz'de, Kastamonu iline bağlı bir ilçedir. Küçük bir orman kasabasıdır. Yaklaşık 1500 m yüksekte, iki dağ arasında bir vadide kurulmuştur. Kastamonu-İnebolu yolu üzerindedir. Kastamonu'ya uzaklığı 60 km, İnebolu'ya uzaklığı ise 30 km'dir. Halkın başlıca geçim kaynağı ilçede bulunan bakır madeni işletmesi ve ormancılıktır.


Küre belde ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Küre
Beldeler:
YOK
Köyler:
Afşargüney
| Afşarimam | Ahmetbeşe | Alacık | Avcıpınar | Belören | Beşören | Beyalan | Bürüm | Cambaz | Camili | Çatak | Çatköy | Çaybükü | Ersizler | Ersizlerdere | Güllüce | Güneyköy | İğdir | İkizciler | İmralı | Karadonu | Karaman | Kayadibi | Kesepınar | Koyunkırtık | Kozköy | Kösreli | Köstekçiler | Sarpun | Sipahiler | Taşpınar | Topçu | Uzunöz









Pınarbaşı, Kastamonu



Pınarbaşı'nın Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı: Halil Sarımeşe Kazaları
Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (3 Kasım 2000)
Alan kodu:
366 Plaka kodu: 37 Kastamonu ilinin bir ilçesidir.

Tarih


Pınarbaşı, Azdavay’a bağlı bir köy durumunda iken, 04.07.1987 tarih ve 19507 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 3392 Sayılı Kanunla İlçe haline gelmiş olup, 26.08.1988 tarihinde faaliyete geçmiştir.
Pınarbaşı ve çevresinde sırayla Gasgaslar, Kimmerler, Lidyalılar, İranlılar, Helenler, Pontuslar, Romalılar, Bizanslılar ve Çobarlar hakim olmuş, 1460 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır.
Değişik yazılı kaynaklardın alınan bilgilere ve rivayetlere göre şimdiki adı Çamkışla, önceki adı Erkemle olan köy Roma ve Bizanslılar döneminde kalabalık bir yerleşim yeri olduğu aynı zamanda Çalkaya Köyününde Roma ve Bizanslılar döneminde önemli yerleşim merkezi olduğu belirtilmektedir.
Tarihi kalıntılar bakımında zengin sayılan Pınarbaşı ilçesinde Sümenler Köyü sınırlarında bulunan Ilgarini Mağarası, yine aynı köyün Kayadibi mahallesinde Hacet Kayası, Çalkaya köyünün batısında bulunan Kurtgirmez tepesinde büyük bir mağara, aynı köyün güneyinde Kedikayası, Ilıca köyünde Bizanslılardan kalma hamam, Çamkışla köyü Benle mahallesindeki Kızkayası bunlara örnektir.

Coğrafya


Pınarbaşı'nın doğusunda
Azdavay ilçesi, batısında Bartın ili Ulus ilçesi, kuzeyinde Cide ilçesi, kuzeydoğusunda Şenpazar ilçesi, güneyinde ise Daday ilçesi ve Karabük ili Eflani ilçeleri ile çevrilidir. Pınarbaşı; zümrüt yeşili ormanları, eşi bulunmaz kanyonları ve mağaraları, ahşap evleri, şirin köyleri ve geleneksel yaşam tarzı ile Anadolu’nun Kuzeyinde Küre Dağlarının güney kesiminde yer alır. (33° 07’E, 41˚36’N) Yüzölçümü 571 km2, rakımı 650mdir.İlçe dağlık engebeli bir araziye sahiptir. Dağlar arasında kalan vadiler küçük plato düzlükleri ile Zarıçayı’nın vadi tabanı ekonomik faaliyet ve yerleşim alanıdır.Başlıca dağları; Kurtgirmez Dağı 1338m., Büyük Dağı 1151m., Gavurharman Dağı 1136m. Yüksekliğe sahiptir. Önemli akarsuyu Zarıçayıdır. Çavuş köyü hudutları içinden doğan bu çay güneyden kuzeye akarak Ilıca köyünde Devrekani Çayı ile birleşir. İklim Karadeniz iklimi ile kara iklimi arasında geçiş iklimidir. Kışlar uzun ve soğuk geçer yazlar kısa ve sıcaktır. İlçe orman bakımından oldukça zengin olup, yörenin %63’ü ormanla kaplıdır. Yükseklerde iğne yapraklı ağaçlar yaygın olup, alçak kesimlerde çayır ve makiye benzer bitki örtüsü hakimdir.

Nüfus


22 Ekim 2000 yılında yapılan Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre ilçe merkezi nüfusu 2.270 kişi, köylerin nüfusu 3.708 kişi olup, toplam nüfus 5.978’dir. Nüfus varlığının gelişememesinin nedeni dışarıya göçtür. Ekonomik zorluklar halkı özellikle İstanbul ve diğer büyük şehirlere itmiştir. Köy nüfusunun %85’i 50 yaş ve üzerindeki insanlardan oluşmakta-dır. Öğrenim çağı dışına çıkan gençler askerlik öncesinde İstanbul’a göçmekte, askerlik dönüşünde de İstanbul’a yerleşmektedir.

Turistik Yerler



Valla Kanyonu


Pınarbaşı İlçesi Muratbaşı Köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Kanyonun ilçeye uzaklığı 26km’dir. Muratbaşı Valla Mahallesine kadar stabilize yoldur. Kanyona kadar olan 1.5 Km’lik kısmı ise orman içi patika yoldur.
Pınarbaşı ilçesine bağlı Muratbaşı köyündeki Valla Kanyonu Devrekani Çayı ile Kanlıçay’ın birleştiği bölgeden başlamakta olup, Cide ilçesi istikametinde 12 km uzunluğunda yan duvar kayaların yüksekliği yer yer 800-1300 metreye ulaşan ve girişi son derece zor olan ve Muratbaşı Köyü Valla Mahallesinin altından orman içi 1.5km’lik yolculuktan sonra bu iki çayın birleştiği yerden seyredilebilmektedir. Bu kanyonda sarp kayalıklar ve bu kayalıklarda kartal, akbaba, atmaca, doğan ve diğer tüm yabani av hayvanlarını bünyesinde barındırmaktadır.
Valla Kanyonu 1994 yılında İstanbul Teknik Üniversitesinden gelen 4 öğrencinin burada kaybolup, 14 gün sonra Cide ilçesinden çıkmaları ve burasını Vahşi Cennet olarak tanımlamaları ile basında yer alıp, doğa severlerin ziyaret yeri haline gelmiştir. Kanyonun techizatsız geçilmesi mümkün değildir.

Ilgarini Mağarası


İlçe merkezine uzaklığı 36 km olup, Sümenler Köyü Kazla mahallesi Top Meydana mevkiine kadar vasıta ile ulaşmak mümkündür. Sorkun Yaylasından itibaren dik ve kayalık orman içi patika yoldan yaya olarak 2 saat yürüyerek mağaraya ulaşmak mümkündür.
Mağaranın tabii kemerli bir girişi vardır. İçeri girildiğinde iki kola ayrıldığı görülür. Girişte Bizans dönemine ait olduğu sanılan bir köy yıkıntısı mevcuttur. Sağdaki düz yoldan gidildiğinde Su sarnıcı bulunmaktadır. Bu sarnıç zaman içinde tahribata uğramıştır. Bu bölümde odalar ve sarkıtlar bulunduğundan Avizeli salon denilmektedir. Mağarasın sola ayrılan diğer yolundan gidildiğinde ağızdan itibaren –250m derinliğe kadar inilmekte ve M.Ö.2000 yılına ait insan yaşantısı izlerine rastlanılmaktadır.Bu değerleri ile dünyanın 4. mağarası olduğu bilinmektedir. Yolun başlangıcından aşağıya inildiğinde küçük bir düzlüğe ulaşılmaktadır. Buraya kadar inerken 40 kadar dönüşlü taştan örülmüş ve viraj şeklinde yoldan inilmektedir. Bu düzlükte kilise kalıntısı ve mezarlar vardır. Bu kısımda 7 adet mezar mevcuttur. Mezarlar zaman içinde gerek araştırmacılar gerekse başka amaçlarda tahrip edilmiştir. Kafa, kol ve bacak kemiklerine rastlanılmaktadır. Buradan sonrada yola devam edebilmek için teknik malzeme gerekmektedir. Böylece ulaşılabilen yere kadar mağaranın uzunluğu 858 m’dir.

Ilıca Şelalesi


Pınarbaşı Ilıca Köyü sınarları içersinde bulunup, 12 km uzaklıktadır. Ilıca Köyünden itibaren patika yoldan yaya yırım saat sürmektedir. Su yaklaşık 10 metre yüksekten dökülmekte ve bu suyun döküldüğü yerde doğal olarak bir havuz oluşmuştur. Bu şelalenin en önemli özelliği de oluşan bu havuzun etrafının çok sayıda ağaç ve bitki örtüsü ile çevrili olmasıdır. Yine Şelalenin üst kısmından gidildiğinde yıllardır akan su ile kayaların aşınması sonucu kayalarda oluşan çukurluklar ve oymalara ayrı güzellik katmaktadır.
Yine aynı köy içerisinde Bizanslılardan kalma bir hamam mevcuttur. Hamam yontma taştan yapılmış kubbe şeklinde 2 metre genişliğinde 3.5metre uzunluğunda 1.80 metre yüksekliğinde'dir. Hamamın yaz ve kış su ısısı 23 °C’dir. Yine hamamın yan duvarlarında insanların yıkanmaları için sabunluklar ve oymalar mevcuttur.

Horma Kanyonu (Anbar Gölü)


Zarı çayı üzerinde olup, suyun taştaki kireçleri aşındırması ile oluşan derin kazanlar şeklinde çukurlar mevcuttur. Eski dönemlerde yaşayan insanların kayaları oyarak su kanalı açıp, bu kanaldan un su ile çalışan un değirmenine su akıtmaları yine ayrı bir dikkat çekmektedir.
pınarbaşı gezip görülcek en güzel ilçemizdir



Pınarbaşı
beldeleri ve köyleri
İl: Kastamonu | İlçe Merkezi: Pınarbaşı
Beldeler:
YOK

Köyler:

Aşağıaktaş
| Başköy | Boğazkaya | Çalkaya | Çamkışla | Çavuşköy | Çengel | Demirtaş | Dizdarlı | Esentepe | Gümberi | Hocalar | Ilıca | Kalaycı | Kapancı | Karafasıl | Karacaören | Kayabükü | Kerte | Kurtlugelik | Mirahor | Muratbaşı | Savaş | Sümenler | Urva | Uzla | Uzunçam | Üyükören | Yamanlar | Yukarıaktaş |








Seydiler, Kastamonu



Seydiler'in Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Kaymakam Mustafa Sarıkaya Belediye Başkanı Mehmet Şahin Kazaları
Özellikleri Alanı Toplam 241 km² Nüfus (3 Kasım 2000) 5.269 Çevre 2.015 Merkez 3.254 Alan kodu: 366 Plaka kodu: 37 Kastamonu ilinin bir ilçesidir. Seydiler, İnebolu-Kastamonu karayolu üzerinde çok eski tarihlere dayanan bir yerleşim yeridir. Kurtuluş Savaşı'nda eli silah tutanların cephede olduğu sıralarda İnebolu'ya çıkarılan silah ve cephanelerin Kastamonu üzerinden Ankara'ya ulaştırılmasında yaşlı erkeklerle kadınlarımızın da insanüstü çalışmaları olmuş, tarihe geçmişlerdir. Bu tarihe geçen kadınlarımızdan biri de Seydilerli Şehit Şerife Bacı’dır. Şerife Bacı 1921 yılının çetin kış şartlarının hüküm sürdüğü Aralık ayında sırtında çocuğu, önünde kağnısı ile İnebolu’dan Kastamonu'ya cephane taşırken, Kastamonu Kışlası önüne kadar gelmiş, mermileri ve çocuğunu korumak uğruna donarak şehit olmuştur. Cumhuriyet öncesi İnebolu ilçesine bağlı olan Seydiler, 1926 yılında Küre’nin İlçe oluşu ile buraya bağlanmış, 04.08.1944 tarih ve 4642 sayılı kanunla ilçe olan Devrekani’ye bağlanarak uzun süre Bucak statüsünde idare edilmiştir. 1967 yılında belediye teşkilatı kurulan Seydiler, 20.05.1990 gün ve 3644 sayılı kanunla ilçe olmuş, 08.05.1991 tarihinde ilçe kaymakamının fiilen göreve başlaması ile Kastamonu ilinin 19. ilçesi olarak faaliyete geçmiştir.

Seydiler belde ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Seydiler
Beldeler:
YOK
Köyler:
Çerçiler
| Çırdak | Çiğilerik | Emreler | Ericek | İmrenler | İncesu | Karaçavuş | Kepez | Mancılık | Odabaşı | Sabuncular | Şalgam | Üyük | Yolyaka












Şenpazar, Kastamonu





Şenpazar'ın Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı: Mustafa Demir Kazaları
Özellikleri Alanı Toplam 264 km² Nüfus (3 Kasım 2000)
Çevre
3812 Merkez 2682 Alan kodu: 366 Posta kodu: 37620 Plaka kodu: 37 Kastamonu ilinin bir ilçesidir.

Genel Bilgiler


  • Yüzölçümü: 264 km²
  • Nüfus:
    • Merkez : 2.682,
    • Köyler : 3.812
  • Posta Kodu: 37620
İlçeye bağlı 23 köy muhtarlığı ve 7 mahalle muhtarlığı vardır.
İlçeye bağlı köyler:
Alancık, Aşıklı, Aybasan, Başçavuş, Büyükmutlu, Celallı, Dağlı, Demirkaya, Dereköy, Dördül, Edeler, Fırıncık, Gürleyik, Gürpelit, Harmangeriş, Himmet, Az.Kalaycı, Küçükmutlu, Salman, Sefer, Tepecik, Uzunyol ve Yarımca
İlçeye bağlı mahalleler:
Merkez, Çevrik, Dibekli, Güneytekke, Karaman, Korucak ve Kuztekke
İlçede iş sahaları ve sanayi kuruluşları olmadığından, arazi de tarım için işlemesi zor bir yapıya sahip olduğundan ilçe sürekli dışarıya göç vermektedir. 2000 Nüfus sayımına göre ilçe merkezinin nüfusu 2.682, köylerin nüfusu 3.812 , toplam 6.494 olarak tespit edilmiştir. Halbuki Şenpazar nüfusuna kayıtlı 25.500 civarında kişi bulunmaktadır. Buna göre ilçe nüfusuna kayıtlı 20.000 kişi ilçe dışında bulunmaktadır.Ayrıca nüfus kaydını başka il nüfuslarına aldıran binlece Şenpazar'lı dışarlarda yaşamaktadır.

Coğrafi Yapı



Konum


Şenpazar, Kastamonu ilinin kuzeybatısında, Karadeniz Bölgesi'nin Batı Karadeniz bölümünde yer almaktadır.
Kastamonu il merkezine 100 km mesafede olup, Karadeniz'e uzaklığı 37 km dir. İlçe Kuzeyde Cide, Güneyde Azdavay, Kuzeydoğuda Doğanyurt ilçeleri tarafından çevrilmiştir. İlçenin denizden yüksekliği 335 metredir.

Yeryüzü Şekilleri


İlçe, Karadeniz Bölgesinin jeolojik yapısına uygun olarak genç kıvrım dağları ile kaplıdır. Dağlık ve engebeli olan bu arazi üzerinde, akarsuların oluşturduğu vadiler bulunur. İlçe merkezi de böyle bir vadi üzerinde bulunmaktadır. Değişik yollarla beslenen Şenpazar Çayı ilçe merkezinden geçer. Arazinin dağlık ve engebeli oluşu ile ilçe merkezinin Şenpazar Çayı yatağında bulunması dağlık bölgede kurulu köylerle ilçe merkezi arasında büyük bir yükseklik farkı oluşturmaktadır.

İklim ve Bitki Örtüsü


Şenpazar tipik Karadeniz iklimi etkisi altındadır. Bölgenin bol yağışlı olması doğal bitki örtüsü açısından zenginleşmeyi de beraberinde getirmiştir. Ormanlık bir bölgede bulunan İlçe genel olarak Karadenize ait bitki örtüsü ile kaplıdır.

Alancık Köyü



Tarih


Şenpazar’ın yerleşim yeri olarak ne zamandan beri kullanıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla birlikte, halk arasında söylenegelen değişik rivayetler bulunmaktadır. İşte bu rivayetlerin bir kısmından ve çevrede bulunan kerpiç yapı ve mezarlık kalıntılarından hareketle Şenpazar’ın Bizans dönemine uzandığı fikri ağır basmaktadır. Buradan yola çıkarak tarihi süreç içerisinde Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar tarafından yurt edinilen Şenpazar ile ilgili önemli bir tarihi kalıntı ele geçirilememiştir. Fakat değişmeyen ve halk arasında şüphe edilmeyen bir şey var ki o da ilk yerleşim alanının bu gün ilçeye bağlı olan “Kuztekke” olarak bilinen mahallenin olduğu yer olmasıdır. Çok eski dönemlerde bu gün Kuztekke olarak bilinen mahallede Tekkeşin adında Şeyhlerin bir araya geldiği bir tekke varmış. Bu sebeple bu tekkenin bulunduğu yere Tekke Mahallesi denilmiş. Burası sabah güneşini geç aldığından da “Kuz” eklenerek Kuztekke adı konulmuş. İlçemizin merkezi bu köyden gelmektedir.
Diğer bir rivayete göre ise, Candaroğulları zamanında Buhara’dan (Orta Asya) 1309 yıllarında Şir Ali Bani adında bir şeyh göç ederek Tekke adı verilen mahalleye yerleşmiştir. Bu köyün bu tarihten itibaren Şeyh Şir Ali Bani ve beraberindekiler tarafından kurulduğu ve nüfusunun da bunlardan türediği söylenmektedir. İşte Şir Ali Bani’nin mahallesini oluşturan yere Şeyh Şir Ali Bani’nin şehri veya şehir kuran manasına “Şehribani” adı verilmiştir. Daha sonra Şehribani isminin halk arasında “Şarabana” olarak telaffuz edildiği ve 1948-1950yılları arasında İl Genel Meclisi tarafından “Şarbana” olarak belirlendiği bilinmektedir.
İlk olarak “Şehribani” daha sonra ise halk arasında “Şarabani veya Şarbana” biçiminde söylenmeye başlanan ilçe adı daha sonra 1968 yılında “Şenpazar” olarak resmileşmiştir. 1954 yılında nahiye olmuş, 1974 yılında Belediye teşkilatı kurulmuş olup; 1987 yılının Mayıs ayında ise ilçe olmasına karar verilmiştir.
Şenpazar ilçesi Kastamonu il merkezine 100 km mesafededir. İlçenin Karadeniz’e uzaklığı 38 km olup deniz seviyesinden yüksekliği 335 metredir. Yeryüzü şekilleri genellikle engebeli bir arazi yapısına sahip olup yemyeşil ormanlarla kaplıdır. İlçenin ormanlarında çok zengin ağaç türleri mevcuttur. Ormanlarımızda yaban hayatın en güzel örnekleri yaşam sürmektedir.İlçede tipik Karadeniz iklimi hakim olmaktadır. İlkbahar ve sonbaharda bol yağmurlar yağdığından buna bağlı olarak tabiat yeşillere bezenmektedir.
İlçe merkezinden geçen Şenpazar Çayı bu ormanlara düşen yağışın bir kısmını Karadeniz’e taşımakta, ancak zaman zaman ilçe merkezini tehdit edebilmektedir. Bu akarsu üzerinde bulunan ve ilk kez 1997 senesinin Mayıs ayında ATLAS ekibince geçilebilen Şehriban Kanyonu hala daha gizemini korumakta, dik yamaçlarının bazı yerlerde birbirine bir metre kadar yaklaştığı söylenmektedir.
Kanyonu geçmeyi deneyen Atlas ekibi zorlu bir çalışmadan sonra bu kanyonu ilk geçenler ünvanını almıştır. Bir daha da deneyen olmamıştır. Şenpazar çayının içinde bulunan ve Dağlı ile Dereköy Köyü sınırlarından başlayıp Cide Kumköy sınırlarına ulaşan Şehriban kanyonu geçilmezliğini koruyor. İlçemizin her yeri doğal bir park görünümündedir. Zaten bir kısım ormanları Küre Dağları Milli Parkı sınırları içinde kalmaktadır.
İlçenin içme suyunun da temin edildiği ve Gürleyik Çayının kaynağını oluşturan Değirmenbaşı Suyu ilçeden 6 km uzakta doğal kaynaktır. Suyun kaynağı ve çevresi doğal yapısıyla görülmeye değer yerlerdir.
Kış mevsiminde ilçe sakinleri hayvanlarıyla meşgul olmakta, ilçenin bazı köylerinde ise yerel el sanatı olan kaşık yapımı ve sepet örme görülmektedir.
Dağlı Kuylucu adıyla anılan çok geniş bir çukur alan Dağcılık ve Mağara turizmi için görülmeye ve gizemini çözmeye değer yerlerdir.
400 metre derinliğinde , normal olarak inilmesi mümkün olmayan duvarları kaya ve taş aralarında ağaçların bulunduğu Kuylucu’nun dibinden su kaynağı bulunduğu ve buradan çıkan suyun yine aynı çukurun dibinden yerin altına doğru süzüldüğü söylenmektedir.
İlçenin ormanlarında buna benzer doğal mağaralar mevcut olup daha incelenmediğinden kayıtlarda gözükmemektedir. Baragöz Yaylası ilçenin 5 km doğusunda ilçeyi kuş bakışı gören Hasantepesi üzerinde doğal mesire yeridir. Kızılcasu, Atalanı, Isırganlı, Karacakaya ormanları içerisinde değişik türde ağaç ve yabani hayvanların bulunduğu tabii park olarak gezilip görülmeye değer yerlerdir.

Turistik Yerler


Şenpazar ilçesi sahip olduğu doğal yapısı ile cenneti andıran ormanları, doğal su kaynakları ile eşine nadir rastlanan güzelliklere sahiptir.

  • DEĞİRMENBAŞI SUYU: İlçeye altı kilometre uzaklıkta olup Gürleyik Köyü sınırları içerisindedir. Kaynağın çıktığı yer ormanlık bir arazi içerisinde olup görülmeye değerdir. İlçenin içme suyu bu kaynaktan sağlanmaktadır.

  • FABRİKA DERESİ: İlçeye sekiz kilometre uzaklıkta olup Gürpelit Köyü sınırları içerisindedir.Bu su üzerinde alabalık tesisleri kurulmuştur

  • YASLIKIZ, BUĞMA, BARAGÖZ,HARMANCIK EVLERİ: İlçeye bağlı Kuztekke mahallesinde tamamen ormanla kaplı yayla ve mesire yerleridir.

  • KIZILCASU, AT ALANI, ISIRGANLL KARACAKAYA ORMANLARI: İçerisinde değişik türde ağaç ve yabani hayvanların bulunduğu tabii park durumundadır.

  • ERENLER TÜRBESİ: Dağlı Köyü mevkiinde Arpa Çukuru tabir edilen yerde bulunmaktadır.

  • ŞEYH SİR ALİ BANİ TÜRBESİ: Kuztekke Mahallesi Tekke mevkiinde bulunmaktadır.

  • KIRK MERDİVEN: Salman Köyü sınırları içerisindedir. Taştan oyma merdivenlerden dönerek inilmektedir. Eski kalıntılar define arayıcıları tarafından karıştırılmıştır

  • BEZEZ KALINTILARI: Alancık köyü sınırları İçerisinde, eskiden yerleşim yeri olduğu anlaşılan, toprak altında kalan kalıntılardır.

  • DAĞLI KUYLUCU: Dağlı Köyü sınırları İçerisinde 150-200 metre derinliği olan büyük bir çukurluktur. Atlas Ekibi tarafından tespit edilmiş olup. Atlas Dergisinde yayınlanmıştır.

Şenpazar belde ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Şenpazar
Beldeler:
YOK
Köyler:
Alancık
| Aşıklı | Aybasan | Az.Kalaycı | Başçavuş | Büyükmutlu | Celallı | Dağlı | Demirkaya | Dereköy | Dördül | Edeler | Fırıncık | Gürleyik | Gürpelit | Harmangeriş | Himmet | Küçükmutlu | Salman | Sefer | Tepecik | Uzunyol | Yarımca








Taşköprü, Kastamonu

Koordinatlar
: 40°59′15 28°51′42


Taşköprü'ün Kastamonu'daki konumu Bilgiler Bağlı olduğu il: Kastamonu Yüzölçümü: 1752 km2 Nüfus: (2007) 44.403 Nüfus yoğunluğu: 3,9 kişi/km2 Mahalle sayısı: 14 Köy sayısı: 126 Koordinatlar: 41°30′54″K, 34°12′50″D Rakım: 550 m Belediye başkanı: Mustafa Günay Genel ağ sayfası: [1] Kaymakam: Ayhan Kartlı Genel ağ sayfası: [2]

Taşköprü
, Kastamonu ilinin bir ilçesidir. Taşköprü ilçesi adını Gökırmak üzerinde Çobanoğulları zamanında yapılmış olan yedi gözlü 68 metre uzunluğundaki Taşköprü'den almıştır. İlçe, Kastamonu il merkezine 42 km. uzaklıktadır. İlçe antik Pompeiopolis şehrinin civarında kurulmuştur.
İlçe tarih boyunca çeşitli uygarlıkların yerleşim bölgelerinden birini oluşturmuştur. M.Ö. 64 yılında Romalıların egemenliği altına girmiştir. Paflagonya eyaletinin merkezi olarak "Zimbıllı Tepesi" denilen yerde kurulan tarihi Pompeiopolis kenti, akropol ve devlet büyüklerinin oturduğu yer olarak kullanılmıştır. Romalılar Poplogonya'yi zaptettikten sonra komutan Pepe'nin isminden dolayı Taşköprü'ye (Pompeiopolis) demişlerdir. Eti kaynaklarına göre, Etiler Orta Anadolu'da yasarken Taşköprü ve civarından Gasga (Kaska) adlı bir devlet hüküm sürmüştür. Gagalar yaptıkları savaşların sonunda Eti'lere yenilmişler ve Paflagonya Eti egemenliğine girmiştir(M.Ö. 1330). Bizans Dönemi'nde Kastamonu gelişince Pompeiopolis küçülmüştür.
1292
-1460 yılları arasında Çobanoğulları'nın yönetiminde kalan ilçe, 1460 yılında Osmanlı yönetimine girmiş ve Kastamonu'ya bağlı kadılık olarak idare edilmiş, 1864 tarihinde de ilçe olmuştur.
İlçeye adını veren Taşköprü, M.S. 1366 yılında Yağmur Bey'in oğlu Ali Bey tarafından Kastamonu Emiri Adil Bey'in oğlu Celaleddin Beyazıt (Kötürüm Beyazıt) adına yaptırılmıştır.
Taşköprü'ye en fazla önem veren Muzaffereddin Gazi'dir. Türk-İslam Cağı'ndan istilaya uğramamış ve savaş görmemiş olan Taşköprü arkeoloji itibariyle pek zengin ve önemli bir yerdir. Höyükleri, tumuluslari, kaya tünelleri, kaya mezarları, kaleleri, Muzaffereddin Gazi Hamamı, Abdal Hasan Köyü Hamamı, Kornapa, Yazıhamit Kızılkese Camileri birer sanat eseri olup ayakta duran vesikalardandır.
Taşköprü'nün 5 km kuzey doğusundaki ("kızlar kalesi" diye isimlendirilen)kale bir kısım dağların arasında kalmıştır. Kale 100 metre kadar yükseklikte bir tepe üzerinde sarp kayalıklar oyularak yapılmıştır.
Taşköprü'nün 10 km güneyinde bulunan Alisaray Köyü'nde bazı harabeler vardır. Bu köyün Ören mevkiinde ve batı tarafındaki tarlalarda bazı duvar harabeleri görülmektedir. Köylüler buradan büyük işlenmiş taşlar çıkarmışlardır. Taşköprü'nün 15 km güneyinde ve Ali Saray'a bir saat uzaklıkta bulunan Kilise Köyü'nün bazı yerlerinde eski eserler bulunmaktadır. Buradan çıkarılan bir boğa heykeli Kastamonu Müzesi'ne getirilmiştir. Kilise Köyü kuzey tarafında bulunan İşlik Kayası'ndan köylüler testi küp ve benzeri eserler çıkarmaktadırlar. Ayrıca kilise köyünün hemen sınırında bulunan sakız köyü bölgesinde bulunan sakız göletiyle doğa ve mavinin iç içe bulunduğu eşsiz bir doğa sunmaktadır.
Pompeiopolis
antik kentini ortaya çıkartabilmek için çok büyük çapta kazıların düzenlenmesi gerekmektedir. Bu gerçekleştiği takdirde ilçede yeni bir Efes ortaya çıkacak ve ilçe büyük bir turizm potansiyeline kavuşacaktır. Bu konuda Kültür Bakanlığı nezdindeki girişimler sonuç vermeye başlamış, koruma ve kazı çalışmaları programlanmıştır.
Yörede gerçekleştirilen sınırlı kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan kalıntıların bir kısmı halen Kastamonu Müzesinde korunmaktadır.
Taşköprü biri 1308, diğeri 1927 de olmak üzere iki defa yanmış ve birçok tarihi eser yok olmuştur. 1927 yangınından sonra ilçede Kadastro uygulanmış, mevcut sokak düzeni oluşturulmuş, geniş caddeler açılmıştır. Çok sayıda köyün ekonomik merkezi olmasına bağlı olarak ekonomisi gelişmiş ve modern yapılar yapılmıştır. Ancak ilçenin genişleme imkanları değerlendirilmemiş, yukarıda belirtilen planın oluşturduğu tek merkeze bağlı olarak çok katlı yapılar çoğalmış, yerel mimari örnekleri yok olmaya yüz tutmuştur.
Taşköprü Belediyesi Cumhuriyetten önce kurulmuştur.
İlçe merkezi 25 Ağustos 1925'de Atatürk tarafından ziyaret edilmiştir.
Taşköprü'de üretilen tarımsal ürünlerin arasında en meşhur olanı sarımsaktır . Çiftciler Dünyaca ünlü bu sarımsağa beyaz altın derler. Yıllık üretimi 18 000 ton civarındadır. Her yıl eylül ayında Taşköprü Belediyesi tarafından Uluslararası Taşköprü Sarımsak Festivali düzenlenir.
Taşköprü ekonomisi, büyük ölçüde tarım ve hayvancılık ile belirli ölçüde ticaret ve sanayie dayalıdır. Uzun yıllar faaliyet gösteren Sümerbank Kendir fabrikası, yıllar önce kapanmıştır.SEKA kağıt fabrikası da bir kaç yıl önce özelleştirmeyle MOPAK'a satılmıştır.Halen faal olan kağıt fabrikası yanında, son yıllarda bazı küçük sanayi işletmeleri(ağaç işleri, konfeksiyon, sarımsak işleme gibi) de faaliyete geçmiştir. Taşköprü'lü müteşebbislerce kurulan EKOL ağaç sanayii,halen faaliyettedir.
Taşköprü, merkez nüfusu bakımından Kastamonu'nun ikinci büyük ilçesidir.İlçe planlı yapılaşma ve çevre düzenlemesi açısından da iyi bir durumdadır.


Taşköprü beldeleri ve köyleri
İl: Kastamonu | İlçe Merkezi: Taşköprü
Beldeler:
YOK

Köyler:

Abay
| Abdalhasan | Afşar | Akçakese | Akdeğirmen | Akdoğan | Akdoğantekke | Akseki | Alamabatak | Alamakayış | Alamaşişli | Alasökü | Alatarla | Alibeşe | Alisaray | Armutlu | Arslanlı | Aşağıçayırcık | Aşağıçit | Aşağıemerce | Aşağışehirören | Ayvalı | Badembekdemir | Bademci | Bekdemirekşi | Bekirli | Beyköy | Boyundurcak | Bozarmut | Böcü | Bükköy | Celep | Çambaşı | Çaycevher | Çaykirpi | Çaylaklar | Çekiç | Çetmi | Çevik | Çiftkıran | Çiftlik | Çit | Çoroğlu | Çördük | Dağbelören | Derebeysibey | Derekaraağaç | Dereköy | Dilek | Donalar | Doymuş | Duruca | Erik | Ersil | Esenlik | Eskiatça | Eskioğlu | Garipşah | Gündoğdu | Güneykalınkese | Hacıali | Hamzaoğlu | Hasanlı | Hocaköy | İmamoğlu | İncesu | Kabalar | Kadıköy | Kapaklı | Karacakaya | Karacaoğlu | Karadedeoğlu | Karapürçek | Karnıaçık | Karşıköy | Kayadibi | Kayapınar | Kaygınca | Kese | Kılıçlı | Kıran | Kırha | Kızılcaören | Kızılcaörhen | Kızılkese | Kirazcık | Koçanlı | Kornapa | Köçekli | Kuylus | Kuzkalınkese | Küçüksü | Masatlar | Obrucak | Olukbaşı | Ortaköy | Ortaöz | Oymaağaçseki | Ömerli | Örhen | Örhenli | Paşaköy | Pirahmetli | Samanlıören | Sarıkavak | Sarıseki | Sarpun | Şahinçatı | Şehirören | Taşçılar | Tavukçuoğlu | Tekeoğlu | Tepedelik | Tokaş | Urgancı | Uzunkavak | Vakıfbelören | Yavuç | Yavuçkuyucağı | Yazıhamit | Yeniler | Yeşilyurt | Yoğunoluk | Yukarıçayırcık | Yukarıemerce | Yukarışehirören










Tosya, Kastamonu


i


Tosya'nın Kastamonu İlindeki Yeri İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Kastamonu (il) Belediye başkanı: Sait Gülabacı Kazaları
Özellikleri Alanı Toplam km² Kara 1197 km² Nüfus (3 Kasım 2000)
Web sitesi:
Tosya Kaymakamlığı Alan kodu: 366 Plaka kodu: 37 Tosya, tarihte İpek yolu diye bilinen bugünkü Samsun - İstanbul karayolu (E 80))üzerine kurulu, yaklaşık 28,000 nüfuslu Kastamonu iline bağlı bir ilçedir.Ilgaz dağları eteklerinde Köroğlu dağına doğru Kuzey-Güney ekseninde kurulmuştur.
Tarihi bakımdan eski bir yerleşim merkezi olup yerleşim alanı bulunduğu bölgede çeşitli nedenlerden dolayı tarih içerisinde birkaç defa yer değiştirmiştir.İsmi erken dönemlerde "Paflogonya" şeklinde adlandırılmıştır."Tosya" kelimesinin kökeni hakkında yapılan incelemelerde Bizans dönemine ithaf edilen "Doceia" bulgusu netlik kazanmamakla beraber kabul görmüştür.
Birçok beylik ve devletçik de dahil başlıca İlk çağ Anadolu Medeniyetlerine Pers- Roma İmparatorluğu- Bizans ve Osmanlı hakimiyetlerini yaşamış Moğol İstilasını ve kısa sürelerde Abbasiler ve Emeviler hakimiyetini bir sınır şehri olarak görmüştür.
Kurulduğu zamana dair -tam bir araştırma yapılamamasından ve kesin arkeolojik bulgulara ulaşılamadığından- kesin bilgiler mevcut değildir.En parlak zamanını başkent Hattuşaş'a olan yakınlığıyla Hititler, Anadolu Selçukluları ve özellikle de Osmanlılar döneminde yaşamıştır. Bölge İslamiyetle kısmen 8. ve 9. yy'da fiilen de Malazgirt Savaşından sonra tanışmıştır. Şehrin islamlaşmasında Hamza Baba diye bilinen ve evliyadan sayılan bir Selçuklu akıncısının önemli katkıları olduğu rivayetlerde geçer. Kendisinin mezarı türbe haline dönüştürülerek ilçenin Tekkeönü diye adlandırılan mevkinde korunarak halen muhafaza edilmektedir. Osmanlılar hakimiyetine ilk 2. Murat zamanında daha sonra da Candaroğlu Beyliğinin fiilen yıkılmasıyla girmiştir.Evliya Çelebi şehri "Çelebi Sultan Mehmet
Han fethetmiştir" demektedir.
Osmanlı padişahlarının neredeyse tüm doğu seferlerinde uğradıkları bir menzildir.Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve 4. Murad'ın ünlü İran seferlerinin anlatıldığı Ruznamelerde ilçe tüm detaylarıyla anlatılmış padişahlar her seferinde ilçeye ihsanlarda bulunmuştur. 4. Murad'ın 1635 Tebriz ve Revan Seferi Ruznamesinde ilçeden "...etrafı eknafi bağ ve bahçelerle ma'mur abadandır" diye bahsedilir.
Şehrin en önemli tarihi tasvirini Evliya Çelebi kendi Seyahatnamesinde yapmıştır. İlçeden günümüz Türkçesiyle "Yüz elli akçelik kazadır. Mamur nahiyeleri vardır. Ayan ve ulemesı çoktur. Havası ağırdır. Halkı Türk ve son derece yabancı dostu kimselerdir" diye bahseden Evliya Çelebi şehirle ilgili şu bilgilere yervermiştir "Şehir yüksek bir yerde üç bin kadar tahta ve kiremit örtülü eski usul evlerden mürekkeptir. Bir çok bağ ve bahçeleri vardır. Kozlu ve leblebili helvaları beğenilir. Tatlı kutu bozması beyaz süt gibidir ve çok meşhurdur..."
İpek yolu üzerinde kurulu olması ilçenin tarih boyunca gelişmiş bir ekonomiye sahip olmasını sağlamıştır. Yine Evliya Çelebi "Yedi han ve hamamları, üç yüz kırk dükkan ve kahvehaneleri, bir de demir kapılı kagir yapılı bir pazar yeri vardır ki her şey bulunur" demiştir
1923 Nufüs Mübadelesinde ve Milli Mücadele yıllarında sayıları 700'ü bulan birçok gayri müslim Ermeni ve Rum vatandaşı şehirden ayrılmıştır.Şehirde bu döneme kadar serbestçe kulandıkları kiliseler daha sonra farklı amaçlar için kullanılmak üzere restore ya da yeniden yapılandırmaya tabi tutulmuştur.
Tosya, Cumhuriyet tarihinin büyük depremlerinden 1 Kasım 1943 depreminin merkez üssüdür.Şehrin neredeyse tamamı bu depremde ağır hasar almış devlet 2. Dünya Savaşının devam ettiği bu dönemde içerisinde bulunduğu ağır ekonomik sıkıntıdan dolayı ilçeye gerekli yardımda bulunamamış ekonomik kalkınmasını bu dönemde ilçe kendi imkanlarıyla gerçekleştirmiştir...
Halkın geçim kaynağı tarım ve ticarete dayalıdır. En önemli tarım ürünü Türkiye'de ün yapmış olan Princidir. "Tosya Pirinci" Devrez vadisinde kısıtlı ve verimli bir alanda sınırlı sayıda üretildiği için değerlidir. Türkiye'nin ilk Prinç fabrikası da Atatürk'ün desteğiyle ilçede kurulmuştur. Ayrıca ilçe gelişmiş bir marangoz sanaayisine sahiptir. İlçede bu alana yönelik 500'den fazla marangozhane veya fabrika bulunmaktadır. Üretimin büyük kısmı ahşap kapı pencere ve kontraplak üzerinedir. Türkiye'deki her 10 kapı ve pencerenin 6'sını ilçe kendi imkanlarıyla üretmektedir.
İlçe Tekstil sektöründe de köklü bir geleneğe sahiptir. Evliya Çelebi "bütün halkının işi muayyer dokumaktır ki bu yüzden bedestenlerde çok sayıda muayyer alınıp satılır"
demiştir. Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar zamanında üretilen Sofu Kumaşı diye bilinen dönemin en yaygın kumaşlarının üretildiği Ankara'dan sonraki ikinci önemli merkezdir. Kapitilasyonların ve Sanayi Devriminin etkisiyle ülkeye giren ucuz İngiliz kumaşlarının karşısında Sofu kumaşı da yenik düşmüştür. Daha sonra Fransız yapımı ceket içi astarlarından ilham alınarak ve İlçedeki girişimcilerin başarısıyla 1950'lerde özgün bir "Tela" üretimi başlamıştır.İlçe telanın Türkiye pazarında duyulan ihtiyacın %50'sini tek başına karşılayabilmektedir. (Tela:ceket yapımında kullanılan sert ve dayanıklı teknik bir malzemedir. Pamuk ipliği ve keçi kılından otomatik veya yarı otomatik tezgahlarda üretilen ve ceket yapımında kumaşla astar arasına yerleştirilen özgün bir tekstil malzemesidir) Bunun haricinde ilçede pantolon yapımında hazır olarak kullanılan "kemer astarı" tiftikten dokunan "banyo kesesi" ve özellikle bel ağrılarına iyi geldiği düşünülen "kuşak" üretimi yapılmaktadır. Kese ve kuşakları hemcinsleri arasında değerli olup büyük ilgi görmektedir. El sanatları adına yine ilçeyle özdeşleşen ve Balkan savaşından sonra ilçeye yerleşen Rumeli göçmenleri tarafından ilçede özgün şekli verilen boynuz saplı baıçağı "Bıçkı" özel bir yere sahip olup değerli ve nadir olmasıyla koleksiyoncular adına önemli bir bıçak türü olarak kabul edilir.
Yeraltı zenginlikleri bakımından ilçede Linyit, Mermer ve Manganez bulunur. Bunlardan Linyit küçük işletmeler tarafından dağınık olarak halen çıkarılmaktadır.
En ünlü tarihi yapısı "Abdurrahman Paşa Camii" ya da halkın deyimiyle "Yeni Cami"dir. Eser 3.Murat Döneminde 1582'de inşa edilmiştir. Eserin inşasını ünlü Türk mimarı Mimar Sinan ilerleyen yaşına rağmen İstanbul'dan yönetmiştir. Yapının Hamisi veya yapıya adını veren Abdurrahman Paşa'nın Maraşlı bir devlet göevlisi olduğu tahmin edilmektedir. Klasik dönem Osmanlı mimarisinin özelliklerini başarıyla sergiler. Süleymaniye Camiine ve kendinden daha sonra yapılacak olan Sultanahmet camiini andıracak bir ara formda inşa edilmiş 4 ana fil ayağı üstüne ana kubbe ve etrafında 4 yarım kubbeyle tamamlanmış mermer işçiliği ve mermer mihrabıyla görkemli bir camiidir. Osmanlılar tarafından geliştirilen "Merkezi Plan" anlayışıyla bu planın en ileri örneği kabul edilen Sultanahmet Camine benzer ve bu yüzden Sultanahmet caminden önce yapıldığı için önemlidir. Bügun ayakta kalmayan eski Şadırvan'ı bu alanda inşa edilmiş seçkin örneklerden birisi olarak sayılmaktaydı. Camiinin Kendisine ait iki vakıf hamamı ve dükkanları bulunmaktaydı. Bölgesinde inşa edilmiş en büyük Osmanlı Camiilerinden biridir. Bunun haricinde ilçede 1600 yılında inşa edilen tek kubbeli "Pazar Cami" üstünde bulunan ve Mekke'den getirilen değerli ve parlak bir taşla (günümüzde parlaklığını kaybetmiştir)değerlidir. Diğer önemli tarihi eserleri ise Tekke Hamamı ve Rumlardan kalma 18.yy ve 19.yy Osmanlı evi özelliklerini sergileyen ve Safranbolu evlerine benzeyen tarihi "Gavur Konağı"dır.
İlçe 1864 yılında belediye statüsüne kavuşmuştur. Türkiye'de kişi başına düşen camii ortalamasında ilk sıralarda yer alan ilçe 60'dan fazla camiye sahiptir. 17.yy kaynaklarında dahi on bir mahalleli ilçede 21 caminin bulunduğu görülmektedir. İlçede ayrıca 12 lise, 13 İlköğretimokulu 2 Sağlık ocağı, bir Devlet Hastanesi, bir Halk Eğitim Merkezi ve bir Kütüphane bulunmaktadır.
Dünyaca Ünlü Türk hattatı ve bestekarı, Ayasofya camisinin dünyaca ünlü dev Hülefay-ı Raşidin levhalarını ve kubbe kuşağına Nur Ayet-i Kerimesini yazan, 1845'te Eyyüb Sultan Camii baş imamlığını (Ser-İmam-ı Hazreti Şehriyari) 1849'da Rumeli ve Anadolu kazaskerliklerini ve Sultan Abdüllaziz'in hat hocalığını yapan Kazasker Mustafa İzzet Efendi- Osmanlının ve Kanuni Sultan Süleyman devrinin ünlü nişancısı Fuzuli'nin ünlü Şikayetname'sini sunduğu Celalzade Nişancı Mustafa Efendi - Osmanlının ilk büyükelçisi 3. Selim dönemi Viyana sefiri, Türk yenileşmesinin sembol isimlerinden "Nemçe Seyahatnamesi" ile ünlü Ebubekir Ratıp Efendi- 93 Rus Harbi komutanlarından "Şipka Kahramanı" Müşir Süleyman Paşa - Balkan savaşının ünlü komutanlarından "İşkodra Kahramanı" diye anılan ve ünlü şair Yahya Kemal'in "Rumelinin Hasan Rızası" diye seslenip adına "Hasan Rıza'ya Sesleniş" adında şiir yazdığı Hasan Rıza Paşa - bugunkü Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ve ünlü BOYNER ailesi ile Posta işletmeleri Genel Müdür Muavini Ali İhsan KARACA Tosyalıdır ve Ünlü "Tiridine Bandım" türküsü ilçeye aittir.
Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına / Yavrusunu sinek kapmış gördün mü şeklinde çok yaygın olarak bilinen türkü Tosya yöresine aittir. Türkünün sözleri dinleyenlere saçma gelse de anlatılanlar saçma değildir. Tosya'nın meşhur princinin yetiştirildiği Kızılırmak'ın kollarından Devrez vadisinde mandaların sıcaktan korunmak için dereye sarkan söğüt dalları altında serinlemeleri; yavrularının ise henüz kuyrukları tam uzamadığı için civarda bolca bulunan sivrisinek / kene ve benzeri asalaklar tarafından rahatsız edilmeleri anlatılmaktadır.


Tosya beldeleri ve köyleri
İl: Kastamonu ● İlçe Merkezi: Tosya
Beldeler:
Ortalıca
Köyler:
Ahmetoğlu
| Akbük | Akseki | Aşağıberçin | Aşağıdikmen | Aşağıkayı | Bayat | Bürnük | Büyükkızılca | Çakırlar | Çaybaşı | Çaykapı | Çeltikçi | Çepni | Çevlik | Çifter | Çukurköy | Dağardı | Dağçatağı | Dedem | Ekincik | Ermelik | Gökçeöz | Gökomuz | Gövrecik | İncebel | Karabey | Karasapaça | Kargın | Kayaönü | Keçeli | Kınık | Kilkuyu | Kösen | Kuşçular | Küçükkızılca | Küçüksekiler | Mısmılağaç | Musaköy | Özboyu | Sapaca | Sekiler | Sevinçören | Sofular | Suluca | Şarakman | Yağcılar | Yenidoğan | Yukarıberçin | Yukarıdikmen | Yukarıkayı | Zincirlikuyu

 
Son düzenleme:
Konuyu Başlatan Benzer Konular Forum Cevaplar Tarih
aSqimSin Şehirlerimiz 19
aSqimSin Şehirlerimiz 10
aSqimSin Şehirlerimiz 38
aSqimSin Şehirlerimiz 10
M Şehirlerimiz 24
PaSikA Şehirlerimiz 54
RoCCo Şehirlerimiz 26
Bilge Gökçen Şehirlerimiz 22

Benzer Konular


Üst